Iktisadi Kalkınma Ve Büyüme 1. ünite özet

İktisadi Kalkınma ve Büyüme
Kalkınma Ekonomisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası, başta iktisatçılar olmak üzere bilim adamlarının ve politikacıların ilgilerini en çok çeken alan olmuştur. Konuya ilişkin yoğun çalışmalar İktisat Bilimine yeni bir dal kazandırmıştır. Böylece, Kalkınma Ekonomisi, para, dış ticaret, büyüme ekonomisi gibi iktisat kuramında yerini almıştır.
Kalkınma, salt üretimin ve kişi başına gelirin artırılması demek olmayıp, azgelişmiş bir toplumda iktisadi ve sosyo-kültürel yapının da değiştirilmesi, yenileştirilmesidir.
Büyüme ise, mutlaka o ekonomide yapısal değişimi gerektirmez. Büyüme nitelikten çok nicelik bakımından ortaya çıkan bir değişiklik olup, üretimin ve kişi başına gelirin reel olarak artırılmasıdır.

Kalkınma ve Azgelişmişlik
Gelişmiş ve azgelişmiş ülkeleri tanımlamada ve sınıflandırmada pek çok kavram kullanılmaktadır.

a.Gelişmekte olan ülke
Bu kavramla. bir ekonominin büyüme sürecinde geçirmekte olduğu belirli bir dönemin anlaşılacağı düşünülebilir. Öte yandan gelişmekte olan ülke kavramı, azgelişmiş. geri kalmış kavramlanna kıyasla. gelişme gibi dinamik bir süreci vurgulamakta daha üstündür
b.Geri ve ileri ekonomiler
Birinci dünya. genellikle Batı Avrupa. Kuzey Amerika ve Pasifik’teki zengin ülkeleri içine almaktadır Fakat bu kavram literatürde hiç kullanılmamaktadır İkinci dünya kavramı ise sanayileşememiş. 80’li yıllann öncesinde merkezi planlı ekonomiler olan Doğu Avrupa ülkeleri için kullanılmaktadır Bu ülkelerin dışında kalan ülkeler ise üçüncü dünya ülkelerini oluşturmaktadırlar.
c. Üçüncü Dünya
Birinci dünya. genellikle Batı Avrupa. Kuzey Amerika ve Pasifik’teki zengin ülkeleri içine almaktadır Fakat bu kavram literatürde hiç kullanılmamaktadır İkinci dünya kavramı ise sanayileşememiş. 80’li yılların öncesinde merkezi planlı ekonomiler olan Doğu Avrupa ülkeleri için kullanılmaktadır Bu ülkelerin dışında kalan ülkeler ise üçüncü dünya ülkelerini oluşturmaktadırlar
d. Sanayileşmiş ülkeler ve tarım ülkeleri ya da.
Bu kavramlar, ihracatları büyük Ölçüde sanayi mallarından oluşan ülkeler ile ihracatları daha çok tarımsal ürünlerden ve mineral hammaddelerden oluşan ülkeleri adlandırmak için kullanılır.

Ayrıca, Dünya Bankası’nın 2001 yılı itibariyle dünya ülkelerinin gelir düzeyini temel alarak yaptığı gruplandırma şöyledir:

Düşük gelirli: Kişi başına 745 dolar ve daha az GSMH ya sahip ülkeler
Orta gelirli: Kişi başına 746 dolar ile 9205 dolar arasında GSMH ya sahip ülkeler
Yüksek gelirli ülkeler: Kişi başına 9205 dolardan daha fazla GSMH ya sahip ülkeler

Azgelişmişlik üç temel kıstasa göre tanımlanabilir:
a.Uluslararası farklılıklarına
Buna göre azgelişmiş ülkeler, mevcut tüm ülkelere ilişkin gelişme skalasının en alt sıralarında yer alan ülkelerdir Bu durumda. belirlenen kıstaslara göre ülkeleri bir sıralamaya sokmak ve gelişmişlerle azgelişmişleri ayıran sınırlan tanımlamak yeterli olacaktır
b.Ekonomik kaynakların kullanım potansiyeline
Bu yaklaşıma göre azgelişmişlik. kaynak kullanımında ruh durum ile potansiyel durumun karşılaştırılmasıyla tanımlanmaktadır
c. Toplumsal ve bireysel temel ihtiyaçların karşılanmasına göre
Bu grup tanımlamada. insanın temel ihtiyaçlarının bilimsel kıstaslarla saptanmış Ölçüler. kalıplar
çerçevesinde karşılanması temel alınır. Bir ülke. nüfusunun büyük çoğunluğu toplumsal ve bireysel ihtiyaçlarını (insanca yaşamak için gerekli masraflarını) gideremeyecek durumdaysa. o ülke azgelişmiştir

1. Uluslararası Gelişme Farklılıklarına Göre Azgelişmişliğin Ölçülmesi
Azgelişmişliğin uluslararası sıralama yoluyla ölçülmesinde kullanılan ölçütleri;
a. Parasal Ölçütler 8u ölçütlerden en çok kullanılan, gayri safi milli hasıla değeridir. GSMH büyüklüğü, uluslararası karşılaştırmalarda kullanılan en önemli ölçüdür. Karşılaştırma ölçüsü olarak gerek daha iyi bir ölçünün olmaması, gerekse GSMH rakamların in hesaplama yöntemlerinin standartlaştırılması, iyileştirilmesi ve karşılaştırmalara olanak verecek bir biçimde düzeltilmesi sonucunda, GSMH ölçüsü uluslararası gelişmişlik karşılaştırmalarında giderek daha fazla kullanılmaktadır
b. Parasal Olmayan Ölçütler olmak üzere iki grupta toplayabiliriz. Parasal olmayan ölçütler arasında, fiziksel tüketim düzeylerini gösteren endeksler, elektrik enerjisi üretim ve tüketimi, çimento üretim ve tüketimi, petrokimya ürünleri üretim ve tüketimi sayılabilir. Özellikle bu alanlarda elde edilen düzeyler, ülkenin sanayileşmesi hakkında da bazı ipuçları vererek kalkınmanın ölçülmesine yardımcı olabilirler.
2. Kaynakların Kullanım Durumuna Göre Azgelişmişliğin Ölçülmesi
Bu yaklaşımdan yararlanabilmek için, kaynakların kullanım durumunu gösteren ölçülere ihtiyaç vardır. Bu ölçüleri şöyle sıralayabiliriz.
Kaynak Kullanım Oranlarıyla Azgelişmişliğin Ölçülmesi. Kaynakların ‘ kullanım oranlarının ölçülmesi konusunda işgücü için işsizlik düzeyi ya da oranı, sabit sermaye için kapasite kullanım oranı ya da atıl kapasite oranı, doğal kaynaklar için ekilebilir arazinin kullanım oranı ve yeraltı zenginliklerinde ise hammadde ihracatı temel alınabilir.
Potansiyel Artık Kavramı Ve Azgelişmişliğin Ölçülmesi . Bu ölçü ile bir ülkenin azgelişmişlik derecesini ölçmek için potansiyel GSMH ile gerçekleşen GSMH arasındaki farkı bulmamız gerekir. Fark ne denli büyük ise azgelişmişlik derecesi o denli büyüktür.
3. Toplumsal ve Bireysel Temel ihtiyaçların Karşılanmasına Göre Azgelişmişliğin Ölçülmesi Azgelişmişliğin tanımlanmasında temel alınan bu yaklaşım, azgelişmişliği ölçme konusunda da kullanılabilir. İnsanların beslenme, sağlık, konut, eğitim v.b. ihtiyaçlarının karşılanmasında minimum bir düzey belirlenebilir. Bu konuda bir adım daha atarak günümüz gelişmiş ülkelerince ulaşılan düzeyleri temel alabiliriz.

AZ GELiŞMiŞ ÜLKELERİN ÖZELLİKLERİ
Azgelişmiş Ülkelerin Ekonomik Özellikleri
• Kişi Başına Düşen gelir düşüktür.
• Gelir dağılımı dengesizdir.
• Tüketimin Bileşiminde Gıda Maddelerinin payı yüksektir.
• Tasarruf ve yatırımlar düşüktür ve sermaye birikimi yetersizdir.

Azgelişmiş Ülkelerin Yapısal Özellikleri
Bir ekonomide pazar yapısının kendinden beklenilen işlevi sağlıklı bir biçimde yerine getirebilmesi, pazarlara giriş serbestisine, fiyatların serbestçe oluşumuna ve etkin bir rekabetin bulunmasına bağlıdır. Başka bir deyişle bu gerekler, kaynak dağılımında pazar mekanizmasının etkinliğini belirler. Oysa azgelişmiş ülkelerde,
-bu ortam için gerekli hukuksal çerçeve bulunsa bile-, sayılan bu gereklerin gerçekleşmesini önleyen birçok faktör vardır. Azgelişmiş ülkelerde, rekabete dayanmayan işletme yapısı, pazar yapısının temel özelliklerinden biridir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ölçek yetersizliği, buna bağlı olarak da geri teknolojidir. Kimi pazarlarda bunun yanında, işletme sayısının kısıtlı olması da bir özelliktir. Rekabete dayanmayan işletme yapısı devletin pazar fiyatlarına müdahale etmesiyle de ilgili olabilir.
Ayrıca, Azgelişmiş ülkeler İkili özelliği olan ülkelerdir.
Bu ülkelerde ileri gelişmişlik düzeyindeki ülkelerin pazar yapısına, ileri teknolojisine, gelişmiş sosyal ilişkilere, ileri kurum ve organizasyonlara rastlanabileceği gibi,
Geri kalmışlığın tipik özelliklerinden aile ekonomisi, geri ve ilkel teknoloji, durgun bir sosyal yapı, geleneksel kurum ve organizasyonlara rastlanabilir.

Azgelişmiş Ülkelerin Demografik Özellikleri
Nüfus artış hızı yüksektir
Beslenme yetersizliği yaygındır
Sağlık koşulları yetersizdir
Kentleşme sağlıksızdır
Barınma koşulları yetersizdir
Azgelişmiş Ülkelerin Sosyal Özellikleri
Toplum yapısı geleneklerine ve dinine bağlıdır.
Kadınlar sosyal yaşamda ikinci plandadır.
iş hayatında çocuk işçilerin sayısı fazladır.
Orta sınıf azınlıktadır.
Okur yazar olmayanların toplam nüfus içerisindeki payı yüksektir

Azgelişmiş Ülkelerin Siyasal ve Yönetsel Özellikleri
Azgelişmiş ülkeler; temelde azgelişmişlik sorununu çözümleyebilmek amacıyla çeşitli siyasal sistemler arayışı içinde olmuşlardır. Henüz kısa sayılabilecek bir geçmişte bağımsızlığını kazanan azgelişmiş Çoğu ülke,
etkisinde kaldığı ülkenin siyasal ve yönetim modelini aktarmaya çalışmıştır.
Azgelişmiş ülkelerde devlet yönetiminin aşmak zorunda olduğu çok büyük engeller vardır. Devlet, bir yandan geleneksel yönetim işlevlerini yerine getirmeye çalışırken, öte yandan da iktisadi kalkınma ile ilgili sorunları çözümlemeye çabalamaktadır. Özellikle iktisadi kalkınma için uygun bir ortamın yaratılması, yönetimin en önemli görevidir.
Bu alanda göze çarpan başlıca aksaklıklar, planlamanın etkin olmaması, geniş anlamıyla altyapının yaratılamaması, vergi sistemi ile bütçe uygulamasının başarısızlığıdır. Bu arada kamu yönetiminin çok ağır İşlediği, tarafgir davrandığı, bürokrasiye boğulduğu, olayların arkasında kaldığı ve yöneticilerin yetkilerini kötüye kullandıkları gibi genel yönetim/e ilgili bir çok aksaklıktan söz edilebilir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir