Finasal ekonomi 1.ünite ders notu

ÜNİTE 1
FİNANSAL SİSTEME GENEL BAKIŞ:FİNANSAL PİYASALAR VE FİNANSAL ARAÇLAR

FİNANSAL SİSTEM ve ÜSTLENDİĞİ FONKSİYONLAR

Bir ekonomide fon arz edenler ve talep edenler , yardımcı kuruluşlar , yatırım ve finansman araçları hukuki ve idari düzenin oluşturduğu yapıya FİNANSAL SİSTEM denir.
Piyasa:Alıcı ve satıcıların karşı karşıya getiren ortamlardır.
Finansal Piyasa : Fon açığı olan ekonomik birimlerle fon fazlası olan ekonomik birimlerin arz/talep için karşılaştıkları ayrıca finansal varlıların alınıp satıldığı yerlerdir.
İki birimin karşı karşıya gelmesi sonucu fon transferi gerçekleşmekte ve bu
süreçte ekonomideki önemli bir fiyat olan faiz oranı da belirlenmektedir.
Finansal piyasalar, gelirinden daha az harcayarak tasarruf yapanların sahip
olduğu fon fazlasını, gelirinden daha fazla harcama yapmak isteyen yani fon açığı
olanlara aktarmak şeklinde ifade edilebilecek temel bir ekonomik fonksiyon
üstlenmişlerdir. Bir ekonomide temel ödünç verenler veya tasarruf sahipleri hanehalklarıdır.
Ancak kimi zaman işletmeler, devlet, yabancılar ve yabancı devletler
fon fazlası içinde olabilirler ve bunları borç vermek isteyebilirler. Bir ekonomide
borçlanan temel birimler işletmeler ve devlettir. Bunun yanında hanehalkları ve
yabancılar da kimi zaman borçlanmak isteyebilirler.
Doğrudan finansman: borç alanların finansal piyasalarda menkul kıymet
satarak fon fazlasına sahip olanlardan borçlanmalarıdır.
Menkul kıymet: ödünç alan kişinin gelecekteki geliri veya varlıkları üzerinde
alacak hakkı doğuran finansal araçlardır. Menkul kıymet bunu satın alan kişi
açısından bir varlık niteliğinde iken, bunu satan kişi veya firma açısından bir
yükümlülük (borç) niteliğindedir.
Finansal piyasalar olmadan yatırım fırsatı olmayanlardan bu fırsata sahip
olanlara fon aktarmak son derece güçtür. Böyle bir durumda her iki grupta mevcut
durumlarını değiştirme olanağına sahip olamazlar ve mevcut durumları önceki
duruma göre daha kötü olur. Bu nedenle finansal piyasalar ekonomik etkinliğin
arttırılmasında önemli bir rol üstlenmektedir.
Finansal sistem, fon transferi şeklinde özetlenebilecek bu temel fonksiyonun
yanında risk paylaşımı, likidite ve katılımcılara enformasyon sağlama gibi diğer
fonksiyonları da yerine getirir.
Risk: bir varlığın gelecekteki değeri konusunda mevcut olan belirsizliktir.
Portföy: çeşitli varlıklardan oluşan varlık sepetidir.
Çeşitlendirme ise, servetin çeşitli varlıklar arasında dağıtılmasıdır. Portföyde yer alan tüm varlıkların getirisi aynı yönde değişmediği sürece, çeşitlendirme ile portföyün toplam değerinde ortaya çıkabilecek dalgalanmaların önüne geçilir. Finansal sistem tasarruf
sahiplerine çeşitli finansal varlıkları elde tutma olanağı sağlayarak, riskin
dağıtılmasını mümkün hale getirmektedir. Finansal sistem bu fonksiyonu finansal
piyasalar aracılığı ile yerine getirmektedir.
Finansal sistemin üstlendiği üçüncü fonksiyon varlıklara likidite özelliği
kazandırmaktır.
Likidite, bir varlığın bir ödeme aracına dönüşüm hızı ve kolaylığıdır. Bir varlık ne kadar likit olursa bunun başka bir varlığa dönüşümü o
derece kolay olmaktadır. Tasarruflarını hisse senedinde değerlendiren yatırımcı A,
şirketin makinelerine sahip olan yatırımcı B ile karşılaştırıldığında, A daha likit
tasarrufa sahiptir. Likit varlıklar, beklenmeyen olaylar ve fırsatlar karşısında daha
çabuk tepki verme olanağı sunarlar. Bu nedenle, finansal sistem tarafından
yaratılan finansal varlıklar (bono, hisse senedi, çek gibi), reel varlıklara göre
(otomobil, gayrimenkul, makineler gibi), çok daha likittirler. Finansal piyasalar ve
bu piyasalarda faaliyet gösteren finansal aracılar, finansal varlıkların likiditesini
arttıracak alım-satım sistemleri sunarlar. Öte yandan, tasarruf sahipleri de likiditesi
daha yüksek olan varlıklardan daha düşük getiri elde edilmesini kabullenme eğilimindedirler.
Finansal sistemin dördüncü fonksiyonu, borçlanmak isteyenler hakkında ve
finansal varlıkların getirileri ile ilgili beklentiler hakkında enformasyon toplanmasını
ve bunun dağıtımını mümkün kılmasıdır.
Bu süreçte ortaya çıkan bir diğer önemli sorun eksik bilgilenme sorunudur.
Asimetrik enformasyon olarak da adlandırılan eksik bilgilenme, borç almak
isteyen tarafın borç verecek tarafın sahip olmadığı bazı bilgilere sahip olması ve
gerçekleştirilecek olan finansal işlemde bunun avantajını kullanmasıdır.
Finansal sistemin enformasyon konusunda üstlendiği ikinci görev, toplanan
enformasyonun duyurulmasıdır. Finansal piyasalar, mevcut enformasyonu,
varlıkların fiyatına yansıtarak bu görevi yerine getirirler. Tasarruf sahipleri ve
borçlanmak isteyenler, finansal sistem tarafından sağlanan bu enformasyonu,
varlıkların getirilerine bakarak elde ederler.
II. FİNANSAL PİYASALARIN YAPILANMASI
A- BORÇ VE ORTAKLIK PİYASALARI
Bir firma veya kişi bir finansal piyasada iki yöntemle fon elde edebilir. Bu yöntemlerden ilki ve en çok kullanılanı tahvil veya bono gibi bir borç aracının çıkarılmasıdır.
Borç aracı, çıkaran kişinin aracı elinde bulunduran kişi veya kuruma belirli bir tarihe kadar (vade) düzenli aralıklarla belirli bir miktarı (faiz) ödemeyi kabul ettiğini ve vade bitiminde anaparayı geri ödemeyi taahhüt ettiğini gösteren anlaşmadır.
Bir borç aracının vadesi, tarafların yükümlülüklerini yerine getirmeleri ile geçerliliğini yitireceği tarihtir.
Bir yıldan daha kısa vadeli borç araçları kısa vadeli
On yıl veya daha uzun vadeye sahip borç araçlarıuzun vadeli borç araçlarıdır.
Bir yıl ile on yıl arasında bir vadeye sahip borçlanma araçları ise orta vadeli olarak kabul edilmektedir.
Çoğu zaman, sadece kısa ve uzun vade ayrımı yapılır. Bir yıl ve daha uzun süreli vadeye sahip menkul
kıymetler uzun vadeli olarak kabul edilir.Finansal piyasalarda fon elde etmede kullanılabilecek ikinci yöntem ise hisse senedi gibi ortaklık araçlarının çıkarılmasıdır. Bu tür araçlar, bir işletmenin varlık ve net gelirini (masraflar ve vergiler düşüldükten sonraki gelir) paylaşma hakkı doğuran menkul kıymetlerdir. Ortaklık araçları, bunları ellerinde bulunduranlara genellikle periyodik ödeme (kar payı) yapılmasına olanak tanımakta ve herhangi bir vadeye sahip olmadıkları için, uzun vadeli menkul kıymet olarak değerlendirilmektedirler.
Ayrıca, bir şirketin hisse senedine sahip olmak firmanın bir kısmına
sahip olma anlamına geldiğinden firmaya, önem taşıyan konularda oy kullanma ve
yöneticileri seçme hakkı sağlar.
Bir şirketin çıkartmış olduğu borç senedi yerine ortaklık senedine sahip olmanın
temel dezavantajı, ortaklık senedini elinde bulunduran kişinin artakalan alacaklı
olmasıdır. Ortaklık senedine sahip olmanın temel avantajı ise bu senedi elinde
bulunduran kişi veya kurumun şirketin karlılığında veya varlıklarının değerinde
meydana gelen artıştan direkt olarak yararlanmasıdır.
B- BİRİNCİL VE İKİNCİL PİYASALAR
Birincil piyasa borçlanmak isteyen bir şirket veya devlet tarafından çıkartılmış
olan menkul kıymetlerin (tahvil ve hisse senedi gibi), ilk alıcılara satıldığı finansal
piyasadır.
İkincil piyasa daha önce çıkartılmış olan ve bu nedenle ikinci el olarak
nitelendirilen menkul kıymetlerin yeniden satıldığı piyasadır.
Underwriting, bir şirket tarafından çıkartılan menkul kıymetlerin, birincil
piyasada fiyat garantisi ile satışının sağlanması amacı ile bir yatırım bankasına
devredilmesi işlemidir.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ve bu kurum bünyesinde çalışan
tahvil-bono piyasası ikincil piyasalara örnektir. Döviz piyasaları, future piyasalar
ve opsiyon piyasaları da ikincil piyasalardır. İkincil piyasaların sağlıklı işleyebilmesinde
en önemli rol menkul kıymet broker’ları ve dealer’larına aittir.
Broker:menkul kıymetlerin alıcı ve satıcılarını eşleştiren yatırımcıların temsilcileridir. Öte
yandan dealer, belirtilen fiyattan menkul kıymetleri alıp satarak, alıcı ve satıcılar
arasında bağ kuran finansal aracıdır.
Bir şirketin çıkardığı menkul kıymetler birincil piyasada ilk kez satıldığı zaman
yeni fon elde edebilmekte, ikincil piyasalarda gerçekleşen alış-satış işlemlerinden
ise herhangi bir fon elde etmesi söz konusu olmamaktadır. Bu bağlamda ikincil
piyasalar iki önemli fonksiyonu yerine getirmektedir. İlk olarak, ikincil piyasalar fon
toplayabilmek amacıyla çıkartılmış olan menkul kıymetlerin satışını kolaylaştırmaktadır.
Bir başka deyişle ikincil piyasalar, finansal araçların daha fazla likit
olmasını sağlamaktadır. İkinci olarak, ikincil piyasalar bir şirket tarafından
çıkartılarak birincil piyasada satılmış olan menkul kıymetlerin fiyatının belirlediği
piyasalardır. Bir şirketin çıkartmış olduğu menkul kıymetleri, birincil piyasada satın
almış olan finansal aracılar, ikincil piyasada, bu menkul kıymet için oluşacağını
düşündükleri fiyattan daha yüksek bir fiyatı şirkete vermeyeceklerdir.
C- BORSALAR VE TEZGAH ÜSTÜ PİYASALAR
Borsa, menkul kıymet alan ve satanların veya bunların broker’larının alımsatım
işlemlerini gerçekleştirdikleri bu amaçla düzenlenmiş belirli fiziki mekandır.
Tezgah üstü piyasa, borsa dışında menkul kıymetlerin alınıp-satıldığı
piyasadır.
D- SPOT VE VADELİ PİYASALAR
Spot piyasalar, finansal varlığın hemen teslim edildiği ve ödemenin
hemen yapıldığı piyasalardır. Bu nedenle, kimi zaman nakit piyasalar olarak
da adlandırılırlar. Ülkemizde İMKB’de süre T+2 olarak belirlenmiştir. Yani,
teslim ve ödeme, işlemin yapılmasını takip eden iki gün içerisinde
yapılmaktadır.
Vadeli piyasalar ise, menkul kıymetlerin gelecekteki bir tarihte, bugünden
anlaşma sağlanmış bir fiyattan alınıp satıldığı piyasalardır.
E- PARA VE SERMAYE PİYASALARI
Sadece kısa vadeli (bir yıldan daha kısa vadeye sahip) borç senetlerinin
alınıp satıldığı piyasalara para piyasası, uzun ve orta vadeli (bir yıl veya daha
uzun vadeye sahip) borç senetlerinin alınıp satıldığı piyasalara da sermaye
piyasası denir. Para piyasalarında işlem gören menkul kıymetler, uzun ve
orta vadeli menkul kıymetlerden daha fazla alınıp satıldıkları için daha fazla
likittirler. Öte yandan, kısa vadeli menkul kıymetlerin fiyatlarında gözlenen
dalgalanmaların uzun vadelilere göre daha az olması, kısa vadeli menkul
kıymetleri daha güvenilir bir finansal araç haline getirmektedir.
Sonuçta, geçici bir süre için fon fazlasına sahip olan şirketler ve özellikle
bankalar, para piyasasını aktif olarak kullanabilmektedirler. Hisse senetleri ve
tahviller gibi, sermaye piyasasında işlem gören menkul kıymetler ise daha çok
sigorta şirketleri ve sosyal güvenlik fonları gibi finansal aracılar tarafından elde
tutulmaktadır.
III. FİNANSAL ARAÇLAR
A- PARA PİYASASI ARAÇLARI
Organize olmuş para piyasalarının ülkemizde faaliyete geçiş tarihi 1987
yılıdır.
Türkiye’deki Para Piyasaları şunlardır:
1. TL Piyasaları
a) TC Merkez Bankası bünyesindeki para piyasası
b) İMKB-Takasbank bünyesindeki para piyasası
c) Bankalararası serbest para piyasası
2. Döviz Piyasaları
a) TC Merkez Bankası bünyesindeki döviz ve efektif piyasaları
b) Bankalararası serbest döviz piyasası
c) Serbest döviz pisasası
TL Para Piyasalarında işlem gören menkul kıymetler şunlardır:
1. Hazine Bonosu: Vadesi 1 yıldan kısa olan devlete ait iç borçlanma senetleri
Hazine Bonosu olarak adlandırılır. Devlete ait bu kısa vadeli borç senetleri,
kamu harcamalarının finansmanı amacıyla genellikle 3 ve 6 aylık vadelerle
ihraç edilen menkul kıymetlerdir. Vade sonunda belirli bir miktarın ödendiği bu
menkul kıymetlerde faiz ödemesi söz konusu olmamakta, bono başlangıçta
bir iskontoyla (yani, vade sonunda ödenecek miktardan daha düşük bir fiyata)
satılarak, fiilen bir faiz ödemesi gerçekleştirilmektedir. Hazine bonoları para
piyasalarında en yoğun olarak alınıp satılan menkul kıymet olduğu için, tüm
para piyasası araçları içerisinde en likit olanıdır. Para piyasası araçları
içerisinde geri ödenmeme riski en düşük olan menkul kıymet niteliği de
taşımaktadır. Ülkemizde, Hazine bonolarının çok büyük bir kısmı bankalar
tarafından tutulmakta, ancak küçük bir kısmı hanehalkları, işletmeler ve diğer
finansal aracıların elinde bulunmaktadır.
2. Finansman Bonosu: Anonim ortaklık biçiminde kurulmuş olan şirketler
tarafından ihraç edilebilen kısa vadeli borçlanma aracıdır ve şirketlerin kısa
vadeli fon ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılan menkul kıymetlerdir.
Vadeleri 30 günden kısa, 360 günden uzun olamayan bu menkul kıymetlerin
vadeleri 30’ar günlük periyotlarla belirlenebilmekte ve iskontolu olarak ihraç
edilebilmektedirler.
3. Banka Bonoları: Kalkınma ve yatırım bankalarının kaynak sağlamak
amacıyla, borçlu sıfatıyla düzenleyip ihraç ettikleri, emre veya hamiline yazılı
menkul kıymetlerdir.
4. Banka Garantili Bonolar: Kalkınma ve yatırım bankalarından kredi kullanan
anonim ortaklıkların, bu kredilerin teminatı olarak, borçlu sıfatıyla düzenleyip
alacaklı bankaya verdikleri, emre yazılı menkul kıymetlerdir. Krediyi
kullandırmış olan banka, bu bonolara garanti vermek durumundadır.
5. Varlığa Dayalı Menkul Kıymet: İhraç eden kurumun kendi ticari
işlemlerinden doğan veya devraldığı alacaklar karşılığında ihraç edilen
menkul kıymetlerdir. VDMK’ler bankalar, anonim ortaklıklar, finansal kiralama
kuruluşları, finans ortaklıkları tarafından ihraç edilebilir. Banka dışında VDMK
ihraç edecek kuruluşlardan banka garantisi istenmektedir.
6. Yatırım Fonu Katılım Payları: Yatırım fonu, katılma belgeleri karşılığı
toplanan paralarla belge sahipleri adına riskin dağıtılması ilkesine göre
hareket ederek, menkul kıymetlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla
kurulan mal varlığıdır. Yatırım fonları bankalar, aracı kurumlar ve sigorta
şirketleri tarafından kurulabilir. Kuruluşta oluşturulan portföy paylara
bölünerek payları temsil eden katılma belgeleri halka satılır. Portföy değerinin
aylık ağırlıklı ortalama bazında en az %25’ini, devamlı olarak, Türkiye’de
kurulmuş anonim ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış olan yatırım fonları,
A tipi; bunların dışındaki fonlar B tipi yatırım fonu olarak adlandırılır. A ve B
tipi yatırım fonlarının sektör fonu, tahvil-bono fonu, hisse senedi fonu, iştirak
fonu, altın ve diğer kıymetli madenler fonu, karma fon, likit fon, değişken fon
gibi türleri söz konusudur.
7. Repo/Ters Repo: Repo, menkul kıymetlerin geri alım taahhüdü ile satışıdır.
Bu nedenle repo, kısa vadeli bir fon toplama tekniğidir. Ters repo ise,
menkul kıymetlerin geri satış taahhüdü ile alımıdır. Bu nedenle, ters repo
kısa vadeli fon satış tekniğidir. Bu işlemler, yetki sahibi aracı kuruluşlar
tarafından, kendi aralarında veya gerçek ve tüzel kişilerle belirli bir vade ve
belirli bir fiyattan gerçekleştirilir. Yapısı gereği, çoğu zaman repo/ters repo
işlemleri çok kısa vadeli para piyasası işlemi olarak kabul edilir. Nitekim bu
işlemlerde en çok kullanılan vade gecelik (overnight-O/N), 3 günlük ve
haftalık vadelerdir. Repo ve ters repo işlemlerinde Hazine bonoları teminat
olarak kullanılır.
B- SERMAYE PİYASASI ARAÇLARI
Sermaye piyasası araçları bir yıl ve daha uzun vadeye sahip borç ve ortaklık
ifade eden araçlardır. Ülkemizde uzun yıllardan beri yaşanan enflasyonist süreç,
neden olduğu belirsizlik ortamı nedeniyle, hisse senetleri dışındaki sermaye
piyasası araçlarının kullanımının sınırlı kalmasına yol açmıştır.
Sermaye piyasası araçları şunlardır:
1. Hisse Senetleri: Hisse senedi, sermayesi paylara bölünmüş ve
karşılığında kıymetli evrak çıkarabilen anonim ortaklıkların ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit ortaklıkların, kanuni şekillere uygun olarak
düzenledikleri belgeler olup, sermayesinin belli bir oranını temsil eden ve
sahiplerine o oranda ortaklık hakkı sağlayan menkul kıymettir. Türk Ticaret
Kanununa göre çok sayıda şekli olabilmektedir (nama ve emre yazılı, adi
ve imtiyazlı, primli ve primsiz). Ülkemizde bireysel yatırımcılar, mevcut
değerlerine göre, hisse senetlerinin yaklaşık yarısını ellerinde
bulundururken, geri kalan kısmını yabancılar, sosyal güvenlik fonları,
yatırım fonları ve sigorta şirketleri tutmaktadır.
2. Özel Sektör Tahvilleri: Tahvil, devlet ve anonim şirketler tarafından,
ödünç para bulmak amacıyla, üzerinde yazılı değerleri eşit ve ibareleri
aynı olmak üzere çıkarılan, vadesi bir yıl ve daha uzun borç senetleridir.
Özel şirketler tarafından çıkartılan tahviller özel sektör tahvili olarak
adlandırılır. Bu menkul kıymetler, şirketler tarafından çıkartılan uzun vadeli
borçlanma araçlarıdır. Türk Ticaret Kanununa göre tahviller, çok çeşitli
biçimlerde çıkarılabilmektedir (primli tahviller, başa baş tahviller, ikramiyeli
tahviller, endeksli tahviller gibi). En çok karşılaşılan şirket tahvili, elinde
bulunduran kişiye üç ayda bir, altı ayda bir veya yılda bir faiz ödemesi
yapmakta ve vade sonunda üzerinde yazılı değeri ödeyen tahvillerdir. Bu
tür tahviller kupon ödemeli tahvil olarak adlandırılır. Dönüştürülebilir
tahviller de bu tahvilleri elinde bulunduranlara vade sonuna kadar,
istenilen bir tarihte, belirli bir sayıda hisse senedine dönüştürme olanağı
sunmaktadır. Eğer hisse senedinin değeri yeteri ölçüde artarsa bu tahviller
de değer olarak artacağı için, şirketlere, faiz ödemelerini azaltma olanağı
sunmaktadır.
3. Devlet Tahvilleri: Kamu kesimi harcamalarını ve bütçe açıklarını finanse
etmek amacıyla Hazine tarafından çıkartılan bir yıl ve daha uzun vadeli
borçlanma araçlarıdır. Devlet tahvilleri hem iskontolu, hem kupon ödemeli
olarak ihraç edilebilir.
4. Kâr ve Zarar Ortaklığı Belgesi: Anonim ortaklıkların, kâr ve zarara ortak
olmak üzere faaliyetlerinin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak
üzere, yurt içinde ve dışında satılmak üzere çıkarttıkları menkul kıymetlerdir.
5. Katılma İntifa Senedi: Anonim ortaklıkların nakit karşılığı satılmak üzere
ihraç ettikleri, ortaklık haklarına sahip olmaksızın, elinde bulunduran kişiye
kârdan pay alma, tasfiye bakiyesinden yararlanma, yeni pay alma gibi haklar
sağlayan menkul kıymetlerdir.
6. Gelir Ortaklığı Senedi: Belli bir kamu altyapı tesisinin belli bir süre içindeki
gelirinin, belli bir orandaki bölümüne karşılık gösterilen ve Kamu Ortaklığı
İdaresi tarafından ihraç edilen menkul kıymetlerdir. Keban Barajı, Boğaziçi
Köprüsü gelir ortaklığı senetleri gibi.
7. Eurobond: Bir ülkenin dış borçlanmada kullandığı araçlar, uluslararası
piyasalarda tahvil satışı ile gerçekleşir. Bu tür borçlanmalarda iki tür tahvil
kullanılabilir. Yabancı tahvil ve eurobond. Yabancı tahvil, yabancı bir ülkede
satışa sunulan ve o ülke para birimi üzerinden ihraç edilen tahvillerdir.
Eurobond ise satışa sunulduğu ülkenin para birimi dışında bir para birimi
üzerinden ihraç edilen tahvillerdir. Örneğin, TC Hazine’si tarafından ABD doları
üzerinden ihraç edilen tahvillerin Londra piyasasında satılması gibi.
Enflasyon ve riskin olmaması durumunda oluşan faiz oranıdır(hazine bonosu)

SPK : 1981 yılında 2499 sayılı kanunla yürürlüğe girdi.

İMKB : 1985 yılında yeniden organize olarak faaliyete başlamıştır.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir