Endüstri ilişkiler ünite 3 ders notları

Endüstri ilişkiler ünite 3
Klasik yaklaşım
– endüstri ilişkileri alanında ilk kuramsal çalışmayı yaparak temellerini atanlar , iki İngiliz araştırmacı; sidney ve beatrice webb olmuştur.
– Webb’ler yaptıkları ilk çalışmada işçi sendikalarının işlevleri üzerinde durmuşlar ve işçi sendikalarının temel amacının ücretlilerin çalışma koşullarını geliştirmek ve korumak olduğunu ileri sürmüşlerdir.
– Webb’ler 1897 yılında yayınladıkları “ındustrial democracy” (endüstriyel demokrasi) adlı kitap ta sendikaların siyasi faaliyetleri ile yasal düzenlemelerin endüstriyel demokrasi üzerindeki etkisine değinmişlerdir.
– Endüstriyel demokrasi: insanın kişiliğine saygı gösterilen ve tüm bireylerin fırsat açısından eşit olduğu, ancak sarf ettikleri çaba teşebbüs gücü ve sahip oldukları zihinsel ve bedensel niteliklerle bir toplum düzenidir.
– Sidney ve beatrice webb, kuramlarını 3temel kavram üzerine oturtmaktadır:
1- İşçilerin ve işverenlerin sendikalaşma hakkı
2- Toplu pazarlık hakkı 3-Grev ve lokavta başvurma hakkı
– Webbler sendikaların amaçlarını gerçekleştirmek için 2temel süreç olduğunu belirtmektedir. Birincisi toplu pazarlık süreci, ikincisi ise yasal düzenleme sürecinin kullanılmasıdır.
– Webblere göre devlet, işçilerin işverenlerin sendikalaşma, toplu pazarlık grev ve lokavt haklarından yararlanmalarını önleyecek yasal engeller getirmekten kaçınmalıdır.
– Webb in katkıları
1- Klasik iktisatçıların işgücüne yönelik politikalar belirlemelerinde yönlendirici olmuştur.
2- Sendikacılık ile işçilerin ve işverenlerin toplu pazarlık gücüne ilişkin bir kuram geliştiren ilk teorisyenlerdir.
3- Çalışmalarını deneysel araştırmalara dayandırmaktadır.
– Klasik yaklaşımın uygulama alanının daralmasına yol açan gelişme: devlet müdahalesinin artmasıdır
Marksist yaklaşım
– Kapitalist toplum içinde endüstri ilişkilerinin analizine yönelik uygulamaları da içeren, toplumun ve sosyal değişimin genel bir kuramıdır.
– Marksist teorinin endüstri ilişkilerine uyarlanması doğrudan marks’ın kendisi tarafından değil, Allen, Vidal, ve hyman gibi daha sonraki Marksist kuramcılar tarafından yapılmıştır.
– Marksist kuramının başlangıç noktası: toplumsal değişim evrenseldir.
– Marksistler için amaç sınıfsız toplumdur.
– Marksist yaklaşım sendikal örgütleri işgücünün kapitalist sömürüsünün bir sonucu olarak görürler.
– Marksist yaklaşımın en önemli eksiği, bütün toplumsal ilişkileri emek-sermaye çatışması şeklinde değerlendirilmesidir. Ayrıca Marksist yaklaşımının işyeri yada toplum temelli mi olduğu açık değildir.
Sosyolojik yaklaşım
– Endüstri ilişkileri aktörlerinin davranışlarını açıklayabilmek için bu davranışlara yükledikleri kişisel anlam yorumlanmalıdır.
– Bu yaklaşıma göre, endüstri ilişkilerinde yapı ve kurumlardan çok aktörlerin davranışları önemlidir.
Çoğulcu (kurumsal) yaklaşım
– 1960 lı yılların sonlarına doğru Oxford üniversitesinden Allan flanders, Alan fox ve hugh clegg, dunlop un sistem yaklaşımı ile siyaset bilimindeki çoğulcu yaklaşımından yararlanarak endüstri ilişkilerinde çoğulculuk olarak adlandırılan yeni bir kuram geliştirilmişlerdir.
– Siyaset bilimindeki çoğulcu yaklaşıma göre, toplumda farklı amaç ve çıkarları olan ve birbirleriyle rekabet eden değişik çıkar grupları vardır.
– Çoğulcu bir toplumda temel hedef: devletin müdahalesi olmadan toplumsal bütünleşmeyi sağlamak ve korumaktır.
– Flanders; endüstri ilişkilerinin kurumsallaşmış ve düzenlenmiş ilişkileri içerdiğini ileri sürmektedir.
– Çoğulculara göre, toplu pazarlık olmasaydı sendikalar, küçük,zayıf, ve etkisiz örgütler olarak kalacaklardı.
– Çoğulculara göre endüstri ilişkilerinin en temel özelliği, işyerinde işçi ve işveren ile yönetenler ve yönetilenler arasında meydana gelen potansiyel çatışmadır.
– Çoğulcu yaklaşıma göre, düzensizliğe yol açan etken çatışmanın kendisi değil, endüstri ilişkilerinde çatışmanın çözümüne yönelik kurumsal eksikliklerdir.
Tekilci yaklaşım
– Tekilci yaklaşım, sendikaların zayıflamaya başladığı 1970li yılların sonunda ortaya çıkan sendikaları ve toplu pazarlığı endüstri ilişkileri sisteminin dışına çıkarmaya çalışan ilk yaklaşımdır.
– Tekilci yaklaşıma göre, endüstri ilişkilerinde çatışma yapısal değildir. Daha çok işletmedeki küçük uyuşmazlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu uyuşmazlıkların en önemli nedenleri olarak;
1- Organizasyon içindeki kişilik farklılıkları
2- Yönetimin planları ve kararlarına ilişkin olarak iletişimin yetersizliği
3- Çalışanların yönetiminin kararlarını yanlış anlaması
4- Çalışanların çıkar birliğinin önemini anlayamamasıdır.
– insan ilişkileri yaklaşımı: çalışanların işinden memnun ve verimli olabilmesi için çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini temel alan yönetim anlayışıdır.
– tekilci yaklaşımda sendikalar gereksiz bir çatışmaya ve uyuşmazlığa neden olduğu için anti-sosyal mekanizmalar olarak görülmektedir.
Neokorporatist yaklaşım
– korporatizm olarak adlandırılan model de devlet, sendikaları ulusal kalkınma ve büyüme programlarının önemli bir unsuru olarak kabul etmiş; sendikal hak ve özgürlükleri iyileştirecek yasal düzenlemeler yapılmıştır.
– Toplu pazarlık endüstri ilişkilerinde kural üreten en önemli kurum olarak benimsenmiştir.
– Korporatizmin 3 modeli; toplumsal, devlet ve pazarlık korporatizmidir.
– Neokorporatizm sistemde, sendikalar siyasal ve ekonomik bakımdan daha fazla güçlenmektedir.
– Bu kuramcılara gör ekonomiye devlet müdahalesi nedeniyle işçi ve işveren örgütlerinin yapılarında işlevlerinde ve faaliyetlerinde değişikler meydana getirmiştir.
– Neokorporatizm : işçi ve işveren örgütlerine devlet tarafından yasal ayrıcalıklar sağlanırken, faaliyetlerinin kısıtlanması ve denetlenmesidir.
– Korporatist yaklaşım : sendikalar devlet tarafından ekonomik ve sosyal politikaların belirlenmesinde taraf olarak kabul edilmiştir.
– Zayıf neokorporatizm İngiltere ve İtalya
– Orta neokorporatizm  Belçika, batı Almanya, İrlanda ve Danimarka
– Güçlü neokorporatizm Avusturya Finlandiya İsveç ve Norveç

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir