Anayasa hukuku tüm üniteler konu anlatımları

ÜNİTE (1)• İmparatorluk dönemindeki anayasal gelişmeler merkezi hükümetle ayan temsilcileri arasında 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak belgesi ile başlamıştır. Bu gelişmeyi 1839 yılında ilan olunan Tanzimat Fermanı, 1856 yılında Islahat Fermanı ve 1876 yılında yürürlü¤e giren ve ilk anayasamız olan Kanun-u Esasi izlemiştir. Milli Mücadele dönemini ve bu geçiş döneminin Anayasası olan 1921 Anayasası’nın kurdu¤u hükümet sisteminin özelli¤ini açıklayabilmek.

• Mondros Mütarekesi’ni izleyen dönemde Anadolu’da başlayan işgaller kısa bir süre sonra Müdafaa-i Hukuk hareketlerini doğurmuştur. Bu süreçte kurulan BMM Hükümeti’nin dayandığı ilkeler 1921 Anayasası ile açıklığa kavuşturulmuştur. Bir geçiş

dönemi anayasası görünümündeki 1921 Anayasası, Anayasa Hukuku öğretisinde “Meclis Hükümeti” adıyla bilinen hükümet sistemini öngörmüştür. Anayasanın en önemli ve devrimci ilkesi, milli egemenlik ilkesidir. 1924 Anayasası’nın öngördüğü hükümet sisteminin genel yapısını ve uygulaması aşamasındaki demokrasi anlayışını belirleyebilmek.

• 1924 Anayasası ile meclis hükümeti ile parlamanter , hükümet arasında karma bir sistem kurulmuştur. Her iki sistemin özelliklerini bünyesinde barındıran melez bir hükümet modeli oluşturulmuştur.

• Anayasa hükümlerinin değiştirilmesi, olağan kanunların değiştirilmesine oranla daha zor koşullara bağlanmıştır. Ayrıca anayasanın hiçbir hükmünün hiçbir neden ve özür ile savsanamaması, işlerlikten alıkonamaması ve hiçbir kanunun anayasaya

aykırı olamaması öngörülerek, sert bir anayasa oluşturulmuştur.

• Anayasa demokratik bir öze sahip olmakla birlikte, çoğulcu demokrasi değil, çoğunlukçu bir demokrasi anlayışını yansıtmaktadır. Uygulamada, demokratik geleneklerin henüz sağlam biçimde yerleşmemiş olduğu bir ülkede bu anlayış ciddi sakıncalar da doğurmuştur. 1961 Anayasası’nın temel niteliklerini ve uygulanmasını açıklayabilmek.

• Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçilen 1961 Anayasasında bu yönde bazı ilkeler saptanmıştır;

- Anayasanın üstünlüğü ilkesi

- Kuvvetler ayrılığı ilkesi ve devlet iktidarının paylaşılması,

- Çoğulcu toplum yapısının geliştirilmesi,

- Temel hakların genişletilmesi ve güçlendirilmesi.

• 1961 Anayasası ile devletin toplumsal barışı ve adaleti sağlamak amacıyla ekonomik ve toplumsal yaşama müdahalesini ifade eden sosyal devlet ilkesi getirilmiştir.

• Anayasanın uygulanması sürecindeki en önemli dönemeç 12 Mart 1971 Askeri Müdahalesi olmuştur. Müdahaleyi izleyen dönemde getirilen ana değişiklikleri şöyle sıralayabiliriz;

- Yürütme organı yasama ve yargı organlarına karşı güçlendirilmiştir.

- Temel hak ve özgürlükler sınırlandırılmıştır.

- Yargı denetimine sınırlamalar getirilmiştir.

ÜNİTE(2)milli güvenlik konseyi rejimi ve 1983 anayasası’nın başlıca özellikleri Konsey rejimi, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askeri müdahale sonrasında oluşturulmuş ve Anayasa Düzeni Hakkındaki Kanunun 2. maddesi gereğince; TBMM’ye, Millet Meclisi’ne ve Cumhuriyet Senatosu’na ait görev ve yetkileri 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren geçici olarak Milli Güvenlik Konseyi’ne; Cumhurbaşkanı’na ait olan görev ve yetkiler de Konsey başkanına bırakılmıştır. Aynı kanunun 1. maddesi uyarınca; Konsey, kurucu iktidar olarak Anayasayı değiştirme yetkisiyle donatılmıştır. 1961 ve 1982 Anayasalarının yapım süreçlerindeki farkları sıralayabilmek.

• 1961 Anayasası’nın oluşumunda, Temsilciler Meclisi daha temsili bir niteliği haiz iken, aynı durumu 1982 Anayasası’nın oluşumundaki Danışma Meclisi’nde göremiyoruz. Bu farklılık, Danışma Meclisi’ni çok daha fazla bürokrasi ağırlıklı bir kuruluş haline getirmiştir.

• Temsilciler Meclisi Milli Birlik Komitesi karşısında, Danışma Meclisi’nin Milli Güvenlik Konseyi karşısındaki durumuna oranla daha geniş yetkili bir

kuruluştur. 1982 Anayasası’nın başlıca özelliklerini tespit edebilmek.

• Bir tepki anayasası olması nedeniyle aşırı düzenleyici bir yöntemle hazırlanmıştır.

• 1961 Anayasası’ndan daha katı niteliktedir.

• Otorite – hürriyet dengesinde, otoritenin ağırlığını arttırmıştır.

• Siyasal sistemde görülen tıkanmaları giderici ve bunalım olasılıklarını azaltıcı hükümler öngörmüştür.

• 1961 Anayasası’na oranla daha az katılmacı bir demokrasi modeli benimsemiştir

ÜNİTE(3)devletin temel ilkeleri 1. Cumhuriyetçilik, başta devlet başkanı olmak üzere devletin başlıca temel organlarının seçim ilkesine göre kurulmuş olduğu, bunların oluşumunda özellikle veraset ilkesinin rol almadığı bir hükümet sistemini öngören ilkeyi ifade eder. Atatürk Milliyetçiliği’ni diğer milliyetçilik anlayışlarından ayırabilmek.• Atatürk Milliyetçiliği’nin diğer milliyetçilik anlayışlarından temel ayrımını şöyle özetleyebiliriz: Atatürk milliyetçiliği akılcı, çağdaş, uygar, ileriye dönük, demokratik, toplayıcı, birleştirici, insani ve barışçıdır. Bu milliyetçilik anlayışı, ırkçılığa, şovenizme

ve saldırganlığa karşıdır. Laikliğin unsurlarını sıralayabilmek.

• Laiklik ilkesinin en temel unsurlarını dört ana başlıkta toplayabiliriz. Buna göre;

- Resmi bir devlet dininin olmaması,

- Devletin, bütün dinlerin mensuplarına eşit davranması,

- Din kurumlarıyla devlet kurumlarının ayrılmış olması,

- Devlet yönetiminin din kurallarından etkilenmemesi.

Türk Anayasa Hukuku bakımından demokratik devlet, serbest seçim ve çok partili siyasal yaşam konularını açıklayabilmek.

• Türk Anayasa Hukuku’nda demokratik devleti öngören egemenlik kayıtsız şartsız millettindir kuralı ilk defa 1921 Anayasası’nda ifade edilmiş, 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında da aynen yinelenmiştir. Egemenliğin bir kişiden bütün bir millete geçmesi

ve bunu takip eden süreçte devletin hükümet sisteminin de bu esaslar çerçevesinde halkın kendi kendisini yönetmesine dayanması demokratik bir rejimin varlığı için gereklidir. 1921 ve 1924 Anayasalarında egemenliğin kullanımı ve temsili yalnızca

yasama organına bırakılmış iken, 1961 ve 1982 Anayasaları’nda bu düzenleme, egemenliğin Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlarca kullanılacağı biçiminde değişikliğe uğramıştır.Demokrasi, yöneticilerin yönetilenler tarafından serbest ve dürüst seçimler yoluyla seçildikleri bir rejim olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla, seçme hakkı ve seçim özgürlüğü demokratik bir devlet yönetiminin vazgeçilmez koşullarıdır. Bunun gerçekleştirilmesi için kullanılan araçlar seçimler ve halkoylamalarıdır. Bu iki aracın kullanımında serbest, eşit, gizli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına uyulmalı; ayrıca, seçimler ve halkoylamaları yargı yönetim ve denetimi altında yapılmalıdır. Seçim serbestisi ilkesinin anlam ifade edebilmesi için seçmenlerin çeşitli seçenekler arasında serbest bir seçme yapabilmeleri gerekir. Çağdaş demokratik rejimlerde bu seçenekler siyasal partiler tarafından oluşturulur ve buna modern demokrasilerde partiler demokrasisi denilir. Cumhuriyet sonrası ilk dönemlerde bir iki çok partili siyasal yaşam deneyimi olmakla birlikte; dönemin koşulları bunu devamını engellemiş ve istikrarlı bir çok partili siyasal yaşamın başlaması için 1946 yılına kadar beklenmek zorunda kalınmıştır.

ünite(4)devletin temel ilkeleri 2.
• 1982 Anayasası ile devletin insan haklarına saygılı olacağı belirtilmiştir. Herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulamaz, devredilmez, temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu anlayışına karşın temel hak ve özgürlüklerin kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilerekarşı ödev ve sorumluluklar içerdiği de düzenlenmiştir. Yine 1982 Anayasası gerek devlete karşı ileri sürülüp, korunacak temel hak ve özgürlükler anlayışına gerekse de çağdaş sosyal devletin özgürleştirme anlayışına yer vermiştir. Ancak, 1982 Anayasası bireyin temel hak ve özgürlüklerine devlet otoritesi karşısında daha güçsüz bir konuma sokmuştur. Hukuk Devletinin ilkelerini saptayabilmek.

• Yurttaşların, hukuki güvenlik içinde bulundukları, Devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı oldukları bir sistemi anlatan hukuk devletinin temel nitelikleri şunlardır;

- Yürütme işlemlerinin yargısal denetim altında olması

- Yasama işlemlerinin yargısal denetim altında, olması

- Yargı bağımsızlığı

- Kanuni hakim güvencesi

- Ceza sorumluluğu ilkeleri

- Hukukun genel ilkelerine bağlılık Sosyal devletin anlamını açıklayabilmek.

• 20. yüzyılda batı demokrasilerinde geliştirilen ve bir diğer ifade ile refah devleti olarak nitelendirilen sosyal devlet, devletin toplumsal ve ekonomik yaşama müdahalesini gerekli gören bir devlet yaklaşımıdır. 19. yüzyılda liberal felsefeden etkilenen jandarma devlet anlayışından farklı olarak sosyal devlet anlayışı, devletin görevlerini iç ve dış savunma ile sınırlı kabul etmemekte aynı zamanda devletin ekonomik yaşamada karışmasını zorunlu görmektedir. Eşitlik kavramının türlerini belirleyebilmek.

• Eşitlik ilkesinin, genel anlamda, şekli ve maddi olmak üzere iki türü söz konusudur.Şekli hukuki eşitlik, kanunların genel ve soyut nitelik taşıması ve bu niteliği gereğince herkese eşit olarak uygulanmasıdır. Maddi hukuki eşitlik ise aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit davranma zorunluluğunu ifade eder.

ÜNİTE(5)kurucu iktidar:anayasayı değiştirme sorunu
• Bir devletin anayasasını yapma ve değiştirme iktidarına, kurucu iktidar adı verilmektedir. Bir anayasanın tümden yeniden yaratılması halinde asli kurucu iktidardan, mevcut bir anayasanın bazı hükümlerinin değiştirilmesi halinde tali kurucu iktidardan

söz edilmektedir. Tali kurucu iktidarın yetkisi anayasayı tamamen adi kanunlarla aynı usuller içerisinde değiştirebilmek ile anayasayı hiçbir şekilde değiştirememek arasında pek çok şekilde görülmektedir. Osmanlı-Türk Anayasa tarihinde tek yumuşak anayasa

olarak nitelendirilen 1921 Anayasası’ndan sonraki tüm anayasalarda, değiştirme sorununa ilişkin olarak özel düzenlemeler getirilmiştir. 1982 Anayasası’nın sertlik eğilimi, değiştirilmesi hiç mümkün olmayan hükümlere ilişkin düzenlemelerde ve değişiklik konusunda benimsediği karmaşık yöntemde kendisini göstermektedir. 1982 Anayasası, anayasa değişikliklerinin anayasaya uygunluğunun denetiminin sadece şekil açısından mümkün olduğu görüşünü benimsemiştir. Anayasayı değiştirme sürecinin aşamalarını

sıralayabilmek.

• Teklif ; Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayı sının en az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilir.

• Görüşme ; Anayasa değişiklik teklişeri Genel Kurul’da iki kez görüşülür. ‹kinci görüşmeye birinci görüşmenin bitiminden kırk sekiz saat geçmeden başlanamaz. ‹kinci görüşmede, sadece maddeler üzerinde verilmiş olan değişiklik önergeleri görüşülür.

• Karar ; 3361 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik ile, Anayasa’da, üye tamsayısının beşte üçü ve üçte ikisi olmak üzere iki değişik karar yeter sayısı öngörülmüştür. Anayasa değişiklik teklişerinin kabulüne ilişkin 3361 sayılı Kanun’la getirilen bir yenilik de oylamanın gizli olması zorunluluğudur.

• Onay ; Anayasa’nın 3361 sayılı Kanun’la değişik 175. maddesi, Anayasa’nın ilk metninde olduğu gibi, anayasa değişikliklerini onaylama yetkisini Cumhurbaşkanı ile halk arasında paylaştırmaktadır. Ancak karar çoğunluğunun beşte üç veya üçte iki olu- şuna göre izlenecek yollar farklıdır. Anayasa değişikliği teklifi, beşte üç veya daha fazla fakat üçte ikiden az oyla kabul edildiği takdirde, Cumhurbaşkanı’nın kanunu tekrar görüşülmek üzere Meclis’e iade etmesi veya kanunun halkoyuna sunulması gibi iki ihtimal ortaya çıkar. Cumhurbaşkanı’nın iadesi halinde anayasa değişikliği sürecinin devam edebilmesi için, Meclis’in bu kanunu üye tamsayısının en az üçte iki çoğunluğu ile aynen kabul etmesi gerekir. Bu durumda Cumhurbaşkanı, kanunu halkoyuna sunabilir veya onaylayarak kesinleştirebilir. Cumhurbaşkanı beşte üçle üçte iki arasındaki oyla kabul edilmiş bir anayasa değişikliğini iade etmezse söz konusu kanunun halkoyuna sunulması zorunludur. Diğer bir deyimle bu durumda Anayasa, zorunlu halkoylaması yöntemini benimsemiş ve üçte ikiden az oyla kabul edilen bir anayasa değişikliğinin sadece Cumhurbaşkanı’nın onayıyla kesinleşmesine izin vermemiştir. Anayasa değişikliklerinin denetim usullerini belirleyebilmek.

• Anayasa değişikliklerinin anayasa uygunluğunun denetimi, şekil ve esas olmak üzere iki düzeyde söz konusu olabilir. Anayasa değişikliklerinin şekil yönünden anayasaya uygunluğunun denetimi, bu değişikliklerin anayasada düzenlenen usul ve şekil kurallarına uygun olarak yapılıp yapılmadıklarının incelenmesini içerir.

ÜNİTE(6)kuvvetler ayrılığı
Egemenlik ve devlet kudreti tektir ve bölünmezdir. İktidarın fonksiyonları (yasama, yürütme, yargı), iktidarın değişik kullanım biçimleridir. İktidarın organları

ise, iktidarın çeşitli fonksiyonlarını yerine getirmekle görevli kişi veya kuruluşlardır (örneğin Bakanlar Kurulu, Yargıtay). Günümüzde kuvvetler ayrılığı deyimi kullanılırken kastedilen, gerçekte fonksiyonlar ayrılığıdır. Devletin hukuki fonksiyonlarının, maddi, şekli ve organik tasniflerini açıklayabilmek.

• Devletin hukuki fonksiyonları yasama, yürütme ve yargı olarak üçe ayrılmakta, fakat bu kavramların nasıl tanımlanması gerektiği tartışılmaktadır. Bir görüş, devletin hukuki fonksiyonlarının tasnifini, bu fonksiyonların ifasında başvurulan işlemlerin hukuki mahiyetine dayandırmaktadır (maddi tasnif). Diğer bir görüş ise, devletin fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların ifa aracı olan hukuki işlemleri, bu işlemleri yapan organa (organik tasnif) ve yapılış şekillerine göre (şekli tasnif) tasnif etmektedir. 1924, 1961 ve 1982 Anayasaları’nda, kuvvetler ayrılığının nasıl düzenlendiğini belirleyebilmek.

• Türkiye’de 1924 Anayasası’nın 5. maddesinde kuvvetler birliği anlamına gelen bir ifade kullanılmakla beraber aslında fonksiyonlar ayrılığı gerçekleştirilmiştir. 1961 Anayasası da 1924 Anayasası’nın sistemini benimsemiş, ancak yargı organının bağımsızlığı konusunda daha güvenli bir sistem getirmiştir. 1982 Anayasası ise kuvvetler ayrılığı sistemini benimsemekle birlikte, yürütmeyi sadece bir görev değil, aynı zamanda yetki olarak nitelendirmiştir. Bu durum kendisini 1982 Anayasası’nda Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri ile Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterir.

ÜNİTE(7)yasama fonksiyonu ve yasama işlemleri
• 1982 Anayasası kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak olarak ifade ettiği yasama yetkisinin TBMM’ye ait olduğunu belirtmiştir. Ancak 1982 Anayasası Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini tanıyarak, devredilmezlik ilkesine bir istisna oluşturmuştur.

• Maddi anlamda kanun yapma, kural-işlemler meydana getirme yetkisi olarak tanımlanırken, diğer yetkiler (mesela ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar verme) gene kanun yoluyla kullanılmalarına rağmen, şekli anlamda kanun sayılmaktadırlar. Yasama işlevinin niteliklerinin neler olduğunu belirleyebilmek.

• Yasama yetkisinin niteliklerinden olan genellik ilkesi, anayasaya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceğini; ilkellik ilkesi, yasama organının bir konuyu, araya herhangi başka bir işlem girmeksizin düzenleyebileceğini; devredilmezlik

ilkesi, yasama organının anayasadan veya kanunlardan aldığı yetkileri bu metinlerde açık bir izin olmadıkça bir başka devlet organına devredemeyeceğini ifade etmektedir.

Yasama işlemi türlerini sıralayabilmek.

• Yasama yetkisinin konusunu oluşturan kanun, yasama organı tarafından bu ad altında ve belirli usullere uyularak yapılan her türlü işlemdir. Ancak yasama organının maddi bakımdan yargı işlemi niteliğinde bir işlemi kanun biçiminde yapması mümkün

değildir.

• Anayasa, kanun biçiminde yapılan bazı yasama işlemlerini, taşıdıkları özel nitelikler sebebiyle özel görüşme usulüne, hatta özel hukuki statüye tabi tutmuştur. Bunlar bütçe ve kesin hesap kanunu ile milletlerarası antlaşmaların uygun bulunması hakkındaki kanunlardır.

• TBMM’nin yasama meclislerinin iç örgütlenişine ve çalışmalarına ilişkin kararları ile yasama meclisinin, yürütme organı ile olan ilişkilerine dair kararları, parlamento kararlarını oluşturmaktadır.

• Yasama meclislerinin kendi iç çalışmalarını düzenlemek amacıyla koydukları kurallara içtüzük adı verilmektedir. İçtüzükler, biçimsel olarak parlamento kararı kategorisine girmektedir

ünite 12——————————————————————————–

Başbakan, Bakanlar Kurulu ve Hükümet Sisteminin Niteliği
Bakanlar Kurulu’nun kuruluşunu belirleyebilmek.

• 1982 Anayasası’na göre Bakanlar Kurulu, Başbakan e bakanlardan oluşur. Başbakan, Cumhurbaşanı’nca TBMM yeleri arasından atanır. Bakanlar TBMM üyeleri veya milletvekilliğine seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkan’ınca atanır.

Bakanlar Kurulu’nun yapısını açıklayabilmek.

• Bakanlar Kurulu, Başbakan ve bakanlardan oluşan kollektif bir karar organı olmakla birlikte, Başbakanı n özel bir siyasal liderlik mevkii söz konusudur. Gerçi Başbakan, bakanların idare hukukundaki anlamında hiyerarşik amiri değildir ama, Bakanlar Kurulu içinde hiç değilse eşitler arasında birincidir.

Bakanların siyasal, cezai ve hukuki sorumluluklarının niteliğini saptayabilmek.

• Bakanların siyasal sorumluluğu, parlamanter rejimin temel kuralıdır; siyasal sorumluluğu gerçekleştirecek anayasal yöntem ise güvenoyu mekanizması dır. Bakanların görevleri ile ilgili suçlardan doğan sorumlulukları, Meclis tarafından Yüce Divan’a sevkedilmeleri halinde söz konusu olmaktadır. Bakanların görevleri ile ilgili olarak devlete verdikleri zarardan doğan hukuki sorumlulukları konusundaki davaların genel mahkemelerde görülmesi gerekmektedir.

Hükümet sitemlerini birbirinden ayırt edebilmek.

• Yasama ve yürütme kuvvetlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin niteliğine göre başkanlık hükümeti sistemi, parlamanter rejim ve meclis hükümeti sistemi olmak üzere, üç hükümet sisteminin varlığından söz edilmektedir. Yasama ve yürütme kuvvetlerinin yumuşak ve dengeli ayrılığı olarak tanımlanan parlamanter rejimin zorunlu şartları Bakanlar Kurulu’nun yasama organı önündeki siyasal sorumluluğu, yürütme organın parlamentoyu fesih yetkisi ve siyasal bakımdan sorumsuz devlet baş-kanının varlığıdır.

1982 Anayasası’nda öngörülen parlamanter rejimin özelliklerini saptayabilmek.

• 1982 Anayasası Cumhurbaşkanı’na klasik parlamanter rejimlerdeki devlet başkanının rolünü hayli alfan bir mevki vermiş olmakla beraber, parlamanter rejimin en önemli ve tanımlayıcı unsuru olan, hükümetin parlamento karşısındaki siyasal sorumluluğu ilkesi aynen korunmuştur. Cumhurbaşkanı’nın siyasal sorumsuzluğu kabul edilerek parlamanter rejimin ikinci önemli unsuruna yer verilmiştir. Nihayet 1982 Anayasası’nın benimsediği hükümet sistemi, fesih veya parlamento seçimlerinin yenilenmesi müessesesi açısından da parlamanter rejim özelliklerini taşımaktadır.

ünite 13

——————————————————————————–

Olağanüstü Yönetim Usulleri
Olağanüstü yönetim usullerinin hangi gereksinimler sonucu ortaya çıktığını saptayabilmek.
• Olağanüstü yönetim usulleri, devletin normal hukuk düzeninin kuralları ile karşılanmasına imkan olmayan olağanüstü bir tehdit veya tehlike karşısında başvurduğu özel yönetim usulleridir.
1961 ve 1982 Anayasaları’nın öngördüğü olağanüstü yönetim usullerini sebep ve konu unsurları bakımından karşılaştırabilmek.
• 1961 Anayasası iki türlü olağanüstü yönetim usulüne yer vermişken, 1982 Anayasası şiddet olaylarına dayanan bir olağanüstü hal rejimi de yaratarak, üç türlü olağanüstü yönetim usulü öngörmüştür. Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Anayasa’da belirlenen hallerde yurdun bazı yerlerinde veya tamamında süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilanına yetkilidir.
• Olağanüstü halin konusu vatandaşlara bir takım para, mal ve çalışma yükümlülükleri yüklemek olabileceği gibi, durumun gereğine göre temel hak ve hürriyetleri sınırlamak veya durdurmak da olabilir. Sıkıyönetim ilanı halinde, kolluk yetkileri askeri makamlara geçmekte ve bazı suçlar sıkıyönetim askeri mahkemelerinde yargılanmaktadır.
Olağanüstü hal rejiminde yargısal denetimin nasıl gerçekleştiğini açıklayabilmek.
• Olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilanı ve TBMM tarafından onanması işlemlerinin yargı organınca denetlenmesi mümkün değildir; bununla birlikte, sıkı- yönetimde idari yargı yolunun kapalı olmasına karşılık olağanüstü halde yetkili idari makamların gerçekleştirdikleri işlemler, idari yargının denetimine tabidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Kuruluşu, Milletvekillerinin Seçimi ve Hukuki Statüleri
Milletvekilli seçim sisteminin özelliklerini açıklayabilmek.

• 1982 Anayasası beş yılda bir yapılan genel seçimler sonucunda oluşan tek meclisli yasama organı sistemini benimsemiştir. TBMM’nin oluşumunda nisbi temsilin d’Hondt yöntemi kabul edilmekle birlikte, Milletvekili Seçimi Kanunu bir kısım seçim çevreleri bakımından nisbi temsille çoğunluk sistemini birleştiren karma bir sistem benimsemiştir. Milletvekili Seçimi Kanununa göre, Türkiye her biri altı milletvekili çıkaracak çevrelere bölünmekte ve her seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısı Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenmektedir. Seçmenler tercihli oy kullanmak imkanına sahiptirler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin hukuki statüsünü belirleyebilmek.

• Seçimler sonucunda milletvekili sıfatını kazananlar Anayasaya göre bütün milleti temsil ederler. Milletvekilliği statüsünün diğer unsurları, milletvekilliği andına ilişkin hüküm, milletvekilliği ile bağdaşmayan işler, yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı, milletvekilliğinin düşmesi ve milletvekillerinin mali statüleridir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğiyle bağdaşmayan işleri sıralayabilmek.

• Yasama uyumsuzluğu Anayasanın 87. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre milletvekilleri, devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ile onlara bağlı kuruluşlarda, devletin bir biçimde dahil olduğu girişim ve ortaklıklarda, özel gelir kaynakları ve olanakları kanunla sağlanmış kamu yararına çalışan derneklerde, Devletin yardımını alan ve vergi bağışıklığı olan vakıflarda, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalarda ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları girişim ya da ortaklıklarda yönetim ve denetim kurullarında görev alamayacakları gibi vekil olamayacaklar herhangi bir taahhüt işini doğrudan ya da dolaylı olarak kabul edemezler. Yine, temsilcilik, hakemlik yapamaz, yürütme organının öneri, inha, atama veya onamasına bağlı resmi ya da özel herhangi bir işle görevlendirilemezler.

Yasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığı kavramlarını tanımlayabilmek.

• Milletvekilleri, meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden; mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan yasama sorumsuzluğu kapsamında sorumlu tutulamazlar. Yasama sorumsuzluğunun amacı, milletvekillerinin Meclisteki söz ve düşünce hürriyetini korumaktır.

• Yasama dokunulmazlığı nedeniyle bir milletvekili seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülerek, Meclisin kararı olmadan, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Dokunulmazlı k nedeniyle, milletvekili hakkında, seçimden önce veya sonra verilmiş bir ceza hükmünün yerine getirilmesi, üyelik sıfatının sona ermesine bırakılmaktadır. Bu durumda zamanaşımı süreleri işlememektedir.

• TBMM tarafından, Anayasada belirtilen durumlarda milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına veya üyeliğin düşmesine karar verilmesi halinde, bu kararların iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması mümkündür.

Bir önceki yazımız olan Pazarlama Yönetimi Önemli Notlar başlıklı makalemizde Açıköğretim, açıköğretim dersleri ve Notları hakkında bilgiler verilmektedir.

Incoming search terms:

idobüs
dekorasyon yeni mobilya modelleri ido Mobilya Modelleri Ve Fiyatı sgk sorgulama aöf