Devlet Bütçesi Kısa Ders Notları

Alexander Hamilton: Etkinliğin ve düzenin sağlanması için güçün merkezileştirmesini savunmuştur.
T.Jefferson: Etkinliğin azalması pahasına da olsa gücün yayılması tezini yani yerinden yönetimi savunmuştur.
Remy Prud’homme: Bütün ülkelerin merkezi bir devleti vardır, fakat bütün ülkelerin yerel yönetimi yoktur.
U.Hicks: Refah ekonomisi teorisi(iktisadi Optimumu) şöyle açıklar; Söz konusu husus mümkün olan çeşitli amaçlardan en iyisini veya ekonomik olmayan belli bir amaca ulaşabilmek için ekonomik yönden en iyi yolu bulacak iktisat politikasının isabetli kriterlerini tayin etmektir. Tatminkar bir yerel yönetimin büyüklüğü nüfusun tipine ve yoğunluğuna bağlı olarak muhtemelen ülkeden ülkeye değişir. 1980’lere gelinirken karma ekonomilerde giderek bir merkeziyetçilik eğiliminin belirlenmesine karşın sosyalist ekonomilerde nisbi olarak bir ademi merkeziyet özleminin belirdiği görüşünü ileri sürmüştür. Bağışlar uyarıcı bir özelliğe sahiptirler.
A.Marshall: (Neoklasiktir)Kardinal fayda kavramını savunmuş ve Bir malın azalan marjinal fayda eğrisi ile talep eğrisi özdeş olduğundan faydanın fiyatlarla ölçülmesi mümkündür, bir malın fiyatı o malın faydasının yani sağlayacağı tatmininin bir ölçüsüdür. Dışsallık konusu literatüre ilk bu düşünür ile girmiş, tam rekabet ya hiç olmayan ya da ender olarak gerçekleşen bir durumdur, dolayısıyla otomatik ve devamlı bir optimum düşünülemez savını savunmuştur.
V.Pareto: başta olmak üzere Modern iktisatçılar fayda rakamla ölçülemez demiştir ve Ordinal Fayda kavramını getirmişlerdir.Bir toplumun üyeleri belli bir durumda bu durumu toplum üyelerinden her birinin sağladığı tatminde çoğalma yada azalma olmaksızın değiştirecek bir çözüm bulmadıkları sürece maksimum tatmini sağlar, bir kimsenin durumu başkalarının durumunu bozmadan iyileştirilemiyorsa bu bir optimum durumun varlığını kanıtlar.
R.A.Musgrave; Değerlendirilmiş mal deyimini literatüre sokmuştur.İktisadi refahı gerçekleştirmek yönünden kamu ekonomisinin görevleri şunlardır; kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması, adil bir gelir dağılımının gerçekleştirilmesi, iktisadi istikrarın temin edilmesi, iktisadi büyümeyi sağlamak.

C.Tiebout: Yerel yönetimler arasındaki rekabet bu idareleri bireylerin istedikleri malları etkin bir biçimde üretmeye sevk edecektir çünkü bireyler, özel malları satın alırken açıkladıkları tercihlerini bölgesel kamu mallar için de oy verirken açıklayacaklardır, buna Tiebout etkisi denir.
Albert Mensell: (1922 yılı, alman yazarı) Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasındaki kaynakların bölüşülmesine ilişkin ilk bilimsel yaklaşımın sahibidir.
J.Popitz: merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında hem gider hem de gelir bölüşümü yönlerinden yaklaşımın zorunlu olduğunu belirtmiştir.
F.Neumark: Mali tevzin-Mali denkleştirme deyimi ile bilinir. Mali tevzin deyimi Türk maliye literatürüne bununla girmiştir.Merkezi yönetim özelliği taşımayan mütün yapıları ayrı ayrı dikkate alacak olursak, bunların maliye bakımından önemli bir rol oynamadığını görürüz, fakat bunların hepsi bir arada önemli bir rol oynar ki, bu gibi yapıları ihmal etmek doğru olmaz.
H.Barthelemy:Merkeziyetçiliğin güçlü, ademi merkeziyetçiliğin ise özgür bir ülke oluşturacağını ifade etmiştir.
Hans Ritsch: Hizmet bölüşümü mali tevzin için her şeyden önce bir tarihtir.Vatan savunması, dış politika, ulaştırma işleri, para politikası, en yüksek yargı organı gibi merkezi hizmetler doğal olarak zaten merkezi yönetimdedir. Rekabet sisteminin sonsuz vergileme yetkisini ifade ettiğini söylemektedir.
Werner Z.Hirsch: Elektrik enerjisi, su dağıtımı, kütüphaneler, refah, yangına karşı korunma gibi kamu hizmetlerinden ufak yersel ve havasal fayda taşmaları beklenebilir.
Von Miquel: Bazı vergilerin yerel yönetimlere bırakılması yolundaki görüşün öncüsüdür. Şahsi vergiler tekniklerle şahsileştirilip adil hale getirilebilir, yerel yönetimlerin faaliyetleri ayni vergilerin konusu üzerinde etkili olur.
John Due: Koşullu bağışların dağıtımı konusunda iki kriter vardır, 1-yerel yönetimlerin sadece harcama ihtiyaçları dikkate alınır, 2- bölgenin fakirlik ve zenginlik durumları da göz önünde tutulup aynı zamanda eşitleyici amaçların da gerçekleştirilmesi sağlanır.
E.HoWard: 1900’lerde bahçe kentler önerisini ileri sürmüş, kentlerin ölçüsüz büyümesi ve nüfusunun büyük ölçüde artması gibi hususlar pek önemsenmemiştir. Kentlerde varolan teknik ve ekonomik olanaklarla yok olan ve gittikçe azalan doğayı bir araya getirmeyi düşünür.

Alexander Hamilton: Etkinliğin ve düzenin sağlanması için güçün merkezileştirmesini savunmuştur.
T.Jefferson: Etkinliğin azalması pahasına da olsa gücün yayılması tezini yani yerinden yönetimi savunmuştur.
Remy Prud’homme: Bütün ülkelerin merkezi bir devleti vardır, fakat bütün ülkelerin yerel yönetimi yoktur.
U.Hicks: Refah ekonomisi teorisi(iktisadi Optimumu) şöyle açıklar; Söz konusu husus mümkün olan çeşitli amaçlardan en iyisini veya ekonomik olmayan belli bir amaca ulaşabilmek için ekonomik yönden en iyi yolu bulacak iktisat politikasının isabetli kriterlerini tayin etmektir. Tatminkar bir yerel yönetimin büyüklüğü nüfusun tipine ve yoğunluğuna bağlı olarak muhtemelen ülkeden ülkeye değişir. 1980’lere gelinirken karma ekonomilerde giderek bir merkeziyetçilik eğiliminin belirlenmesine karşın sosyalist ekonomilerde nisbi olarak bir ademi merkeziyet özleminin belirdiği görüşünü ileri sürmüştür. Bağışlar uyarıcı bir özelliğe sahiptirler.
A.Marshall: (Neoklasiktir)Kardinal fayda kavramını savunmuş ve Bir malın azalan marjinal fayda eğrisi ile talep eğrisi özdeş olduğundan faydanın fiyatlarla ölçülmesi mümkündür, bir malın fiyatı o malın faydasının yani sağlayacağı tatmininin bir ölçüsüdür. Dışsallık konusu literatüre ilk bu düşünür ile girmiş, tam rekabet ya hiç olmayan ya da ender olarak gerçekleşen bir durumdur, dolayısıyla otomatik ve devamlı bir optimum düşünülemez savını savunmuştur.
V.Pareto: başta olmak üzere Modern iktisatçılar fayda rakamla ölçülemez demiştir ve Ordinal Fayda kavramını getirmişlerdir.Bir toplumun üyeleri belli bir durumda bu durumu toplum üyelerinden her birinin sağladığı tatminde çoğalma yada azalma olmaksızın değiştirecek bir çözüm bulmadıkları sürece maksimum tatmini sağlar, bir kimsenin durumu başkalarının durumunu bozmadan iyileştirilemiyorsa bu bir optimum durumun varlığını kanıtlar.
R.A.Musgrave; Değerlendirilmiş mal deyimini literatüre sokmuştur.İktisadi refahı gerçekleştirmek yönünden kamu ekonomisinin görevleri şunlardır; kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması, adil bir gelir dağılımının gerçekleştirilmesi, iktisadi istikrarın temin edilmesi, iktisadi büyümeyi sağlamak.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir