iktisadi kalkınma ve büyüme ders notları özet (Ünite ünite)

ÜNİTE 1
Kalkınma Ekonomisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası, başta iktisatçılar olmak üzere bilim adamlarının ve politikacıların ilgilerini en çok çeken alan olmuştur. Konuya ilişkin yoğun çalışmalar İktisat Bilimine yeni bir dal kazandırmıştır. Böylece, Kalkınma Ekonomisi, para, dış ticaret, büyüme ekonomisi gibi iktisat kuramında yerini almıştır.
Kalkınma, salt üretimin ve kişi başına gelirin artırılması demek olmayıp, azgelişmiş bir toplumda iktisadi ve sosyo-kültürel yapının da değiştirilmesi, yenileştirilmesidir.
2005-2006-2009 ara-Azgelişmiş bir toplumda, iktisadi ve sosyo-kültürel yapının değiştirilmesi ve yenileştirilmesini aşağıdakilerden hangisi en iyi şekilde ifade eder?
a)Konjoktür b)Modernleştirme c)Büyüme d)Kalkınma e)İlerleme
Büyüme ise, mutlaka o ekonomide yapısal değişimi gerektirmez. Büyüme nitelikten çok nicelik bakımından ortaya çıkan bir değişiklik olup, üretimin ve kişi başına gelirin reel olarak artırılmasıdır.
2008ARA-Üretimin kişi başına gelirin reel olarak artırılarak nitelikten çok nicelik bakımından ortaya çıkan değişikliğe ne ad verilir?
a)Sermaye birikimi b)Gelişme c)Büyüme d)Kalkınma e)Milli hasıla
2005 yılsonu-Büyüme ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a)Niteliksel bir olgudur.
b)Uzun dönemlidir
c)Birikimli bir özellik gösterir
d)Zaman içindeki değişmeleri ve gelişmeleri göz önüne almak zorundadır
e)Dinamiktir.
KALKINMA TERMİNOLOJİSİ
Gelişmiş ve azgelişmiş ülkeleri tanımlamada ve sınıflandırmada pek çok kavram kullanılmaktadır.
A.GELİŞMEKTE OLAN ÜLKE
Bu kavramla. bir ekonominin büyüme sürecinde geçirmekte olduğu belirli bir dönemin anlaşılacağı düşünülebilir. Öte yandan gelişmekte olan ülke kavramı, azgelişmiş. geri kalmış kavramlarına kıyasla,gelişme gibi dinamik bir süreci vurgulamakta daha üstündür.Büyüme kuramları esas olarak gelişmiş ülkeleri esas alırlar.
2007/2008 ara –2009 büt/Bir ekonominin büyüme sürecinde olduğu bir dönemi aşağıdaki kavramlardan hangisi ifade eder?
a)Az gelişmiş b)Sanayileşmiş c)Üçüncü dünya d)Gelişmekte olan e)Gelişmiş
B.GERİ VE İLERİ EKONOMİLER
Birinci dünya. genellikle Batı Avrupa. Kuzey Amerika ve Pasifik’teki zengin ülkeleri içine almaktadır Fakat bu kavram literatürde hiç kullanılmamaktadır
İkinci dünya kavramı ise sanayileşememiş. 80’li yılların öncesinde merkezi planlı ekonomiler olan Doğu Avrupa ülkeleri için kullanılmaktadır Bu ülkelerin dışında kalan ülkeler ise üçüncü dünya ülkelerini oluşturmaktadırlar.
C. ÜÇÜNCÜ DÜNYA
Birinci dünya. genellikle Batı Avrupa. Kuzey Amerika ve Pasifik’teki zengin ülkeleri içine almaktadır Fakat bu kavram literatürde hiç kullanılmamaktadır İkinci dünya kavramı ise sanayileşememiş. 80’li yılların öncesinde merkezi planlı ekonomiler olan Doğu Avrupa ülkeleri için kullanılmaktadır Bu ülkelerin dışında kalan ülkeler ise üçüncü dünya ülkelerini oluşturmaktadırlar
D. SANAYİLEŞMİŞ ÜLKELER VE TARIM ÜLKELERİ
Bu kavramlar, ihracatları büyük Ölçüde sanayi mallarından oluşan ülkeler ile ihracatları daha çok tarımsal ürünlerden ve mineral hammaddelerden oluşan ülkeleri adlandırmak için kullanılır.
Ayrıca, Dünya Bankası’nın 2001 yılı itibariyle dünya ülkelerinin gelir düzeyini temel alarak yaptığı gruplandırma şöyledir:
Düşük gelirli: Kişi başına 745 dolar ve daha az GSMH ya sahip ülkeler
Orta gelirli: Kişi başına 746 dolar ile 9205 dolar arasında GSMH ya sahip ülkeler
Yüksek gelirli ülkeler: Kişi başına 9205 dolardan daha fazla GSMH ya sahip ülkeler
Kalkınmanın Kaçınılmazlığı ve İstenirliği
Kalkınma:İnsanlık adına toplumun yüksek kültür ürünlerinin üretebilmesi için gerçekleştirilmesi gereken bir süreç ve sürekli ir yarıştır.
Azgelişmişliğin Tanımlaması sorunu
-Amerikalı iktisatçı H.W.SİNGER’in deyimiyle azgelişmişlik görüldüğü zaman tanımlanması kolay,fakat tanımlanması güçolan zürafaya benzetmektedir.
-Kuznets’in yaklaşımına uygun olarak tanımlanması gerekmektedir
2009 ara-Ekonomilerde sanayi sektörünün daha egemen olduğu ülkeler için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?
a)İkinci dünya ülkeleri
b)Gelişmekte olan ülkeler
c)Tarım ülkeleri yada hammadde ülkeleri
d)Az gelişmiş ülkeleri
e)Sanayileşmiş ülkeler veya sanayi ülkeleri
AZGELİŞMİŞLİK ÜÇ TEMEL KISTASA GÖRE TANIMLANABİLİR:
A.ULUSLARARASI gelişme FARKLILIKLARINA
Buna göre azgelişmiş ülkeler, mevcut tüm ülkelere ilişkin gelişme skalasının en alt sıralarında yer alan ülkelerdir Bu durumda. belirlenen kıstaslara göre ülkeleri bir sıralamaya sokmak ve gelişmişlerle azgelişmişleri ayıran sınırlan tanımlamak yeterli olacaktır
B.EKONOMİK KAYNAKLARIN KULLANIM POTANSİYELİNE
Bu yaklaşıma göre azgelişmişlik. kaynak kullanımında ruh durum ile potansiyel durumun karşılaştırılmasıyla tanımlanmaktadır
C. TOPLUMSAL VE BİREYSEL TEMEL İHTİYAÇLARIN KARŞILANMASINA GÖRE
Bu grup tanımlamada. İnsanın temel ihtiyaçlarının bilimsel kıstaslarla saptanmış Ölçüler. kalıplar
çerçevesinde karşılanması temel alınır. Bir ülke. Nüfusunun büyük çoğunluğu toplumsal ve bireysel ihtiyaçlarını (insanca yaşamak için gerekli masraflarını) gideremeyecek durumdaysa. o ülke azgelişmiştir. Toplumsal ve bireysel ihtiyaçların karşılanmasına göre azgelişmişliğin ölçülmesinde ihtiyaç düzeyleri: Beslenme, sağlık, eğitim,konut…
1. Uluslararası Gelişme Farklılıklarına Göre Azgelişmişliğin Ölçülmesi
Azgelişmişliğin uluslararası sıralama yoluyla ölçülmesinde kullanılan ölçütleri;
a. Parasal Ölçütler:Bu ölçütlerden en çok kullanılan, gayri safi milli hasıla değeridir. GSMH büyüklüğü, uluslararası karşılaştırmalarda kullanılan en önemli ölçüdür. Karşılaştırma ölçüsü olarak gerek daha iyi bir ölçünün olmaması, gerekse GSMH rakamların in hesaplama yöntemlerinin standartlaştırılması, iyileştirilmesi ve karşılaştırmalara olanak verecek bir biçimde düzeltilmesi sonucunda, GSMH ölçüsü uluslararası gelişmişlik karşılaştırmalarında giderek daha fazla kullanılmaktadır
olmak üzere iki grupta toplayabiliriz. Parasal olmayan ölçütler arasında, fiziksel tüketim düzeylerini gösteren endeksler, elektrik enerjisi üretim ve tüketimi, çimento üretim ve tüketimi, petrokimya ürünleri üretim ve tüketimi sayılabilir. Özellikle bu alanlarda elde edilen düzeyler, ülkenin sanayileşmesi hakkında da bazı ipuçları vererek kalkınmanın ölçülmesine yardımcı olabilirler.
2. Kaynakların Kullanım Durumuna Göre Azgelişmişliğin Ölçülmesi
Bu yaklaşımdan yararlanabilmek için, kaynakların kullanım durumunu gösteren ölçülere ihtiyaç vardır. Bu ölçüleri şöyle sıralayabiliriz.
Kaynak Kullanım Oranlarıyla Azgelişmişliğin Ölçülmesi
Kaynakların ‘ kullanım oranlarının ölçülmesi konusunda işgücü için işsizlik düzeyi ya da oranı, sabit sermaye için kapasite kullanım oranı ya da atıl kapasite oranı, doğal kaynaklar için ekilebilir arazinin kullanım oranı ve yeraltı zenginliklerinde ise hammadde ihracatı temel alınabilir.
Potansiyel Artık Kavramı Ve Azgelişmişliğin Ölçülmesi ,
Bu ölçü ile bir ülkenin azgelişmişlik derecesini ölçmek için potansiyel GSMH ile gerçekleşen GSMH arasındaki farkı bulmamız gerekir. Fark ne denli büyük ise azgelişmişlik derecesi o denli büyüktür.
2007 ara- Bir ülkede belir bir dönemde var olan iş gücü,sermaye ve doğal kaynakların cari teknik bilgi çerçevesinde tam ve etkin bir biçimde elde edebilecek gayri safi milli hasıla düzeyine ne ad verilir?
a) Potansiyel GSMH b)Toplam GSMH c)Kişi başına GSMH d)Reel GSMH e)Fiili GSMH
C. Toplumsal ve Bireysel Temel ihtiyaçların Karşılanmasına Göre Azgelişmişliğin Ölçülmesi Azgelişmişliğin tanımlanmasında temel alınan bu yaklaşım, azgelişmişliği ölçme konusunda da kullanılabilir. İnsanların beslenme, sağlık, konut, eğitim v.b. ihtiyaçlarının karşılanmasında minimum bir düzey belirlenebilir. Bu konuda bir adım daha atarak günümüz gelişmiş ülkelerince ulaşılan düzeyleri temel alabiliriz.
AZ GELİŞMİŞ ÜLKELERİN ÖZELLİKLERİ
 Azgelişmiş Ülkelerin Ekonomik Özellikleri
• Kişi Başına Düşen gelir düşüktür.
• Gelir dağılımı dengesizdir.
• Tüketimin Bileşiminde Gıda Maddelerinin payı yüksektir.
• Tasarruf ve yatırımlar düşüktür ve sermaye birikimi yetersizdir.
2006/2009 ara-2005-2007-2009 Yılsonu
Aşağıdakilerden hangisi azgelişmiş ülkelerin ekonomik özelliklerinden biri değildir?
a)Gelir dağılımının dengesiz olması
b)Nüfus artış hızının yüksek olması
c)Kişi başına gelirin düşük olması
d)Tüketimin bileşiminde gıda maddelerinin payının yüksek olması
e)Tasarruf ve yatırımların düşük olması
 Azgelişmiş Ülkelerin Yapısal Özellikleri
Bir ekonomide pazar yapısının kendinden beklenilen işlevi sağlıklı bir biçimde yerine getirebilmesi, pazarlara giriş serbestîsine, fiyatların serbestçe oluşumuna ve etkin bir rekabetin bulunmasına bağlıdır. Başka bir deyişle bu gerekler, kaynak dağılımında pazar mekanizmasının etkinliğini belirler. Oysa azgelişmiş ülkelerde, bu ortam için gerekli hukuksal çerçeve bulunsa bile, sayılan bu gereklerin gerçekleşmesini önleyen birçok faktör vardır. Azgelişmiş ülkelerde, rekabete dayanmayan işletme yapısı, pazar yapısının temel özelliklerinden biridir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ölçek yetersizliği, buna bağlı olarak da geri teknolojidir. Kimi pazarlarda bunun yanında, işletme sayısının kısıtlı olması da bir özelliktir. Rekabete dayanmayan işletme yapısı devletin pazar fiyatlarına müdahale etmesiyle de ilgili olabilir.
Ayrıca, Azgelişmiş ülkeler İkili yapı özelliği olan ülkelerdir.
Bu ülkelerde ileri gelişmişlik düzeyindeki ülkelerin pazar yapısına, ileri teknolojisine, gelişmiş sosyal ilişkilere, ileri kurum ve organizasyonlara rastlanabileceği gibi,
Geri kalmışlığın tipik özelliklerinden aile ekonomisi, geri ve ilkel teknoloji, durgun bir sosyal yapı, geleneksel kurum ve organizasyonlara rastlanabilir.
DEMOGRAFİK,SOSYAL,SİYASAL VE YÖNETSEL ÖZELLİKLER
 Azgelişmiş Ülkelerin Demografik Özellikleri
Nüfus artış hızı yüksektir.Az gelişmiş ülkelerde doğum artış hızı,genellikle binde 40 oranındadır.Oysa aynı oran gelişmiş ülkelerde yaklaşık binde 10-15 gibi düşük bir düzeyde kalmaktadır.
Bağımlılık oranı: Aktif olmayan nüfusun,aktif nüfusa oranıdır.(0-15 Yaş ve 65 yaş)
• Beslenme yetersizliği yaygındır
• Sağlık koşulları yetersizdir
• Kentleşme sağlıksızdır
• Barınma koşulları yetersizdir
2009 büt-Bir ülkede aktif olmayan nüfusun.(0-15 Yaş ve 65 yaş) aktif nüfusa oranına ne ad verilir?
a)Bağımlılık oranı b)İstihdam oranı c)İşsizlik oranı d)Çalışma oranı e)İş gücüne katılma oranı
 Azgelişmiş Ülkelerin Sosyal Özellikleri
• Toplum yapısı geleneklerine ve dinine bağlıdır.
• Kadınlar sosyal yaşamda ikinci plandadır.
• İş hayatında çocuk işçilerin sayısı fazladır.
• Orta sınıf azınlıktadır.
• Okur yazar olmayanların toplam nüfus içerisindeki payı yüksektir
2006-ARA-2008 Final -Aşağıdakilerden hangisi azgelişmiş ülkelerin demografik özelliklerinden biri değildir?
a)Nüfus hızının yüksek olması
b)Yetersi beslenmenin söz konusu olması
c)Sağlıksız kentleşme ve yetersiz barınmanın söz konusu olması
d)Sağlık koşullarının yetersiz olması
e)Eğitim düzeninin bozuk olması
 Azgelişmiş Ülkelerin Siyasal ve Yönetsel Özellikleri
Azgelişmiş ülkeler; temelde azgelişmişlik sorununu çözümleyebilmek amacıyla çeşitli siyasal sistemler arayışı içinde olmuşlardır. Henüz kısa sayılabilecek bir geçmişte bağımsızlığını kazanan azgelişmiş Çoğu ülke, etkisinde kaldığı ülkenin siyasal ve yönetim modelini aktarmaya çalışmıştır.
Azgelişmiş ülkelerde devlet yönetiminin aşmak zorunda olduğu çok büyük engeller vardır. Devlet, bir yandan geleneksel yönetim işlevlerini yerine getirmeye çalışırken, öte yandan da iktisadi kalkınma ile ilgili sorunları çözümlemeye çabalamaktadır. Özellikle iktisadi kalkınma için uygun bir ortamın yaratılması, yönetimin en önemli görevidir.
Bu alanda göze çarpan başlıca aksaklıklar, planlamanın etkin olmaması, geniş anlamıyla altyapının yaratılamaması, vergi sistemi ile bütçe uygulamasının başarısızlığıdır. Bu arada kamu yönetiminin çok ağır İşlediği, tarafgir davrandığı, bürokrasiye boğulduğu, olayların arkasında kaldığı ve yöneticilerin yetkilerini kötüye kullandıkları gibi genel yönetim/e ilgili bir çok aksaklıktan söz edilebilir.

Ünite 2
AZGELİŞMİŞLİĞİ AÇIKLAYAN EKONOMİKYAKLAŞIMLAR

AZGELİŞMİŞLİĞİ AÇIKLAYAN 3 temel yaklaşım vardır
1.GELENEKSEL İKTİSADA DAYALI YAKLAŞIM
2. Yapısalcı yaklaşım
3.Bağımlılık yaklaşımı
1.GELENEKSEL İKTİSADA DAYALI YAKLAŞIM
Geleneksel kalkınma literatüründe, azgelişmiş ülkelerin kalkınmamış olmamalarının nedeni,ekonomilerinde arz ve talepten kaynaklanan kimi önemli yetersiz kilere,üretim faktörlerinin dağılımında görülen aksamalara,girişimci eksikliğine,piyasaların darlığına kıt ekonomik kaynakların yanlış dağılımına gerekli üretim teknolojisinin yokluğuna insan sermayesindeki eksikliklere v.b etkenlere bağlanmaktadır.
2007ara-Azgelişmişliği açıklayan ekonomik yaklaşımlardan geleneksel iktisada dayalı olanlara göre azgelişmiş ülkelerin kalkınamamalarının nedenleri arasında aşağıdakilerden hangileri yer almaz?
a)Piyasaların darlığı
b)İnsan sermayesinde eksiklikler
c)Üretim faktörlerinin dağılımında görülen aksamalar
d)Girişimci eksikliği
e)Sömürgecilik
KISIR döngü kuramı
Belli sayıda faktörler arasındaki döngüsel bir neden-sonuç ilişkiler sistemine kısır döngü denir.Bu yaklaşıma göre azgelişmişlik,münferit faktörlerin yada bunların basit toplamının olumsuz etkilemeleriyle ortaya çıkmış bir durum olmayıp,bu faktörlerin aralarındaki bağımlılığın doğurduğu sistemdir.
Kısır döngü kuramının varsayımları
 Döngülerde belli bir noktadan hareket edilip tekrar o noktaya gelinerek döngü kapsamındadır.
 Etikler karşılıklı değil,tek yönlüdür.
 Bir faktör sadece kendinden sonra gelen faktörü etkilemektedir.
 Bir faktör sadece bir faktör tarafından etkilenmektedir.
Bu döngü
Kısıtlı iş bölümü Düşük verimlilik Düşük karlılık Düşük sermaye birikimi Sınırlı Pazar Kısıtlı iş bölümü
Yoksulluk Kısır döngüsü
Azgelişmiş sorununun ortaya çıkması ,kısır döngü modelinin çok kullanılan bir model haline getirmiştir.Günümüzde en çok bilineni,Yoksulluk kısır döngüsüdür.Bu mantığa göre yoksulluğun sürüp gitmesini nedeni,yine yoksulluktur.Bu döngü,hareket noktası hep yoksulluk,yani düşük gelir düzeyi olan çeşitli biçimlerde ifade edilebilir.
Sermaye arzının düşüklüğüyle ilgili kısır döngü:
Düşük gelir Düşük tasarruf(düşük sermaye arzı) Düşük yatırım Düşük gelir.
Bu döngüde sermaye arzının düşük olması temelini ele alınmıştır.
Sermaye talebinin düşüklüğüyle de bir kısır döngü kurulabilir.
Düşük gelir Düşük talep Pazarın Darlığı Düşük yatırım isteği(düşük sermaye talebi) Düşük verimlilik ve düşük üretim Düşük gelir.
2006BÜT-2005/2006ara- Sermaye Arzının düşüklüğü ile ilgili kısır döngü aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Düşük gelir Düşük tasarruf(düşük sermaye arzı) Düşük yatırım Düşük gelir.
b) Düşük gelir Düşük talep Pazarın Darlığı Düşük Yatırım isteği Düşük verimlilik ve düşük üretim Düşük gelir
c) Düşük gelir Beslenme yetersizliği Hastalık ve çalışma gücünün azalması Düşük verimlilik Düşük gelir.
d)Düşük gelir Yetersiz eğitim harcaması Yetersiz mesleki eğitim Düşük verimlilik Düşük gelir
e)Küçük ölçekli üretim Düşük verimlilik ve yüksek maliyet Küçük Pazar Düşük yatırım Küçük ölçekli üretim
Kısır döngü kuramının eleştirisi
1.Kısır döngünün mantığı içinde kalarak kullanılan açıklayıcı faktörlerin niteliği,sayısı ve sırasıyla ilgilidir.
2.Bir değişkenin sadece kendinden önce gelen değişkenle açıklanması ve etkinin tek yönlü olmasına ilişkin varsayımdır.
3.Başlanılan noktaya dönülmesidir.(En önemli eleştiridir)
2005 FİN/2008 BÜT-Belli sayıda faktörler arasında döngüsel bir neden-sonuç ilişkisini gösteren sisteme ne ad verilir?
a)Bağımlılık yaklaşımı
b)Bağımsızlık yaklaşımı
c)Yapısalcı yaklaşımı
d)Kısır Döngü Kuramı
e)Sosyal ikilik kuramı
GELİŞME AŞAMALARI KURAMI
Ortaya atan:Rostow
Kuram,Ülkelerin gelişmesinde birbirini izleyen 5 aşamanın bulunduğunu öne sürmektedir.
Bu beş dönem sırasıyla şöyledir:
1.Geleneksel toplum
2.Kalkışa hazırlık
3.Kalkış
4.Gelişen Topluma geçiş
5.Olgunluk
1.Geleneksel Toplum Aşaması:Bu aşamada ekonomide tarımsal yapı egemendir
 Halkın büyük bir bölümü tarımla uğraşır.
 İş bölümü çok sınırlıdır.
 Pazar ilişkileri yok denecek kadar azdır.
 Toplumda egemenlik,büyük toprak sahiplerinin elindedir.
 Düşük gelir nedeniyle,hemen hemen hiç tasarruf yapılmaz
2007 ara-Aşağıdakilerden hangisi Rostow’un gelişme aşamaları kuramının geleneksel toplum aşamasının özellikleri arasında yer almaz?
a)Halkın çok büyük bir bölümü tarımla uğraşır.
b)Ekonomide tarımsal yapı egemendir.
c)İş bölümü çük sınırlıdır.
d)Üretken yatırım oranı yüksektir.
e)Pazar İlişkileri yok denecek kadar azdır.
2.Kalkışa kazırlık aşaması
İktisadi kalkınmanın başlaması için gerekli değişmelerin ortaya çıktığı dönemdir.Bu dönemde toplumda gerek bireysel gerekse kurumsal açıdan ekonomik,kültürel ve siyasal değer yargılarında değişmeler başlamıştır.
Ekonomik yapıdaki değişmelerin en önemlileri,
 Sermaye birikiminin hızlanması
 Teknik ilerlemenin ortaya çıkması
 Maddi alt yapının(enerji,ulaştırma)yaratılmasıdır.
En önemli özelliği milliyetçi akımın güçlenmesidir.
2007 ara-2006büt-Gelişme aşamaları kuramına göre toplumda gerek bireysel gerekse kurumsal açıdan ekonomik,kültürel ve siyasi değerler yapılarında değişmeler hangi aşamada başlamıştır?
a)Geleneksel tolum aşaması
b)Olgunluk aşaması
c)Gelişen topluma geçiş aşaması
d)Kalkış aşaması
e)Kalkışa hazırlık aşaması
3.Kalkış Açıklaması:Kalkınma sürecinin süreklilik göstermeye başladığı dönemdir.Rostow bu dönemin üç temel koşulunu şöyle belirtmektedir;
 Üretken yatırım oranının yükselmesi
 Yüksek bir hızla gelişen bir yada birkaç temel yapım sanayi dalının kurulması
 Modern kesimdeki gelişme eğilimlerine uygun ve kalkışın ekonomik girişimlerin dışında yaratabileceği dışsal tasarrufları etkin bir biçimde kullanacak ve gelime ye süreklilik kazandıracak siyasal,sosyal ve kurumsal bir yapının var olması yada hızla kurulması
2005 yılsonu-Rostow’un gelişme aşamaları kuramına göre,kalkınma sürecinin süreklilik göstermeye başladığı aşama aşağıdakilerden hangisidir?
a) Kalkışa hazırlık aşaması
b) )Gelişen topluma geçiş aşaması
c) Olgunluk aşaması
d) Geleneksel tolum aşaması
e) Kalkış aşaması
2009 yıl sonu- Rostow’un gelişme aşamaları kuramına göre iktisadi kalkınmanın başlayabilmesi için gerekli değişmelerin ortaya çıktığı aşama aşağıdakilerden hangisidir?
a)Gelişen topluma geçiş aşaması
b)Kalkış aşaması
c)Olgunluk aşaması
d)Kalkışa hazırlık aşaması
e) Gelişen topluma geçiş aşaması
4.Gelişen topluma geçiş aşaması
Rostow,kalkış döneminin 20-30yılsüreceğini,bunu gelişen toplum düzeyine geçiş döneminin izleyeceğini ileri sürmüşlerdir.Sınai kesimin ekonomide birinci derecede önem kazanması,bu dönemin temel özelliğidir.
2005/2006 ara-Rostow’un gelişme aşamaları kuramına göre bir ekonominin yapım sanayi kapsamındaki tüketim,ara ve yatırım mallarını kolayca üretebildiği ve teknolojide yaratabilecek bir güce eriştiği aşama aşağıdakilerden hangisidir?
a)Geleneksel toplum aşaması
b)Gelişen topluma geçiş aşaması
c)Olgunluk aşaması
d)Kalkışa hazırlık aşaması
e)Kalkmış aşaması
5.Olgunluk aşaması
Yaklaşık 40 yıl sürece olan bir önceki aşamadan sonra ekonomi olgunluk dönemine girecektir.Olgunluk dönemine geçmiş bir toplum,artım refah toplumudur.Rostow’un gelişme aşamaları kuramının temelini,günümüzün gelişmiş batı toplumlarının geçirdikleri dönemler oluşturmaktadır.
YAPISALCI YAKLAŞIM
Önde gelişen kuramcıları:R.prebish.
Prebish ve onu izleyenlere göre kalkınma,sermaye birikimini sonucudur ve ülkelerin kalkınma düzeylerindeki farklılıkların temelinde her ülkenin uluslararası ticarette farklı düzeylerde uzmanlaşmış olması yatmaktadır.
Yapısalcı tezlere göre,dünya ekonomisinin içinde bulunduğu durum ilk sanayi devrimi ile başlamıştır.
BAĞIMLILIK YAKLAŞIMI
Temel çerçevesini oluşturanlar;
Baran(1962)
Frank(1967)
Bağımlılık yaklaşımı 3 noktada özetlenebilir:
1.Bağımlılık yaklaşımı kapitalist dünya ekonomik üzerinde yoğunlaşmıştır.
2.Bu yaklaşım bağımlılık,sömürü(kullanılma)ve bu bağımlılık sonucunda ortaya çıkan gelişmiş (merkez)ve azgelişmiş( çevre) ayrımı üzerine odaklanmıştır.
3.Bu ekonomik ilişkiler ağının yarattığı siyasi yozlaşmalar ve elit yapı üzerinde durulmuş ve dünya çapında oluşan sermaye akımları incelenmiştir.
Eleştirileri
Bağımlılık yaklaşımı esas olarak iki yönden eleştirilebilir.
1.Bağımlılık yaklaşımı gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasında hakça olmayan ilişkilerin varlığını lortaya koyması açısından yayarlı olmasına rağmen,mevcut dünya ekonomisi üzerine foksiyonel olan bir alternatif düzen oluşturmakta başarısız kalmıştır.
2.Bağımlılık yaklaşımının dünya çapında gelişmiş ve azgelişmiş ülkelr merkez-çevre biçiminde kesin çizgileriyle,bir anlamda kavramsallaştırması çok iddialı bir ayrım olarak görülmekte,arada bu iki gruba’da girmeyecek ekonomiler göz ardı edilmektedir.
2005/2008ara-Hem azgelişmişliği hemde gelişmişliği yaratanın kapitalist gelime ve yayılma olduğunu savunan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?
a)İklik kuramı yaklaşımı
b)Kısır döngü yaklaşımı
c)Yapısalcı yaklaşımı
d)Bağımlılık yaklaşımı
e)Gelişme aşamaları kuramı
AZGELİŞMİŞLİĞİ AÇIKLAYAN DEMOGRAFİK YAKLAŞIMLAR
Azgelişmişülkelerin demografik öellikleri
1.Düşük bağımlılık oranı
2.Yetersiz sermaye birikimi
3.Kişi başına düşük gelir
4.Düşük okuma ve yazma oranı
Azgelişmiş ülkelerin demografik yapıyı sorun olmaktan çıkaran,
Ülkeler sanayileştikçe,ilerledikçe,sosyal yapı dinamikleştikçe,toplumun değer yargıları değiştikçe,doğurganlık oranında azaldığı ve dolayısıyla demografik yapının sorun olmaktan çıktığı görülür.
AZGELİŞMİŞLİĞİ AÇIKLAYAN SOSYO-KÜLTÜREL YAKLAŞIMLAR
Bu yaklaşımda azgelişmişlik olgusu,ikilik kuramı,insanın psikolojik-düşünsel yapısı,sosyal değer yargıları ve dinsel etkenler başlığı altında incelenmiştir.
İkilik kuramı Az gelişmiş olgusunu açıklayan görüşlerin büyüdükçe bir bölümü ikilik kuramı içinde yer alır.Azgelişmiş ülkelerdeki ikilik geniş anlamıyla iktisadi ikilik olarak da kavranılır.
İktisadi ikilik: Bir ekonominin içinde yapısal olarak farklı ekonomik kesimlerin,kimi zamanda bölgelerin yan yana bulunması.
2006ara-Bir ekonominin içinde yapısal olarak farklı ekonomik kesimlerin,kimi zamanda bölgelerin yan yana bulunmasına ne ad verilir?
a)Düşünsel ikilik
b)Yapısal ikilik
c)Sistemsel ikilik
d)Sosyal ikilik
e)İktisadi ikilik
Sosyal ikilik kuramı
Geliştiren :BOAKE-Endonezya örneğini temel alarak ortaya atmıştır.
2009 ARA-Sosyal ikilik kuramı aşağıdakilerden hangisi tarafından geliştirilmiştir?
a)Weber b)Boake c)Mrydal d)Kuznets e)Prebish
Doğulu Toplumsal sistemin Sosyo-Psikolojik Özellikleri
 Sınırlı ihtiyaçlar
 Fiyat değişmelerine karşı duyarsızlık
 Fiyat yükselince arzın artmaması
 Ücret yükselince işgücünün daha az çalışmak istemesi
 Risklere katılma isteksizliği
 Geleneksel değer yargıları
 Süreklilik taşımayan spekülatif kar ve gelir anlayışı
 Kadercilik ve boyun eğme
2009 BÜT- Aşağıdakilerden hangisi doğulu toplumsal sistemin sosyo-psikolojik özelliklerinden biridir?
a)Normal kar ve gelir anlayışı
b)Risklere girme ve yatırım yapma alışkanlığı
c)Kadercilik ve boyum eğme
d)Fiyat değişmelerine aşırı duyarlılık
e)Ekonomik teknik değer yargıları
Batılı Toplumsal sistemin Sosyo-Psikolojik Özellikleri
 Sınırlı ihitiyaçlar
 Fiyat değişmelerine aşırı duyarlılık
 Risklere katılma ve yatırım yapma alışkanlığı
 Ekonomik teknik değer yargıları
 Normal kar ve gelir anlayışı
 Sağduyu ve geleceğinin belirleme isteği
Doğulu Toplumsal sistemin Organizasyonla ilgili Özellikleri
 Çalışma disiplini ve organizasyon yokluğu
 Uzmanlaşma yokluğu
 Sınırlı para ekonomisi
 Geleneksel ticari yöntemler
 Ekonomik kaynakların hareketsizliği
Batılılaşma Toplumsal sistemin Organizasyonla ilgili Özellikleri
 Disiplini ve organize çalışma
 Uzmanlaşma
 Geniş para ekonomisi
 Profesyonel ticaret
 Hareketli ekonomik kaynaklar
Doğulu Toplumsal sistemin Teknolojik Özellikleri
 Standartlaşma yokluğu
 Küçük ölçekli üretim ve esnek olmayan arz
 Değişmeyen teknoloji
 Geleneksel mal üretimi
Batılılaşma Toplumsal sistemin Teknolojik Özellikleri
 İleri standartlaşma
 Büyük ölçekli üretim ve esnek arz
 Değişen teknoloji
 Yeni mallar üretimi
2008 ara-2009 büt-Sosyal ikilik modeline göre,aşağıdakilerden hangisi batılı toplumsal sistemin teknolojik özelliklerinden biri değildir?
a)Değişmeyen teknoloji b)İleri Standartlaştırma c)Büyük ölçekli üretim d)Esnek arz
e)Yeni mallar üretimi
2009 büt-Aşağıdakilerden hangisi batılı toplumsal sistemin özelliklerinden değildir?
a)Büyük ölçekli üretim ve esnek arz b)Değişen teknoloji c)Geleneksel mal üretimi
d)İleri standartlaşma e)Yeni mallar üretimi
2007 ara- Sosyali ikilik modeline göre,aşağıdakilerden hangisi doğulu toplumsal sisteminin sosyo-psikolojik özelliklerinden biri değildir?
a)Fiyat değişmelerine karşı aşırı duyarlılık
b)Normal kar ve gelir anlayışı
c)Sınırlı ihtiyaçlar
d)Ekonomik teknik değerler yargıları
e)Risklere girme ve yatırım yapma alışkanlığı
2005 ara-Aşağıdakilerden hangisi Boeke’nin sosyal ikilik kuramına göre,batılı toplumsal sistemin teknolojik özelliklerinden biri değildir?
a)Yeni mallar üretilmesi
b)Küçük ölçekli üretim yapılması
c)Teknolojinin değişmesi
d)Arzın esnek olması
e)İleri standartlaşmanın olması
2006 fin-Sosyal ikilik kuramı aşağıdakilerden hangisi tarafından geliştirilmiştir?
a)Kuztents
b)Mrydal
c)Weber
d)Boeke
e)Prebish
İkilik Kuramının Eleştirisi
Doğulu toplumsal sistemde Boaken’in ileri sürdüğü gibi ihtiyaçların sınırlı olması,buna bağlı olarak tüketiminde sınırlı olması demek değildir.
İNSANIN PSİKOLOJİK-DÜŞÜNSEL YAPISI
İnsanın Psikolojik-Düşünsel yapısı göz önünde tutulduğunda az gelişmiş toplumların özellikleri;
 Talep lüks ithal mallarına yönelmiştir.
 Üreticilerin geleceği planlama yeteneği gelişmemiştir.
 İnsanların çalışma eğilimi düşüktür.
 Gıda maddeleri ihtiyacı geleneksel yollarla belirlenir.
 Tüketicilerin eldeki kaynakları kullanma becerisi gelişmemiştir.
Sanayileşmiş ülkelerde ekonomik gelişmenin en önemli itici gücü,Teknik olanaklardan ekonomik olarak yararlanmayı ilke edinen girişimciler oluşturulmuştur.
Azgelişmiş ülke girişimcilerinde Schumpeter anlamında yeterince gelişmeyen eğilim ÜRÜNÜ VE ÜRETİM YÖNTEMLERİNİ İYİLEŞTİRME eğilimidir.
SOSYAL DEĞER YARGILARI
Gelişme motive edici belirli unsurların ve dinamik uyarıcıların ortaya çıkmasını gerektirir.Ekonomik gelişme,kapalılık tutuculuk yerine yenilikçi olma ve yeni koşullara uyum gösterme becerisiyle olur.Bir toplumdaki gelişmeye yatkın ve gelişmeyi köstekleyici davranış biçimleri ve koşulları,o toplumun ideallerine,değer yargılarına,inançlarına,norm ve yerleşik kurumlarına bağlı olarak ortaya çıkar.
BESTERS’E göre tolumlar,sınırlı sosyal oluşumları ve doğuştan yada nesilden nesile geçen stükolarıyla statik bir toplum görünümü verirler.Böyle statik bir toplumda,din ve geleneklerle belirlenmiş ahlak anlayışı,görenekler ve yaşam biçimi büyük ölçüde pasif davranış biçimlerinin ortaya çıkmasına neden olurlar.Ayrıca bu değerler,toplumda kimi zaman görülen bireysel sayılabilecek her aktif biçimlenme,değişme isteğine yabancı kadercilik anlayışının da temelini oluşturur.
BEHRENT’E göre Toplumsal Statik Potensiyel ideallerin girişimlerin ve enerjik çabaların,özelikle yenilikleri harekete geçen ve alt toplum kesimlerinden doğabilen benzeri atılımların organize edilmiş bir kötürümleşmesi demektir.
HİRSCHMAN,az gelişmiş ülkelerin temel sorununu haklı olarak,bu ülkelerin sahip oldukları kaynaklarını harekete geçirme ve anlamlı olarak,bu ülkelerin sahip oldukları potansiyel kaynaklarını harekete geçirme ve anlamlı olarak değerlendirme becerisinde görmektedir.
DİNSEL ETKENLER
Azgelişmişliğin nedenlerini araştıran kimi düşünürler,dinsel kuralların ya da bu konudaki değer yargılarının ekonomik gelişmeyi engelleyici bir etken olduğunu ileri sürmüşlerdir.Bu konuda,Protestanlık ve Yahudiliğinin ekonomik gelişmede biritici güç rolü oynadığı,buna karşın Katolik inançların ve İslam dininin ekonomik gelişmeyi engellediği görüşünü ortaya atmıştır.
M.WEBER:16.ve 17.yylarda kapitalizimin gelişmesini incelerken,dinsel reformların bu konuda önemli bir rol oynadığını ve Protestan toplulukların öncülük yaptığını ileri sürmüştür.Weber,Katolik inaçlarla ekonomik gelişmenin sağlanamayacağını savunmuştur.Weber’e göre,dinsel reform kilisenin egemenliğini kırmış ekonomik faaliyetlerini kilisenin yönetiminden kurtarmıştır.
2009 ara-Aşağıdaki düşünürlerden hangisi 16.ve 17.yy’ larda kapitalizmin gelişmesini incelerken,kapitalizmin gelişmesinde dinsel reformların önemli bir rol oynadığını ve Protestan toplulukların öncülük yaptığını ileri sürmüştür?
a)Rostow b)Boake c)Stucken d)Singer e)Weber
BEHRENDT:Azgelişmiş ülkelerde ileri sanayi Ülkelerinden çok farklı bir değer sisteminin bulunduğu ileri sürmektedir.
AZGELİŞMİŞLİĞİ AÇIKLAYAN COĞRAFİ-İKLİMSEL YAKLAŞIMLAR
Ilıman iklim bölgelerinde bulunmayan toplumların gelişmeye yatkın olmadığını ileri süren görüşlerin gerekçeleri;
 Tropikal bölgelerin toprak üst verimliliği çok düşüktür
 Toprak çok verimsiz olduğu gibi yer yer çöllerle kaplıdır.
 Tarımsal üretim tek bir ürüne bağlıdır.
 Gübre kullanımı yaygın değildir.
 Tropikal bölgelerdeki bitki örtüsünün ve hayvan türlerinin farklı olması,ılıman bölgelerde sağlanan ilerleme ve buluşların bu bölgelere uygulanmasını zorlaştırmaktadır.

Tropikal iklim insan davranışları üzerinde olumsuz etkiler yapar.Ilıman ve dört mevsimi yaşayan insanlar daha enerjik ve başarılı olurken,çok sıcak yada rutubetli iklim koşullarında yaşayanlar daha az enerjik olmaktadırlar.Aşırı sıcaklıklar ve uzun süren yağmurlar çalışma koşullarını kötüleştirmekte ve verimliliği olumsuz yönde etkilemektedir.

Ünite 3
SERMAYE BİRİKİMİ VE TEKNOLOJİ

I.İKTİSADİ KALKINMA VE SERMAYE BİRİKİMİ
İktisadi kalkınma kuramında sermaye birikimi çoğu iktisatçılar tarafından kalkınmanın temel koşulu olarak kabul edilir
Sermaye Birikimi:Toplumun üretmiş olduğu değerlerin tümünü tüketmeyip bir kısmını sermaye mallarına ayırmasıdır.Örneğin;aletler,makineler,ulaşım sistem ve araçları,sanayi gereçleri,fabrika ve donanım vb. Bütün bunlar,üretimin artırılmasında büyük rolü olan nesnel sermayenin değişik biçimleridir.Bu anlamda kullanılan sermaye kavramı,sadece nesnel sermayeyi değil,eğitim,sağlık,konut,gençlik ve spor alanlarında yapılan yatırımları(beşeri sermaye birikimini)de ifade eder.
Sermaye ihtiyacı,belli amacı(ürettim ya da hasıla artışını)gerçekleştirmek için ne kadar sermayeye gerek olduğunu ifade eder.
2009 ara-Toplumun üretmiş olduğu değerlerin tümünü tüketmeyip,bir kısmını sermaye mallarına ayırmasına ne ad verilir?
a)Yatırım
b)Sermaye talebi
c)İthalat
d)Sermaye birikimi
e)Sermaye ihtiyacı
II.İKTİSADİKALKINMA VE SERMAYE İHTİYACI
Kalkınma,ülkenin bu büyümeyi uzun dönemde dengeli ve istikrarlı bir biçimde sürdürmesi,başka bir deyişle ekonomik ve sosyal yapısının değişmesi demektir.Ekonomide yapı değişikliğini gerçekleştirecek temel araç ise yatırımlardır.
Yatırım,bir yandan ekonomideki yapısal değişimleri sağlayan,öte yandan da milli hasılayı arttıran sermaye stokuna yapılan bir ifadedir.
Burada amaç ve bunu gerçekleştirecek araç bilindiğine göre,belli bir amaca(GSMH artışı ve yapısal değişim)varmak için ne kadar ek sermaye(yatırım)gereklidir sorusu sorulmalıdır.Bu soru kalkınma hızı ve sermaye-hasıla katsayısı kavramları yardımıyla yanıtlanabilir.
A-KALKINMA HIZI
Kalkınma amacına yönelik bir ekonomik süreç içinde,reel gayrisafi milli hasılanın yıldan yıla gösterdiği değişme(genellikle artış)hızı,kalkınma hızıdır.
Buna göre,∆Yt,iki dönem(genellikle iki yıl)arasında gelir(GSMH)farkı(Yt-Y(t-1)ise ilk dönemin burada (t-1 döneminin)geliri (GSMH)ifade edildiğinde kalkınma hızı(g)şu şekilde gösterilebilir;
∆Yt Yt-Y(t-1)
g= =
Y(t-1) Y(t-1)
Nüfus artışının önemli olduğu ekonomide,g yerine,daha anlamlı olduğu için,kişi başına()kullanmak daha uygundur.Bu amaçla g’den nüfus artış hızını(Wn)çıkartmamız gerekir.Bu durumda kişi bşına gelir artışhızı ya da net kalkınma hızı:ğ=g-Wn olur.
B-SERMAYE-HASILA KATSAYISI
Her yıl elde edilen gayri safi mili hasıladan ne kadarlık bir payın yatırımlara ayrılacağının,yani sermaye ihtiyacının bilinmesi gerekir.Ortalama sermaye-hasıla katsayısı(K/Y),belli bir Dönemde elde edilen hasılanın(üretimin),ne kadar sermaye ile sağlandığını,başka bir deyişle,hasıla (üretim)birimi başına düşen sermaye miktarını veren expost bir kavramıdır.Marjinal sermaye hasıla katsayısı(∆K/∆Y=I∆Y),hasılayı(üretimi)bir birim artırmak için,ne kadar sermaye gerektirdiğini gösteren daha çok ex-ante bir kavramdır.
Özellikle ileriye dönük kalkınma analizlerinde ve ekonominin sermaye birikim ve yapısında önemli değişmeleri öngören planlama modellerinde kullanılan katsayı,marjinal sermaye hasıla katsayısıdır.Buna göre,marjinal sermaye hasıla katsayısı(k),ekonominin sermaye stokunda meydana gelen artışın,ekonominin üretim gücündeki(ya da üretim kapasitesindeki)artışa(∆Y)oranıdır.

∆Kt I(t-1)
K= = oranın biçimde olması,marjinal sermaye-hasıla katsayısının tanımı
∆Yt Yt-Y(t-1) gereğidir.

Örneğin;t döneminde 1 birimlik hasıla artışı (^Y,1 birim)sağlamak için,bir önceki yıl 3 birimlik yatırım (I(t-1))=3)yapmak gerekirse,k=3 demektir.
Sermaye-Hasıla Katsayısı, aslında sadece sermaye ile hasıla arasında ilişki kuran basit oran olmayıp aynı zamanda tek değişkenli bir üretim fonksiyonudur. Nitekim yukarıdaki eşitlik,basit bir işlemle şu duruma getirilebilir.
1 .I(t-1)
∆Yt =
k
Sermaye-hasıla katsayısının tersi(1/k)aslında sermayenin marjinal verimliliğini(ß)veren büyüklüktür.Formüllerde gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra aşağıdaki denklem elde edilir.
∆Yt =ßl(t-1)
Bu denklem,bir ekonomide t dönemindeki hasıla(üretim)artışının,t-1döneminde yapılan yatırımın büyüklüğüne ve bu yatırımın verimliliğine bağlı olduğunu ifade eder.
C-SERMAYE İHTİYACININ SAPTANMASI
Kalkınma hızı ve sermaye-hasıla kavramlarından yararlanılarak,belli bir hasıla artışı ya da kalkınma hızını gerçekleştirmek için ne kadar sermayeye(yatırıma)ihtiyaç duyulduğu yada birikimi sağlamak için milli gelirin ne kadar dan tasarruf edilmesi gerektiği bulunabilir.
S=I Dolayısıyla,
S(t-1) =I(t-1) dir.Ayrıca tanım gereği tasarruflar gelirin bir fonksiyonudur.
S(t-1) =S.Y(t-1)
Formüllerde yapılan gerekli düzenlemeler ve sadeleştirmeler sonucu aşağıdaki eşitliğe ulaşılır.
∆Yt
g= =s.ß
∆(t-1)

Bu temel eşitlik (9=s. ß),elde edilmek istenen kalkınma hızı,tasarruf oranı ile sermayenin
Marjinal verimliliği(ß) ya da sermaye-hasıla katsayısı (k)tarafından belirlendiğini göstermektedir.
g
s= =g.k
ß

Örnek:Y=100 birim,g=%8 ve k=3(ß=0.3333)’tür.%82lik bir gelişme hızını sağlamak için ne kadar yatırım ve dolayısıyla tasarruf yapmak gereklidir?

S=o,o8*3=0,24
I=S=0,24*100=24 birim
%8’lik gelişme hızı sağlamak için ekonomide milli gelirin %24’ünün tasarruflara ayrılması gerekecektir.
III.SERMAYE-HASILA KATSAYISININ VARSAYIMLARI VE TÜRLERİ
Kalkınma hızı,tasarruf oranına ve sermayenin marjinal verimliliğine ya da onun tersi olan sermaye-hasıla katsayısına bağlıdır.
A- SERMAYE-HASILA KATSAYISININ VARSAYIMLARI
1.Katsayının Değişmediği Varsayımı:Sermaye-hasıla katsayısına ilişkin temel varsayımlardan biri,katsayının uzunca bir dönem değişmeyeceğidir
GELİŞMİŞ ÜLKELERDİKKATE ALINARAK,KATSAYININ DEĞİŞMEYECEĞİNİ İLERİ SÜREN İKTİSATÇILAR
HARROD,DOMAR,LEONTIEF VE CASSEL’DİR.
2007 ara-2009 büt-Aşağıdakilerden hangisi,gelişmiş ülkelr dikkate alınarak,sermaye-hasıla katsayısının değişmeyeceğini ileri sürenler arasında yer almaz?
a)Domar b)Leontief c)Harrod d)Leibenstein e)Cassel
Diğer bir görüş,katsayının zamanla düştüğü,yani sermayenin verimliliğinin yükseldiği biçimindedir.Örneğin:Golsmith’in Amerikan Ekonomisi için yükseldiği biçimindedir.
LEİBENSTEİN,bu konudaki açıklamalarını iki noktada toplanmıştır.
1.Kimi ekonomik kesimlerin sermaye-hasıla katsayılarının zamanla düşmesi
2.Üretim yapısının değişmesi
Özellikle gelişmekte olan ülkeler için ileri sürülen görüş ise KUZNETS, CLARK SPRENGLER ve BOMBACH tarafından savunulmaktadır. Buna göre katsayı gelişme
sürecinin belli döneminde (gelişme eşiği)yüksek ve daha sonra da düşük düzeydedir.Bu durumun nedenleri arasında en önemlileri,yatırımların yapısındaki değişme,teknik ve yönetim bilgisinin gelişmesi,teknolojik değişmeler özellikle yapılan büyük kapasiteli yatırımların ilk baştaki atıl kapasitelerinin daha sonra kullanılması sayılabilir.
2.Gecikmelerin Olmadığı Varsayımı:Büyüme modellerinde(Harrod ve Domar büyüme modelleri)kullanılan sermaye-hasıla katsayısında gecikme faktörü dikkate alınmamıştır.Oysa yatırımlar için hem gelir değişmesi ile tamamlanması arasında olmak üzere iki tür gecikme söz konusudur.
Birinci tip gelişme:Yatırımı uyaran gelir artışını meydana geldiği dönem ile kararının uygulamaya (üretime değil)geçtiği dönem arasındaki süre
İkinci tip gelişme:Yatırımın başlaması,yani yatırım kararının uygulamaya geçmesi ile yatırımın tamamlanması (kapasite yaratması)arasındaki süreyle ilgili gecikmedir.Bu süreye yatırımın olgunlaşma süresi ya da olgunlaşma aralığı da denir.
3.Hasıla Artışının Sadece Sermaye ile Açıklanması: Hasıla artışının sadece sermaye ile açılanıyor olmasının büyük bir sakınca yaratmadığı, hasıla artışını gösterme de emek ya da doğal kaynak miktarındaki artış ve bunların verimliliği yerine yatırımlar ve bunun verimliliği alınarak, öbür faktörlerle ilgili ölçme ve değerlendirme güçlükleri aşılabilmektedir.
Az gelişmiş ekonomilerde en kıt faktör,sermayedir.Öbür üretim faktörleri de kıt olmamakla birlikte onların üretim sürecine fiilen sokulabilmeleri için mutlaka sermaye birikiminin artırılması gerekir.Bu nedenle milli hasılanın en önemli açıklayıcı faktörü olarak sermayeyi esas almak büyük ir sakınca oluşturmayacaktır.
B-SERMAYE –HASILA KATSAYI TÜRLERİ
1.Ortalama Ve Marjinal Sermaye-Hasıla Katsayısı:Katsayının eğişim göstermesi ortalama ve marjinal değerinin farklı olmasını gerektirir.
2.Net ve Brüt Sermaye-Hasıla Katsayısı:Katsayının elde ettiği kesrin pay ve paydasındaki büyüklükteki niteliği önem kazanmaktadır.
a)Net sermaye-hasıla katsayısı: Sermaye-Hasıla Katsayısını veren oranının payında yer alan yatırımlar,eğer öteden beri kullanılan sermaye teçhizatının yerini alacaksa,yani ikame yatırımı söz konusu ise,ekonomide bir hasıla artışı yaratmayacaktır.Bu nedenle,belli bir dönemde yapılan toplamında,ikame yatırımları dışında kalan net yatırımlar dikkate alınır.
Paydada yer alan hasıla artışlarında ise,ikame yatırımları için ayrılan payın(eskime-aşınma payı)toplam hasıladan çıkarılması gerekir.Böylece,net yatırımlar ile net hasılanın oranlanmasından Net sermaye-hasıla katsayısı elde edilir.
b) Brüt Sermaye-Hasıla Katsayısı: Toplam yatırımları dikkate alan ve hasıla artışlarında eskime ve aşınma payları toplam hasıladan düşürülmeden hesaplanan sermaye-hasıla katsayısıdır.
3.Cari ve Teknolojik Sermaye-Hasıla Katsayısı: Sermaye-Hasıla Katsayısının ayrımı, yapılan yatırım üretim kapasitesi ile Bu Kapasiteden yaralanarak gerçekleştirilen üretim temel alınarak hesaplanan sermaye-hasıla katsayısıdır.
a) Cari Sermaye-Hasıla Katsayısı: Yapılan yatırımın yaratacağı üretim kapasitesi ne olursa olsun, kapasiteden yararlanarak belirli yılda fiilen gerçekleştirilen üretim temel alınarak hesaplanan sermaye-hasıla katsayıdır.
b)Teknolojik sermaye-hasıla katsayısı: Tamamlanmış yatırımın, hesaplanan üretim kapasitesine göre elde edilen katsayıdır.
4.Toplam, Kesimsel ve Projelere İlişkin Sermaye Hasıla Katsayısı
a) Toplam Sermaye Hasıla Katsayısı:Ekonominin tümü için hesaplana bir katsayıdır.
b)Kesimsel Sermaye Hasıla Katsayısı:Ekonomiyi anlamlı bir biçimde belirli faaliyet kesimlerine(en azından tarım,sanayi,hizmetler gibi)ayırıp,bu kesimlerine (en azından tarım,sanayi,hizmetler gibi)ayırıp,bu kesimlere ilişkin yatırım ve üretim büyüklükleriyle ayrı ayrı bulunan katsayılardır.
c) Projelere İlişkin Sermaye Hasıla Katsayısı:Her bir yatırım projesi için ayrı ayrı hesaplanan katsayılardır. Duruma göre sermaye üretim ya da sermaye katma değer cinsinden hesaplanırlar.
IV.SERMAYE TALEBİ VE BUNU ETKİLEYEN UNSURLAR
A-SERMAYE TALEBİ KISIR DÖNGÜSÜ
Azgelişmiş ülkelerde sermaye bikrimi sorununun sermaye talebi yönünden kısır döngüsü halkın reel gelirinin düşük olması(halkın yoksul olması),taleplerinin de düşük düzeyde kalmasına yol açar.
Düşük talep,pazarın küçük ya da sınırlı olması sonucunu doğurur.
Sermaye talebi; yani yatırım yapma istek ve eğilimi yönünden en büyük engel,pazarın küçüklüğüdür.
Pazarın dar olması,doğal olarak;girişimcilerin yatırım yapma isteğini düşürerek onların sermaye taleplerinin düşük düzeyde kalmasına neden olur.
Üretim sürecinde bol miktarda sermaye kullanılmaması ise,üretimde verimliliğin düşük olmamsı nedenidir.Böylece döngü başladığı noktaya gelip kapanır.
B-SERMAYE TALEBİNİ ETKİLEYEN UNSURLAR
 Azgelişmiş ekonomilerde sermaye talebinin yetersiz kalmasına neden olan başlıca faktör;
PAZARIN KÜÇÜKLÜĞÜDÜR.
 Pazar Darlığının sonuçları olarak görünen bu unsurlar
*Yönetici elemanların kıtlığı
*Kamu yönetimindeki kıtlıklar
*Sosyal psikolojik yapı
C-PAZARIN GENİŞLİĞİNİ BELİRLEYEN UNSURLAR
Pazar darlığımın arkasında talep düşüklüğünün,onunda temelinde,öbür faktörler yanında en önemli faktör olarak reel gelirin,yani satın alma yetersizliği vardır.
Keynesgil iktisatçılara göre bu,efektif talep yetersizliği değildir.Kural olarak ortada parasal bir talep yetersizliği ve deflasyonist bir açık yoktur.Tam tersine bubu ülkelerin çoğu sinsi bir enflasyonun baskısı altındadırlar.Say yasasına göre talebin arzın yarattığı doğru olmakla birlikte,arzın kendisi esasen çok düşük düzeydedir.Pazarın arz yönündeki bu darlığının nedeni verimliliğin düşük olmasıdır.
Par politikası, önemli bazı etkilere sahip olmamakla birlikte,Pazar genişliğini,özellikle azgelişmiş ülkelerde belirleyen tek ve en önemli araç değildir.
Nurkse’ göre, nüfus büyüklüğü de pazarın genişliğini belirleyen önemli bir unsur değildir.Nüfusu fazla olan bir ülke,nispeten daha fazla üretimde bulunsa bile bu durum ülkenin uygun Pazar yapısına sahip olduğunu göstermek için yeterli değildir.
İleri sürülen başka bir görüş ise,coğrafi olarak küçük ülkelerin aralarında koymuş oldukları
Gümrüklerin pazarı daralttığı yolundadır.Gümrüklerin kaldırılması,yarlı sonuçlar verebilirse de asıl sorun,bu ülkelerin yoksul olmalarıdır.
Tüm bu unsurlar olsa olsa ikinci derecede önem taşıyabilirler.Nurkse’ göre yatırımların uyarılması pazarın genişliğiyle sınırlıdır.Pazarın genişliğini belirleyen asıl unsur verimliliktir.
Satın alma kapasitesi aynı zamanda üretim kapasitesi demektir.
Verimlilik artışlarını en önemli unsuru ise üretimde giderek daha yoğun sermaye kullanımıdır. Girişimcilerin daha yoğun sermaye kullanımındaki çekimserliği ise bu kısır döngünün dışarıdan bir müdahale ile kırılmasıyla mümkündür.
V-iktisadi kalkınma ve teknoloji
Teknoloji,üretimde bulunmak için kullanılması gerekli üretim faktörlerini ve bunlar arasındaki bileşim oranını gösteren bir üretim fonksiyonudur.
Teknolojik ilerleme,bir bakıma yeni malların üretilmesidir.
A-ÜRETİM FOKSİYONU VE TEKNOLOJİ
Üretimde kullanılacak teknolojinin seçiminde,ya da emek-yoğun üretim yöntemlerinin dikkate alınmasını gerektirir.Buna göre,
Y=f(K,E)
biçiminde yazılan basit bir üretim fonksiyonu,aynı zamanda bir teknolojiyi de gösterir.Burada Y,herhangi bir malın üretim düzeyi:K ve E Bu üretim düzeyi için gerekli sermaye ve emek miktarıdır.
Grafiklerde düşey eksende sermaye,yatay eksende emek miktarı gösterilmiştir.Bilindiği gibi Y1 ve Y2 EĞRİLERİ EŞ-ÜRÜN eğrileridir. T,T1,T2,veT3 doğruları ise genişleme doğrularını göçsterirken, öte yandan da seçilen teknolojiyi ifade ederler.Buradanda anlaşıldığı gibi şekil(a)’da belli bir üretim düzeyi için geçerli,tek bir üretim düzeyi için geçerli,tek bir faktör bileşim olanağı vardır(Y1 üretimi işin D;Y2üretimi için C noktası)

K T K T1 T2

Y1
T3

K2 Y2

Y1
0 E
0 E1 E2

(a) (b)

Üretim Fonksiyonu Teknoloji İlişkisi

Bu sermaye ve emek arasında ikame olanağının bulunmaması, dolayısıyla bu üretim türünde kullanılacak tek bir üretim tekniğinin söz konusu olması demektir.
Buna karşın şekil(b)’de sermaye ile emek arasında ikame olanakları vardır. Dolayısıyla, belli üretim düzeyine ulaşmak için T1,T2,veT3 farklı üretim teknikleri kullanmak mümkündür.
Şekildeki T1 genişleme doğrusu,öbür tekniklere göre en çok sermaye-yoğun tekniği ifade eder. Buna karşın T3 üretim tekniği ise emeği en çok kullanan,dolayısıylaemek-yoğun tekniği gösterir.
B-FAKTÖR MİKTARLARI VE TEKNOLOJİK TERCİH
Az gelişmiş ülkelerde sermaye kıt bit faktör olduğuna göre,bu ülkelerin sermayeyi az,emeği çok kullanan tercihleri seçmeleri gerektiği sonucunu doğurur.Aşağıdaki çizimde T1 sermaye-yoğun tekniği;T2 de emek yoğun tekniği ifade etmektedir.
Sermaye T1

K2 T2

K1
0 E2 E3 E1 Emek
Faktör Miktarları ve Teknoloji

Bu durumda ülke eğer T1 tekniğini seçerse mevcut emeğin ancak OE2 kadarı istisdam edilecektir.Eğer T2 tekniğini seçilir ise mevcut emek arzının daha büyük bir kısmı (OE3)istihdam edilecektir.Çünkü bol olan faktörün(OE1kadar emek)istihdam düzeyini,kıt olan faktör (OK1kadar sermaye miktarı)belirlenmektedir.Çizime göre,sermaye yoğun teknikle emeğin tamamını istihdam edebilmek için ekonomide sermaye miktarının OK2 ‘YE çıkması gerektiği görülmektedir.Buna göre,tam istihdam için ekonominin ihtiyaç duyduğu ek sermaye miktarı K2K1kadardır.

C-FAKTÖR FİYATLARI VE TEKNOLOJİK TERCİH

Sermaye T1

K2 T2

K1
0 E1 E2 Emek
Şekilde K1, E1 ve K2, E2 bilindiği gibi eş maliyet doğrularını göstermektedir.Faktör fiyatları veri iken,her iki faktörün çeşitli bileşimlerine göre yapılacak masrafı,eş-maliyet doğrusu gösterir.Çizimde K1 E1 eş maliyet doğrusunun Y eş- ürün eğrisine teğet olduğu masraf yönünden üretimin optimal faktör bileşiminin nasıl olacağını gösterir.Görüldüğü gibi burada sermaye yoğun üretim tekniği seçilmiştir.Emeğin sermayeye oranla ucuzlamasıyla K1 E1
Eş- maliyet doğrusu halini alırsa (ya da baştan beri eş maliyet doğrusu veri ise ),bu durumda denge D2’de kurulacaktır. Bu teknik görüldüğü gibi emek-yoğun bir üretim biçimini ifade etmektedir.

D-SERMAYE-YOĞUN EMEK YOĞUN TEKNOLOJİ TERCİHİ
Teknik ilerlemeyi emekten tasarruf sağlayan, sermayeden tasarruf sağlayan ve yansız olarak ilk sınıflayan R.Harrod ve J.Hicks olmuştur.
Hicks,teknik ilerlemeyi tanımlarken üretim faktörleri arasında marjinal ikame oranından yaralanır.Faktörler arasındaki ikame oranını faktörlerin marjinal ürünleri belirler.Buna göre emekten tasarruf sağlayan teknik ilerleme emeğin marjinal ürününe kıyasla daha fazla artıyorsa,emekten tasarruf sağlıyor demektir.Emeğin sermaye oranı sabitken,emeğin marjinal ürününü sermayenin marjinal ürününden daha hızlı artıran teknik ilerleme sermayeden tasarruf sağlayan teknik ilerlemedir.
Az gelişmiş ülkelere emek-yoğun tekniklerin seçilmesinin kısa dönemde yarattığı olumlu etkiler şunlardır;
1.Daha fazla işgücü istihdam olanağı
2.Daha az yatırım malı ihtiyacı ve dolayısıyla daha az döviz giderleri
Birinci nokta,uzun dönemde geçerli değildir.Çünkü uzun dönemde sermaye yoğun tekniklerin yaratacağı dolaylı genişletici etkiler uzun dönemde istihdam olanaklarının daha da büyümesine yol açar.
Sermaye-yoğun teknikerlinin seçilmesinin yarattığı olumlu etkiler şunlardır;
1.Daha yüksek katma değer(ya da iş gücü verimliliğinin artması)
2.Ekonomide teknolojik düzeyin yükselmesi
Ekonomide daha yüksek katma değer yaratılması,bilindiği gibi makineleşmiş üretimin sonucu olarak ortaya çıkar.Üretimin yoğun sermaye(makine)kullanılarak yapılmasıyla işgücü verimliliğinde sağlanan artışlar,gelir yönünden ücret düzeyinden yükselmesine;talep yönünden de iç piyasanın genişlemesine yol açar.
E-TEKNOLOJİ VE ÖLÇEK SORUNU
Bir işletmenin ölçeği,belli sabit üretim faktörleriyle Elde edilebilecek maksimum üretim miktarıyla belirlenir.Ölçek sorununun analizinde optimum ölçek kavramı önemlidir.
Optimum ölçek,firmaların birim başına üretim maliyetlerini değiştirerek toplam karı maksimum yapacak üretim faktörlerini bir araya getirdikleri ölçektir.
Piyasa büyüklüğü ile firma ölçeği arsındaki ilişkiler şunlardır:
1. Piyasanın büyük olması, sermaye-yoğun üretim tekniklerinin kullanılmasına olanak verir.
2. Büyük piyasalardaki rekabet koşulları, firmaların daha büyük ölçekli üretim tekniklerine geçmelerini gerektirir.
3. Piyasanın büyük olması, firmaların daha kolaylıkla uzun dönemli yatırım planlaması yapmalarına olanak verir.

F-İÇSEL EKONOMİLER
Piyasanın büyümesi ile dolayısıyla üretimin artması, firmalar için içsel ekonomiler yaratır. Bir firma üretim artışı nedeniyle, maliyetinde bir düşme yaratıyorsa, içsel ekonomiler sağlıyor demektir. Buna kütlesel üretimin iktisadiliği denir.
Buna göre içsel ekonomiler, esas olarak işletmenin normal kapasitesinin tümüyle kullanma sınırına gelinceye kadar ortaya çıkabilir. Bu sınıra henüz gelinmediği sürece işletme içinde tasarrufta bulunma olanağı var demektir.
Buna karşı işletmenin üretim düzeyinin normal kapasite sınırına gelince içsel kayıpların ortaya çıktığı ve verimin gerilediği görülür. Buna göre her bir firmada, önce artan verimler ve normal kapasite sınırının aşılmasından sonrada azalan verimler yasasının geçerli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Uygulanacak kalkınma ve teknoloji politikası çerçevesinde bu amaçla büyük firmaların kurulması desteklenmelidir.
Ölçekler büyüdükçe teknoloji açısından sağlanacak yararlar;
1. Büyük ölçekli firmalar ekonomideki genel teknolojik düzeyin yükselmesini sağlar
2. Araştırma ve geliştirme fonları kurulur,bu alanda somut çalışmalara olanak sağlanır.
3. Teknolojide dışa bağımlılık azalır;yerli yapım oranı yükselir,teknoloji ülke koşullarına uygundur.
G-TEKNOLOJİK AÇIK KAVRAMI
Schumpeter’den beri kullanılan, geleneksel buluş ve yenilik kavramlarına değinmekte yarar vardır.
Teknolojik buluş: O güne kadar bilinmeyen bir tekniğin bulunması
Teknolojik yenilik: Faktör donanımı, faktör fiyatları ve talep yapısı gibi ekonomik unsurlara göre hesaplandığında, iktisadi bulunan buluşların uygulama alanına sokulmasına denir.
Teknolojik açık: İki ülkenin teknoloji düzeyleri arasındaki fark olarak tanımlanır.
Teknolojik açığın bilimsel olarak ölçülebildiği şekiller şunlardır;
1.Yatırıma dönüştürülmeyen Teknolojik Açık: Çeşitli ülkelerin üretim fonksiyonları kıyaslanır. Bu amaçla ele alınan üretim fonksiyonu bir sektöre ilişkin olabileceği gibi,tüm ekonomiye de ilişkin olabilir.
2. Yatırıma Dönüştürülmüş Teknolojik Açık: İki ülke arasındaki teknolojik açık,her ülkenin sahip olduğu makine ve benzeri donanımın,eski modellere göre daha üstün olduğu varsayımına dayanır.
Matematiksel olarak ise teknolojik açık, ileri ülkenin bugünkü teknoloji düzeyi ile geri kalmış ülkenin bugünkü teknoloji düzeyi arasındaki fark olarak ölçülür.
H-TEKNOLOJİK AÇIĞI YARATAN FAKTÖRLER
1.İki ülke arasında teknolojik açık yaratan unsurların başlında bilgilerin ve teknolojik
yeniliklerin ülkeden ülkeye geçişini zorlaştıran nedenler gelir. Bu nedenlerin bir kısmı
Patent hakları gibi bilgi ve teknoloji aktarımını sınırlayan hukuksal kurumlardır
2.Kimi bilgi ve teknolojinin, yapılan makine ile bir aynı şey halini alması ya da bir.
makineyi kullanma bilgisine dönüşmüş olmasıdır.
3.Teknolojiyi kendine aktarmak istenen ülkenin eğitim düzeyidir.
4.Teknolojik açığın büyüklüğünü belirleyen bir diğer önemili unsur da gelir düzeyidir.
Gelir düzeyi bir taraftan yüksek talep potansiyeline sürekli araştırma ihtiyacı yaratması
Yönünden teknolojik ilerlemeyi destekler.
5.Teknolojik açığı yaratan faktörler arasında belirtilmesi gereken bir diğer faktör de
Zamandır.
6. Teknolojik açığı yaratan faktörlerin bir kısmı da ekonomi dışı unsurlardır.Yeniliğe karşı
koyan geleneksel davranışlar, sosyal kurumlar, bireylerin iktisadi davranış güdüsünden
yoksun olmaları ve siyasal istikrarsızlık gibi nedenler, bu tür ekonomi dışı davranışlara
örnek olarak gösterilebilir.
İ-TEKNOLOJİK AÇIK VE SERMAYE BİRİKİMİ
Teknolojik yenilikler yatırımla ortaya çıkar.Her yatırım yani makine ve benzeri donanım yaratılması demek olduğuna göre ,sorun bu yönden ele alındığında iki ülke arasındaki teknolojik açık iki ülkenin yatırım miktarı arasındaki farkın bir fonksiyonu olacaktır.teknolojik yönden üstünlük ortalama üretim yatırım miktarı arasındaki farkın bir fonksiyonu olacaktır.Teknolojik yönden üstünlük ortalama üretim maliyetlerin azalmasıyla kendini belli eder.Ortalama üretim maliyetlerinin azalması belli üretim faktörleriyle daha çok üretimde bulunmak anlamına gelir.
Ekonomide eski makine ve benzeri donanımının yenilenmesi, böyle bir yenileme karlı ise yapılır.
Bir ülkenin modern makineleri benimseme hızının bağlı olduğu ekonomik faktörler şunlardır;
1.Yeni makinenin eskisine göre üstünlük derecesi
2.Eski makinelerin amortisman süresi
3.Yeni makine fiyatının yüksekliği
4.Makinenin yenileceği ülkedeki faiz oranının yüksekliği
5. Makinenin yenileceği ülkedeki ücret düzeyinin yüksekliği
6.Değiştirilecek makinenin hurda değeri
7.Makinenin yenileceği sektörde rekabetin yoğunluğu
J-TEKNOLOJİK AÇIK VE YAPARAK ÖĞRENME
Arrow’un geliştirdiği yaparak öğrenme modeli yatırıma dönüştürülemeyen teknolojik değişme ve ilerlemelere güzel bir örnek oluşturur.
Yaparak Öğrenme Modeli’ne göre öğrenmeline öğrenme,deneyimin ürünüdür.Öğrenme tekrarlamalara sıkı sıkı bağlıdır.
Kalkınma literatürüne Hordnal Etkisi diye geçen bir olay bu görüşleri doğrulamaktadır.Bu ana göre İsveç’te Hordnal Demir İşletmelerinde 15 yıllık bir süre içinde hiç yatırım yapılmadığı ve üretim yöntemlerinde hiçbir önemli değişiklik meydana gelmediği halde üretimin %30 oranında arttığı görülmüştür.Köklü sanayi kuruluşlarının hepsinde gözlenebilecek olan bu durum,deneyimin,dolayısıyla öğrenmenin teknolojik ilerlemeyi nasıl gerçekleştirdiğini göstermektedir.
K-TEKNOLOJİK AÇIK VE GEÇ GELENLERİN AVANTAJI
Geç gelenlerin Avantajları;
• Hazır teknolojiler bulmak
• Fosilleşmiş teknolojilerden kurtulmak
• Orta düzeyli teknolojileri kullanmamak
• Yüksek kalkınma hızını yakalamak
DEZAVANTAJI:Az gelişmiş ekonomilerde sermaye yoğun teknolojilerin ithali için gerekli sermaye ve kullanımı için gerekli nitelikli eleman yetersizdir.Bu nedenle azgelişmiş ülkelerin dezavantajıdır.
L-TEKNOLOJİ AKTARIMI
Yeni Teknoloji daha çok makineye dayalı verileri ileri derecede uzmanlaşmayı temel almaktadır.İşletmekler ilk defa belli ölçeklerde kurulurken ya da ölçeklerinin büyütmek istediklerinde modern teknoloji nedeniyle,yapılarındaki sermaye-emek oranı büyümektedir.
Bu üretimde genel olarak daha sermaye-yoğun tekniklerin giderek yaygınlaşması demektir.
Doğal olarak bu durum, sanayileşme çabasındaki azgelişmiş ülkeler için ihtiyaç duydukları teknolojiyi bu alanda gelişmiş olan ülkelerden aktarmak zorundadırlar.
Azgelişmiş ülkeler genel olarak, teknolojiyi yaratamadıkları için ihtiyaç duydukları teknolojiyi bu alanda gelişmiş olan ülkelerden aktarmak zorundadırlar .
Azgelişmiş ülkelerin teknolojik aktarmada kullandıkları araçların başlıcaları,
• Yatırım malı ithalatı ile Aktarılan teknoloji
• Yabancı Özel Sermaye Girişi ile Aktarılan teknoloji
• Patent Anlaşması ile Aktarılan teknoloji

ÜNİTE 4
KALKINMANIN FİNANSMANI
İç Finansman Kaynakları
Az gelişmiş ülkelerde halkın ir çoğunluğunun gelir düzeyi oldukça düşüktür.Bu nedenle gelirin büyükçe bir kısmı,ister istemez tüketim harcamalarında kullanılır.Tüketimi kısmadan tasarruf artışına olanak veren önlemler;Tam kullanılmayan emeğin mobilizasyonunun sağlanması,emek yoğun tekniklerin kullanılması ve tasarruf yol ve yöntemlerinin değiştirilmesi sayılabilir.
İç finansman kaynakları denilince akla genelde gönüllü tasarruflar ve zorunlu tasarruflar(vergiler) gelir.
Gönüllü Tasarruflar
Yatırımın en uygun kaynağı Gönüllü Tasarruflardır.Gelişmiş ülkelerde milli gelirin yaklaşık yüzde 15-20’si sermaye birikimi amacıyla kullanılırken azgelişmiş ülkelerde bu oran çok daha düşüktür.
Azgelişmiş ülkelerde gönüllü tasarrufların düşük olmasının nedenleri açıktır,Halkın genel olarak bakıldığında çok yoksul olması nedeniyle tasarruf oranı daha düşüktür.
2007 ara-Azgelişmiş ülkelerde gönüllü tasarrufların düşük olmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
a)Enflasyonun düşük olması
b)Halkın yoksul olması
c)Tasarruf yapmayı bilmemeleri
d)Yüksel reel faizler
e)Yatırımların çok olması
Çiftçi Kesimi
Çiftçiler tasarrufu çabuk öğrenirler.Çünkü onlar esasen çok olumsuz koşullar altında yaşamlarını sürdürdüklerinin bilincindedirler.Çiftçilerin genel olarak sürdükleri yoksul yaşam koşullarını,toprak ve hayvan konusundaki ekonomik olmayan bu tür zihniyetlerini göz önüne alırsak,dikkate değer bi tasarruf eğilimine rağmen tarımdaki efektif sermaye birikiminin milli gelirin ancak çok küçük bir payını oluşturmasında şaşılacak bir taraf görülmemektedir.
İşçi ve Memur Kesimi
–Çiftçilere kıyasla ücret ve maaş gelirleri elde eden işçi ve memur kesimi daha dengeli bir gelire sahiptir.
–Tasarrufları bir tüketim ertelemesi niteliği taşımaktadır.
–Tasarrufları prodüktif yatırımlar için çok önemli değildir.
–Tasarrufları çok düşük düzeydedir
-İşçi ve memur kesimi,genel bir eğilim olarak tüketimi tasarrufa tercih etmesi nedeniyle nispetten daha az tasarrufta bulunur.
Varlıklı kesim
Azgelişmiş ülkelerdeki varlıklı kesimin çoğunluğu,gelirlerinin çok önemli bir bölümü tasarruf ederek yatırımlara kanalize eden gelişmiş ülkelerdeki benzerlerinin aksine,çok güçlü bir tüketim eğilimine sahiptir.
Gönüllü Tasarrufların Çekici hale Getirilmesi ve Artırılması İçin Alınması Gereken Önlemler
1. Güçlü Finansman kurumlarının sayı ve çeşidini artırmak
2. Gönüllü tasarruflar için hem çekici hem’de güvenli yatırım planları ve olanakları
Artırmak
3.Sermaye piyasası araçlarının işlevsel kılınması
4.Enflasyonun başarıyla kontrol altına alınması
Gönüllü Tasarruflar için hem çekici hem de güvenli yatırım alanları yaratabilmek için Sermaye Piyasası araçları için getirilecek kuralların sağlanması gerekir.
Bunların dışında,tasarruflarla reel faiz uygulanması özellikle sermaye piyasalarında azgelişmiş ülkelerde önemi çoğu kez yeterince anlaşılamamış konulardan biridir..
Reel faiz:Nominal(cari)faiz oranından o dönemde gerçekleşen enflasyon oranı çıkarıldığında elde edilen faiz oranıdır.
Reel Faiz Oranı:Nominal faiz oranı-Gerçekleşen enflasyon Oranı
Zorunlu Tasarruflar:Vergileme
Az gelişmiş ülkelerde iktisadi kalkınmanın ilk aşamalarında sermaye birikiminin en önemli kaynağı Zorunlu Tasarruflardır.
Vergilemeyi zorunlu bir tasarruf aracı olarak düşündüğümüzde azgelişmiş ülkelerin,özellikle şu özelliklerini göz önüne almamız gerekir;
• Ortalama gelir düzeyinin düşük olması
• Gelir Dağılımının önemli ölçüde bozuk olması
• Ekonominin önemli ölçüde bozuk olması
• Vergi toplama etkinliğinin düşük olması
Az gelişmiş ülkelerdeki zorunlu tasarruf vergileme çeşitleriolaylı-Dolaysız-Servet-Tüketim
2005 ara-Aşağıdakilerden hangisi azgelişmiş ülkelerdeki zorunlu tasarruf(vergileme)çeşitleri arasında yer almaz?
a)Dolaylı vergiler b)Dolaysız vergiler c)Servet vergisi d)Tüketim vergisi
e)Enflasyon vergisi
Kalkınmanın finansmanı bakımından en uygun vergileme politikası;
Gönüllü tasarrufları azaltmadan,genellikle yüksek gelir gruplarının tüketim harcamalarını kısacak bir vergi politikasıdır.
Arazi üzerine konulan servet vergisinin amacına uygun sonuç verebilmesi için ARTAN ORANLI Uygulanması gerekir.Bu da toprağın amacına uygun bir biçimde kullanılmasını sağlar.
Lüks mallar ile zorunlu olmayan malların ithalatının yüksek gümrük vergileriyle kısıtlanması halkın gömülenmeye yönelmesi veya ilgili malların yurt içinde üretilmesi gibi tehlikeler ortaya çıkar.Böylece kıt üretim faktörlerinin daha zorunlu alanlardan çekilmesi sonucu doğar
Az gelişmiş ülkelerde vergi kaçaklarının önlenmesi için alınası gereken önlemler;
• Vergiler arasında uygun bir bileşim kurulması
• İyi işleyen bir hesap mekanizması kurulması
• İyi işleyen bir denetim mekanizması kurulması
• Devletin topladığı vergileri olumlu amaçlar için kullandığını vatandaşlara göstermesi
Bir Finansman Kaynağı Olarak “Enflasyon”
Enflasyon: Ekonomide fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve önemli artış göstermesine enflasyon denir.Doğal olarak ekonomide fiyat artışlarına neden olan başka nedenlerde vardır.
Örneğin ücretlerin işgücü verimliliğinden daha yüksek olması halinde,sürekli olarak yinelenen bir ücret fiyat döngüsü ortaya çıkar.Özellikle sendikaların sahip oldukları güce dayanarak ücretleri verimlilik artışının üstünde artmaları nedeniyle maliyetlerin ve dolayısıyla fiyatların artmasıdır.Yükselen fiyatlarında izleyen aşamada tekrar ücretlerin artırılmasına yol açması sürecidir.
-Son durumda ücret fiyat döngüsü değil,fiyat-ücret döngüsü yada fiyat-fiyat döngüsü ortaya çıkar,bu da sürekli olarak yinelenebilir.
-Özellikle bir hükümet politikası olarak bilinçli bir biçimde,özellikle açık finansmana başvurularak başlatılan fiyat-fiyat döngüsünün kalkınmanın finansmanında yararlı olabileceği öne sürülür.
Lewis’e göre bu süreç,genel olarak üç aşamada gerçekleşir
Birinci aşama:
-Fiyatlarda hızlı bir yükselme kendini gösterir.
-Yükselen fiyatlar nedeniyle geniş halk kitlelerinin tüketimi önemli ölçüde düşer
-Bu gelişmelerin sonucunda sermaye yaratılmasına dolaylı bir biçimde ortam hazırlanmasına neden olur.

İkinci aşama:
-Enflasyon durulabilir
-Fiyat artışı nedeniyle ortaya çıkan nominal gelir artışları,büyük ölçüde tasarruf eğilimi yüksek grupların gelirini ,öbür grupların aleyhine artırır.
-Bunun sonucunda ilk grubun yapacağı gönüllü tasarruflarda yatırımlara eşit düzeye gelir.
Üçüncü Aşama
Enflasyonun beslediği sermaye birikiminin fiilen üretimde kullanılması sonucunda ilave tüketim mallarının pazara ulaşmasıyla fiyatlar düşme eğilimine dahi girilebilir.
ENFLASYONLA SERMAYE BİRİKİMİNİN EKONOMİK VE SOSYAL ETKİLERİ
Enflasyonla Sermaye birikiminin sağlanması için gerekli koşullar
• Ciddi bir fiyat ve ücret kontrolünün sağlanması
• Üretim faktörlerinin de tam hareketli(mobil)olması gerekir.
Enflasyonla Sermaye birikiminin etkileri;
• Sermaye piyasasına tahvil satarak finansman sağlayan girişimlerin olanakları daralır.
• Enflasyon arsa spekülasyonu,istifçilik ve tefeciliği özendirir.
• Para değişim aracı ve değer ölçüsü olarak sınırlı bir alanda kullanılır
• Enflasyon aracılık ve komisyonculuk faaliyetlerini çekici hale getirir.
2006 fin-Aşağıdakilerden hangisi enflasyonla sermaye birikiminin yarattığı ekonomik etkilerinden değildir?
a)İstihdam düzeyinin yükseltilmesi
b)Aracılık ve komisyonculuk faaliyetlerinin çekici hale gelmesi
c)Birey ve girişimcilerin verimli üretim alanlarından çok,verimsiz spekülatif faaliyetlere yönelmesi
d)Arsa spekülasyonunu artması
e)İstifçiliğin ve tefeciliğin artması
Enflasyonist gelişmeler nihayet ödemeler bilançosunun bozulmasına yol açar;
İhracat pahalaşıp düşerken ithalat ucuzlar ve genişleme gösterir.
2005/2006 ara-Enflasyonla sermaye birikimi sonucu ödemeler bilançosunun bozulması aşağıdakilerden hangisine neden olmaz?
a)Ödeme koşullarının zorlaşmasına
b)Dış açıklarının büyümesine
c)İhracatın pahalaşmasına
d)Kredi sağlama olanaklarının kısıtlanmasına
e)İthalatın azalmasına
DIŞ FİNANSMAN KAYNAKLARI
Azgelişmiş ülkelerin gerçekleştirdikleri tasarruflar kalkınmalarını sağlamada yetersiz kalmaktadır. Azgelişmiş ülkeler hem bu tür iç tasarruf yetersizliği sorununu,hem de kalkınmaları için zorunlu ithal mallarının bedelini ödemekte karşılaştıkları DÖVİZ SORUNUNU çözmek için dış finansman kaynaklarına ihtiyaç duyarlar.
2005/2006 ara/2006 büt-Azgelişmiş ülkelerin dış finansman kaynaklarına başvurmasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
a)İç tasarrufları dövize çevirmek
b)İhracat gelirini artırmak
c)Döviz sorununu çözmek
d)Dış Ticaret hadlerini lehe çevirmek
e)İthalatı kısmak
Dış finansman da iç finansman kaynakları gibi iktisadi kalkınmada sermaye birikiminin önemli bir kaynağıdır.Dolayısıyla kalkınmanın finansman kaynağı bu açıdan bakıldığında,bunlara dış tasarruflarda denir..Dış tasarruflar ister tasarruf açığını,isterse ve özellikle döviz açığını karşılamak açısından ele alınsın,azgelişmiş ülkelerin dış kaynak ihtiyacının giderilmesi zorunludur.Aslında kurumsal olarak bu açığın kapatılması için şu yollardan söz edilebilir,
• İhracat gelirlerini artırmak
• İthalatı kısmak
• Dış ticaret hadlerini lehe çevirmek
Ancak yukarıda belirtildiği gibi bu konularda karşılaşılan temel nitelikteki zorluklar ve mutlaka daha fazla tasarruf ya da döviz gereği,Az Gelişmiş ülkeleri Yabancı Özel Sermaye,Dış Borçlanma ve günümüzde büyük ölçüde önemini yitirmiş olan Hibe ve Yardımlar Sağlama gibi dış tasarruf yollarına başvurmaya itmektedir.
Dış Tasarrufların Dolaylı Yararları
1.Kalkınma politikalarının uygulanmasının kolaylaştırır.
2.İç tasarrufların yatırımlara dönmesini kolaylaştırır. Ulusal sanayinin ihtiyaç duyacağı hammadde ve aramalı ithalatının da düzenli olarak yapılabilmesi dış tasarrufların varlığına bağlıdır.
3.Teknolojik bilgilerin yayılmasına olanak sağlar. Dış Tasarruflar makine ve benzeri donanım ithaline ayrıldığı ölçüde, ulusal ekonominin teknoloji düzeyi yükselir
2008 yılsonu-Dış tasarruflarla makine ve benzeri donanım ithalatı yapmak aşağıdakilerden hangisine neden olur?
a)Teknolojik bilgilerin yayılmasına olanak sağlar
b)İç tasarrufların yatırıma dönmesini kolaylaştırır.
c)Kalkınma politikasının uygulanmasını kolaylaştırır.
d)Olası fiyat istikrarsızlığının artmasına neden olur.
e)Ulusal sanayinin ihtiyaç duyduğu hammadde ve aramalı ithalatını zorlaştırır.
III.DIŞ TASARRUFLARIN İTHALİ VE KULLANILMASI
Kredi olarak sağlanan kaynaklardan yaralanıldığı sürece,ulusal ekonomide yatırımlar yurt içi tasarruflardan büyük olacak;fakat dış borçlar faizi ile birlikte geri ödenmeye başladığı zaman,yurtiçi tasarrufların yatırımlardan büyük olması gerekecektir.
Dış tasarruflardan yararlanmada gerekli olan koşullar şunlardır;
1. Dış kaynağın üretim kapasitesinde hızlı bir artış yaratması
2. Tasarruf eğiliminin hızla yükselmesi
3. Büyüme hızını sürecek miktarda yatırımların yapılması
4. Dış kredilerin ödenme koşullarının elverişli olması
5. Dış ticaret hadlerinin ve ödemeler bilançosunun gelişme sürecinin olumlu kılınması
2009 büt-Herhangi bir ekonominin dış tasarruflardan gerektiği gibi yaralanabilmesi aşağıdaki koşullardan hangisine bağlı değildir?
a)Dış ticaret hadlerini olumlu etkilenmesine
b) Tasarruf eğiliminin hızla düşürülmesine
c)Büyüme hızını sürdürecek miktarda yatırımların yapılmasına
d)Dış kaynağın üretim kapasitesinde hızlı bir artış yaramasına
e)Dış kredilerin ödeme koşullarının elverişli olmasına
İlk üç koşul dış finansman ile tasarruf artışı ve büyümeyi sürdürecek yatırım artışlarıyla;dördüncüsü ise bizzat dış borçlanmanın koşularıyla ilgilidir.Son koşul,özellikle dış kaynağın artan ölçüde dövize dönüştürebilecek biçimde kullanılmasıyla ilgilidir.Aksi taktirde sağlanan dış kaynağın kullanılmasıyla yurt içi tasarruflar ne kadar artarsa artsın bunlar dövize dönüştürülemiyorsa geri ödenmede herhangi bir katkısından söz edilemez
2005 ARA-2005 BütHerhangi bir ekonominin dış tasarruflardan gerektiği gibi yararlanabilmesi aşağıdaki koşullardan hangisine bağlı değildir?
a)Dış ticaret hadlerinin olumlu etkilenmesine
b)Tasarruf eğilimini hızla düşürmesine
c)Büyüme hızını sürdürecek miktarda yatırımların yapılmasına
d)Dış kaynağın üretim kapasitesine hızlı bir artış yaratmasına
e)Dış kredilerin ödeme koşullarının elverişli olmasına
IV.DIŞ TASARRUF KAYNAKLARI
A-YABANCI ÖZEL SERMAYE
Az gelişmiş ülkelerin sermaye birikimi ve teknolojik gelişmeleriyle ilgili olarak üzerinde en çok durulan dış finansman kaynağıdır.
Azgelişmiş ülkeyi yabancı özel sermaye ve teknoloji ithal etmeye iten etkenler şunlardır;
• İç tasarruf yetersizliği
• Dış ödemelerde çıkan darboğazlar
• Teknolojik gerilik
Bunların üçü’de finansal anlamda fon gerektiren unsurlardır.
1.İş tasarruf yetersizliği, tasarruf oranının düşüklüğünden doğmaktadır.
2.Dış ödeme güçlüğü, döviz gelirlerinin yetersiz kalmasıdır, bir döviz açığı söz konusudur.
3.Teknolojik gerilik ve yetersizlik ise, bir teknolojik açıktır, teknolojik araştırmalara yada teknolojik eleman yetiştirilmesine ayrılan fonların yetersiz kalmasından doğmaktadır.
Yabancı özel sermaye ya da finansal sermaye ya ayırım malı ya da teknolojik transferi biçiminde görülür.
Yabancı özel sermayenin az gelişmiş ülkelere bir giriş yolu da teknolojik katkı içimindedir.
Yabancı özel sermayenin yararları şunlardır:
1. Sermaye birikimine katkısı
2. İş yönetimi ve Teknik Eleman Bakımından Yararları
3. İç Piyasanın Dinamizme katkısı: Rekabet yapısının ve sürecinin iyileşmesi,işletme yapılarının modernizasyonu,piyasa ekonomisi bilincinin yaygınlaşması en önemli katkılarıdır.Yerli girişimlerde zihniyet değişikliği ve rasyonel davranış eğilimlerinin gelişmesi,girişimcilerin dış piyasalara açılmasına da olumlu etkilerde bulunur.
Yabancı özel sermayenin sakıncaları şunlardır:
1. Uygun bir denetim mekanizması olmadığı takdirde yabancı özel sermaye ulusal ekonomiyi kontrol altına alabilir.
2. Yabancı sermaye, ulusal ekonomi açısından uygun olmayan teknolojileri empoze ederek ülkenin sanayileşmesinden ve teknolojik gelişmesinden sapmalara neden olabilir.
3. Yabancı özel sermayenin temel amacı kar olduğuna göre,elde ettiği karı ana girişimin bulduğu ülkeye aktarması doğaldır.Bu tür aktarımları,az gelişmiş ülkelerden döviz çıkışına yol açtığı için,döviz olarak bir kaynak kaybı niteliğinde görülebilir.
B-DIŞ BORÇLAR(KREDİLER)
Dış Borç ya da dış borçlar, azgelişmiş ülke hükümetlerinin ya da özel banka ve firmaların(çoğunlukla devlet güvencesi altında)yurtdışından sağladıkları döviz cinsinden kredileri ifade eder.
2006 BÜT-Azgelişmiş ülke hükümetlerinin ya da özel banka ve firmaların yurtdışından sağladıkları döviz cinsinden dış finansmana ne ad verilir?
a)Dış Borç
b)Dış Yardım
c)Yabancı özel sermaye
d)Hibe
e)Likidite
1. Dış Kredilerin Etkinliği: Alınan kredinin alan ülkeye sağladığı fayda ile ülkenin katlandığı maliyet arasındaki ilişkidir. Az gelişmiş ülkeler aldıkları krediyi anapara ve faiz olarak geri öderler
2009 BÜT- Alınan kredinin alan ülkeye sağladığı fayda ile ülkenin katlandığı maliyet arasındaki ilişkiye ne ad verilir?
a)Dış kredinin etkinliği
b)Kütlesel üretimin iktisadiliği
c)Fiyat-ücret döngüsü
d)Geri ödeme kapasitesi
e)Geç gelenlerin avantajı
Bu arada Fayda-maliyet analizinde, belirli amaçlarla yapılan borçlanma ve dolayısıyla kredinin vadesi de ayrıca önem taşır. Sağlanacak kredinin hangi amaçlar için kullanılacağı, hem kredi maliyetinin hem de kredinin faydasının oluşmasında temel belirleyici unsur olacaktır.
2007ARA/2008 BÜT-Yabancı ülkelerden alınan kredinin alan ülkeye sağladığı fayda ile ülkenin katlandığı maliyet arasındaki ilişkiye ne ad verilir?
a)Dış kredileri emme kapasitesi
b)Dış Kredinin riski
c)Dış Kredilerin etkinliği
d)Dış Kredinin sınıflandırılması
e)Dış kredileri geri ödeme kapasitesi
Az gelişmiş ülkelerin dışarıdan sağladıkları krediler şunlardır;
a)Uzun vadeli kalkınma kredileri ile kısa ve orta vadeli krediler. Bu grup içinde azgelişmiş ülkeler için en önemli olanı, uzun vadeli kredilerdir. Buna karşın kısa ve orta vadeli krediler, özellikle cari dış ödeme güçlüklerinin giderilmesi ve genel olarak ekonomi politikası uygulamalarının kolaylaştırılması amacıyla başvurulan kaynaklardır.
b)İkili ve çok taraflı krediler: Azgelişmiş ülkeye kredi verenin bir ülke, bir finansman kurumu ya a şirketler birliği olmasına göre de dış krediler ikili ya da konsorsiyum olmasına göre de dış krediler ikili yada çok taraflı krediler olarak adlandırılabilir.
c)Proje ve Program kredileri:Proje kredileri,belirli bir proje için verilir ve sadece projede kullanılır.Bu tür kredinin başka amaçlarla kullanılması mümkün değildir.Program kredileri kalkınma plan ve programlarının uygulanmasında karşılaşılan genel nitelikli dış finansman ihtiyacını karşılamak için alınır.
d)Bağlı ve Serbest krediler: Alınan kredinin kullanımının serbest olup olmamsına göre bir ayrım yapılabilir.Bağlı kredilerle krediyi veren devlet ya da uluslar arası finans kuruluşu,kredinin kullanma serbestisini ya belirli bir ülke ya da belirli mal ve hizmet ile sınırlayabilir.Bağlı kredilere en yaygın örnek,Eximbank kredileridir.
2006 ara/2006fin/2009 yılsonu/2008 büt-Dış kredinin belirli bir ülkeden çeşitli mal ve hizmetlerin satın alınmasında kullanılması koşuluyla verilmesi durumunda,bu kredilere ad verilir?
a)İhracat kredisi
b)Bağlı krediler
c)Serbest Krediler
d)Proje kredileri
e)Program kredisi
Serbest kredilere ise ülke,aldığı krediyi istediği ülke piyasasında ya da mal ve hizmet alımında kullanmakta serbestir.
2.Azgelişmiş Ülkelerin Dış Borç Sorunu: İkinci Dünya Savaşı’nın bitimini izleyen yıllarda dış kredilerin çoğu devletten devlete ya da uluslararası finans kurumlarından devletlere yönelmiş bir durumdaydı. Daha sonraki yıllarda, özellikle 19802li yıllarda dış borçların akışı devletler arasından çoğu uluslar arası piyasalar aracılılığıyla özel girişimler ve finans kurumları kanalıyla gerçekleşme olmuştur.
2005 YILSONU-Dünyada dış borç çıkışının devletler arasından çıkıp,uluslararası piyasalar aracılığı ve özel girişimler ile finans kurumları kanalıyla gerçekleşmeye başlaması hangi yıldan sonra olmuştur?
a)1930
b)1950
c)1970
d)1980
e)1990
a)Dünya Borç krizi:19702’lerin sonuna kadar uluslar arası piyasalara para sermaye bolluğu nedeniyle faizler düşük düzeyde kalmıştır.Fakat 1970lerin sonundan itibaren faiz oranlarında yükselmeler kendini göstermeye başlamıştır.Faiz oranlarının yükselişi karşısında 1982 Ağustosundan başlayarak bir dizi azgelişmiş ülkenin borçlarını ödeyemez duruma gelmesiyle,dünya ölçeğinde bir borç bunalımı ortaya çıkmıştır.İlk olarak MEKSİKA ardından Brezilya ve diğer Latin Afrika ülkeleri ve sonra kimi Afrika ülkeleri vadesi gelen borçlarını ödeyemeyeceklerini ilan etmişlerdir.Bu gelişmeler sonucunda dünya finansal bir krize girmiş ve bu olay literatüre Dünya Borç Krizi olarak geçmiştir.
1982 yılında Brezilya 93 milyar dolar,Meksika 87 milyar dolar ve Arjantin 44 milyar dolar ile en fazla borçlu olan ülkeler arsında başı çekmişlerdir.
b)İstikrar Politikaları:Az gelişmiş ülkeler içine düştükleri borç krizi nedeniyle,borç ertelemesi talebinde bulunmuşlardır.Buna karşı IMF,ertelemenin baş koşulu olarak bu ülkelere,ekonomik ve kurumsal alanda bir dizi reformları içeren yeni-liberal politikalar uygulamalarını önermiştir.Borçlarını ödemekte güçlük çeken azgelişmiş ülkelere önerilen yeni liberal politikalar temelde dışa açılmayı,dış ticareti ver finans piyasalarını serbestleştirmeyi,devletin ekonomideki rolün azaltılmasını içermektedir.
Azgelişmiş ülkeler borçlarını ertelemek ve yeni kredi almak için İstikrar politikası diye de adlandırılan bu politikaları uygulamak zorunda kalmışlardır.
c)Sermaye Karşı: Borç krizinin baş gösterdiği dönemde, gelişmekte olan ülkelerin ödemeler bilançosu dengesizliğini ve borç ödeme güçlüklerini artıran bir etkende bu ülkelerden sermaye kaçışıdır.
3.Dış Borç Sorununa Önerilen Çözümler:Uygulamaya sokulan önerilerden en önemlileri Baker Planı ve Brady Planıdır.Baker Planı,Borç sorununun temelden çözümlenmesinden çok,bir süre ertelenmesini sağlamıştır.Baker Planı,bir çok bakımdan yetersiz olmuş ve borç sorununa kalıcı bir çözüm getirememiştir.
Brady Planı çerçevesinde sorunun çözümü için yeni teknikler geliştirilmiştir.Bu yolla vadesi gelen borçların geri ödenmesinde bir kolaylık sağlanmaya çalışılmıştır.Bu teknikler,borcun anapara ve faiz ödemelerinde indirime gidilmesi,borçların ikincil piyasalarda satılmasını öngören borç takası,geri ödemelerin ihracat gelirlerinin oranında yapılması gibi unsurları içermektedir.
Klasik yapısal uyum programları ve reform paketleri,borç ertelemesi,borçların yeniden yapılandırılması yada öteki mali ve parasal önlemler bu konuda da çok az bir iyileşme sağlayabilmiş görünmektedir.
C-HİBE VE YARDIMLAR
II.Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın yeniden kalkınmasını sağlamak amacıyla ABD tarafından başlatılan VE DAHA SONRA Ortak Savunma Sistemi içine sürdürülen dış yardımlar döviz,tarım ürünleri fazlası ve askeri malzeme biçiminde yapılmaktadır.
Dış yardımların döviz olarak ödenenleri 1950’lerde herhangi bir ön koşul taşımadan yapılırken 1960’lardan sonra koşulu yardım şekline dönüşmüştür. Koşullu yardımlarda
Yardımı veren devlet bu yardımın belli projelerini ya da kendi ülkesinden yapılacak ithalatın finansmanında kullanılmasını istemekte ve yardımı ancak bu koşulun gerçekleşmesi halinde vermektedir.
Kalkınma yazınında yardımı yoksa ticaret mi? konusu çok tartışılmıştır. Azgelişmiş ülkelere yardım etmektense onların ihraç ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini indirmek ve u ülkelerden yapılan ihracatı artırmak kalkınmaya daha çok yardım edebilir.
Dış yardımlarla ilgili bir diğer tartışma konusu da dış yardımların miktarıyla ilgilidir. Gerçekten dış yardımlar,sırf yoksula yardım gibi insancıl nedenlerden doğmayıp,beklide ondan aha çok politik ve ideolojik nedenlerden doğmuştur.
Dış yardımlarla ilgili bir diğer tartışma konusu da,u yardımların bir devlet tarafından mı yoksa uluslararası bir kuruluş tarafından mı verilmesinin daha yararlı olacağıdır.
Uluslar arası bir kuruluş aracılığıyla dış yardımların verilmesinin yararları şunlardır:
1.Yardımı alan, iyiliksever varlıklar karşısında onurundan özveride bulunma tehlikesi kalkar.
2.Bu konuda uzmanlaşmış ve bir organizasyon, yardım alacakları ve yardımın şeklini aha iyi belirleyebilir.

ÜNİTE 5
NUFUS VE KALKINMA
Bir ülkenin kalkınması ile nüfusu arasında sıkı bir ilişki vardır.
NÜFUS ARTIŞINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER Nüfus artışını belirleyen faktörler doğum oranları, ölüm oranları ve yaş bileşimidir. Nüfus artış oranı kaba doğum oranından ölüm oranının çıkartılıp net göçlerin eklenmesi ile bulunur. Yaş bileşimi herhangi bir ülkenin belli yaş grupları bakımından gösterdiği özellikleri açıklar.
Doğum Oranı=Her yıl Doğanların sayısı/Nüfus
Ölüm Oranı= Her yıl Ölenlerin Sayısı/Nüfus
Doğal Nüfus Artış Oranı=Doğum Oranı-Ölüm Oranı
Doğum Oranından ölüm oranının çıkarılmasıyla bulunan artış oranına doğal nüfus artış oranı denilmektedir.başka değişle kaba doğum oranı ile kaba ölüm arsındaki farktır.
Net Göç=Göçmenler-Dışa Göç edenler
Net Göç Oranı=Net GÖÇ/Nüfus
Yukarıdaki oranlar genellikle binde olarak aşağıdaki nüfus artış oranı ise yüzde olarak ifade edilebilir.
Nüfus Artış Oranı=Doğum Oranı-Ölüm Oranı+Net göç Oranı
2007 ara- Nüfus Artış Oranı aşağıdaki eşitliklerden hangisi yardımıyla hesaplanabilir?
a)Nüfus artış oranı=Doğum oranı-ölüm oranı
b) Nüfus artış oranı=Net göç/nüfus
c) Nüfus artış oranı=Her yıl doğanların sayısı/nüfus
d) Nüfus artış oranı=Doğum Oranı-Ölüm Oranı+Net göç Oranı
e) Nüfus artış oranı=Her yıl ölenlerin sayısı/nüfus
Ölüm ve doğum oranları
Az gelişmiş ülkelerde Ölüm oranlarındaki düşme iktisadi ve içsel olmaktan çok sağlık koşullarının ve dışsal faktörlerinin gelişmesiyle ilintilidir. Bu durum Az gelişmiş ülkelerde nüfus patlamasına neden olmuştur. Az gelişmiş ülkelerde ölüm oranlarında düşüş gelişmiş ülkelerden ithal edilen tıbbi yöntemler, gıda maddeleri arzında artışlar, beslenme ve salgın hastalıların kontrolü ile gerçekleşmiştir.
Doğum oranlarının iktisadi kalkınma ve belirgin bir ilişkisi saptanabilir. Gerçekten kişi başına gelir arştı ile doğum oranlarının azalışı arasında yakın bir ilişki bulunabilir.
Gelir Düzeyinin artması ile doğum oranlarının düşmesini;
• Ekonominin temelini tarımın oluşturduğu Az gelişmiş toplumlarda çocuk belirli bir yaştan sonra belli bir üretim faktörü olarak görülür. Ekonomi tarımsal yapıdan uzaklaştıkça yani sanayileşme ilerledikçe çocuktan bu alanlarda yararlanma söz konusu olmamaktadır.
• Toplumsal gelişme ile birlikte yükselen eğitim düzeyi, aileleri çocuk yapma konusunda daha rasyonel davranmaya itmekte; buda ileri ülke deneyimlerinden hatta aynı ülkenin
Nispeten ileri bölgelerinden anlaşıldığı üzere doğum oranlarının azaltmaktadır.
• Eğitim süresinin uzaması erken yaşta evlenmeyi önlemekte bu durum doğurganlık döneminde yapılacak çocuk sayısını azaltmaktadır.
• Ekonomik gelişme ile büyüyen kentleşme sorunları, aileri daha az çocuk yapmaya itmektedir.
Yaş Bileşimi: Nüfusun yaş bileşimim herhangi bir ülke nüfusunun belli yaş grupları bakımından gösterdi özellikleri açıklar
2005-2006 ara-Aşağıdakilerden hangisi,herhangi bir ülke nüfusunun belli yaş grupları bakımından gösterdiği özellikleri açıklar?
a)Normal nüfus
b)Nüfusun yaş bileşimi
c)Bağımlılık oranı
d)Optimum nüfus
e)Aktif nüfus
Bağımlılık oranı: Aktif olmayan (çalışmayan yaştaki)nüfusun, çalışan (aktif)nüfusa oranıdır.
2009 ARA-Çalışmayan yaştaki nüfusun çalışan yaştaki nüfusa oranına ne ad verilir?
a)İş gücüne katılım oranı b)Bağımlılık oranı c)Yaş bileşimi d)Optimum nüfus e)Nüfus artış oranı
DÜNYA NÜFUS YAPISININ GELİŞİMİ
1930 yılında 2 milyar olan dünya nüfusu bugün yaklaşık 6 milyardır ve bu nüfusun beşte birinden fazlası az gelişmiş ülkelerde yaşamaktadır. Yaklaşık 50 yıl önce günümüz sanayi ülkeleri daha hızlı bir nüfus büyümesi göstermiş olmasına rağmen, bu durum daha sonra tam tersine dönmüştür. Az gelişmiş ülkelerdeki nüfusun ortalama artış hızı 1975-2001 dönemi için bazı bölgelerde yüzde 2-2,8 arasındadır. Bu oran geriye kalan dünya nüfusu artışının oldukça üstündedir.
DEMOGRAFİK GEÇİŞ SÜRECİ
Demografik Geçiş Süreci: Yüksek doğurganlık ve yüksek ölüm oranlarının egemen olduğu bir durumdan doğumların bilinçli olarak kontrol edildiği, düşük doğurganlık ve ölüm oranlarının egemen olduğu bir duruma geçiş sürecidir.
Demografik Geçiş Sürecine göre sanayileşme öncesinde yüksek doğum oranı ile yüksek ölüm oranı hemen hemen aynı hızla gitmekte olduğundan nüfus artışı düşük düzeyde gerçekleşmiştir.
2007 ara-Bir ülke yüklse
Sanayileşme döneminde ise düşük doğum ve düşük ölüm oranı görülmektedir. Doğum oranı ve ölüm oranı süreçleri birbirlerine paralel yada paralel olmayan bir şekilde seyredebilir.Ayrıca bu iki süreç farklı ülkelerde farklı zamanlarda başlamış ve uzun sürelere yayılmış olabilir.
Doğum ve Ölüm Oranı
(Binde)
X
40

30 Doğum Oranı

10 Y Ölüm Oranı

0 Zaman
T1 t2
2005 ARA-Bir ülkede doğum oranı %40,ölüm oranı 510 dur.Göçün söz konusu olmadığı bir ülkede yıllık ortalama nüfus artış oranı % kaçtır?
a)30
b)28
c)25
d)20
e)18

2006 ara Bir ülkede doğum oranı %20,ölüm oranı %8 ise,söz konusu ülkede doğal nüfus artış oranı %kaçtır?
a)12
b)19
c)20
d)21
e)22

NÜFUS VE GELİR ARTIŞI
Malthusyen nüfus tuzağı: Hızlı nüfus artışı dolayısıyla dünyanın alçıla karşı karşıya geleceği sorunu ilk defa Malthus tarafından ortaya atılmıştır. Malthus’a göre dünya nüfus’u her kuşak boyunca yani 30-40 yılda iki katına çıkarken gıda maddeleri üretimin ancak aritmetik dizi şeklinde artmaktadır. Gıda maddeleri üretimi arttırma olanağının nüfus artışı oranına eşit olmadığı gözlemlerine dayanan malthus nüfus ile geçim olanakları arasında yakın ve doğrudan bir ilişkiyi göz önünde bulundurarak nüfus artışının insanlığa refah getirmeyeceği aksine insanlığı bir felakete sürüklemekte olduğu tezini ortaya sürmüştür.
Bugün kaynağını maltush’tan alan nüfus artışı ile gelir arştı arasındaki ilişki Düşük gelir Düzeyli denge tuzağı adı verilen kuram ile açıklanmaktadır.
Düşük gelir ve denge tuzağı
Bir ülkenin ekonomik gelişmesinin değişik aşamalarında nüfus artış oranları ile gelir düzeyi arasında farklı ilişkiler kendini gösterir.İki unsur arasındaki bu ilişkiler Düşük gelir Düzeyli denge tuzağı adı verilen kuram ile açıklanmaktadır
2009 ara-Nüfus artış oranı ile ekonomik gelişme arasında ilşki kuran kuramı ortaya atan iktisatçı aşağıdakilerden hangisidir?
a)Kindleberger
b)Malthus
c)Ricardo
d)Nurkse
e)Marks
Optimum nüfus
Bir ekonomide kişi başına gelirin maksimize eden nüfus büyüklüğüdür
2009 büt-Bir ekonomide kişi başına geliri maksimize eden nüfus büyüklüğüne ne ad verilir?
a)Bağımlı nüfus
b)Aktif nüfus
c)İş gücüne katılım oranı
d)Optimum nüfus
e)Doğal nüfus artış oranı
.Nüfus Politikası
Hızla nüfus artışı özellikle doğurduğu sosyal ve ekonomik sorunlar nedeniyle az gelişmiş ülkeler için üzerinde önemle durulması gereken bir unsurdur.Hızlı nüfus artışı nedeniyle ekonomik gelişme ile nüfus artışı arasında ortaya çıkan uyumsuzluğun giderilmesi için barışçıl nitelikte iki temel araçtan söz edebiliriz
• Bir yandan uygun yatırımlarla gıda maddeleri üretiminin artırılması öte yandan halkın üretim düzeyinin yükseltilmesi
• Doğumların azaltılması
Az gelişmiş ülkelerde Nüfus Politikası ile ilgili önlemler genelde doğum sürecinde alınmaya başlanır.Cinsel yaşama ilkin toplumu aydınlatıcı kampanyalara ve yasal düzenlemelere gidilmekte daha çok demokratik bir anlayışla nüfus yada aile planlaması çabalarında şu girişimler söz konusudur.
• Etkin ve kolayca ulaşılabilen doğum kontrol ilaçlarının geliştirilmesi
• Bireylerin cinsel açıdan kendilerinin tanımlamalarının sağlanması ve istek dışı gebeliklerin önlenmesine yardımcı olunması
• Bu araçların topluma kazandırılıp benimsetilmesidir.

İKTİSADİ KALKINMADA İSTİHDAM SORUNLARI
İktisadi kalkınma sürecinde sahip olduğu önemden dolayı çeşitli açılardan incelenir.
Sınırsız Emek Arzı ile Kalkınma
Nüfusun hızla artması ve bununbüyük bölümünün geleneksel kesimde ve en az geçim düzeyinde bir ücretle emeklerini arz eder durumda olması varsayımından hareket eder.Lewis,Sınırsız emek Arzı ile Kalkınma kuramını ortaya atar.
2005ara-2009 büt-Aşağıdakilerden hangisi sınırsız emek arzı ile kalkınma modeline yöneltilen eleştirilerden değildir?
a)Az gelişmiş ülkelerde gizli işsizliğin yaygın olduğu yolundaki varsayımın gerçeklere uygun olmaması
b)Emeğin kalitesi ile hiç ilgilenmemesi
c)Bir çok azgelişmiş ülkede nüfusun yoğun olmaması
d)Gelir dağılımını göz ardı etmesi
e)Tarımsal yapı ile sanayi arasındaki karşılıklı ilişkilerde gereğinden fazla önem vermesi

İstihdam Sorunları
Az gelişmiş ülkelerde hızla artan nüfus ve teknolojideki değişmeler kuşkusuz beraberinde önemli ölçüde istihdam sorunlarını da getirmektedir.
• Yapısal işsizlik:Az gelişmiş ülkelerde,iş olanaklarının çalışmaya hazır insan sayısı ile aynı oranda artmamamsının gösterir.
2005/2009 ara-Ekonomik büyümenin gerektirdiği iş gücü talebi ile temelde hızlı nüfus artışının beslediği işgücü arzı arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan işsizlik türü aşağıdakilerden hangisidir?
a)Friksiyonel işsizlik
b)Potansiyel işsizlik
c)Yapısal işsizlik
d)Geçici işsizlik
e) Gizli işsizlik
• Düşük işgücüne katılma oranı:Genel olarak bir ülkede 15 ve daha yukarı yaş grubuna oranla iş gücü arzını işgücüne katıla oranı gösterir.
• Mevsimlik işsizlik: Az gelişmiş ekonomilerde özellikle tarım kesiminde üzerinde durulması gereken bir sorunda mevsimlik işsizliktir.Tarımsal faaliyetin özelliği gereği köylü genellikle kış aylarında hiç çalışmadan ,geçmiş yada gelecek ayların üretimini tüketir. Böyle bir durum bir yandan nüfusun büyükçe bir kısmının aylak kalmasına yol açıp ekonominin üretim kapasitesinin düşürtürken öte yandadnda tarımsal nüfusun refahını olumsuz yönde etkiler.
• Üretim ve İstihdam çelişkisi:İleri sanayi ülkelerinin faktör donanımlarına göre modern teknolojileri kullanmanın Az gelişmiş ülkelerde en azından kısa dönemde işsizlik sorunun dahada büyüttüğü açıktır.Modern teknoloji bilindiği gibi sermaye-yoğundur,emek tasarrurruf edicidir.Sermöa Az gelişmiş yeninyoğun olarak kullanılması ise sermaye artmasının koşuludur. Dolayısıyla az geklişmiş ekonomiler kısa ve uzun dönemeki beklentilerine bağlı olarak ya yüksek verimlilik sağlayan ancak işgücünden tasarruf eden modern teknolojiyi kullanmanın getireceği göreceli olarak düşük verimliliğe razı olmayı gerektiren bir seçeneği tercih edecektir.
• İş gücü Piyasasının Yapısı:Azgelişmiş ülkelerin üç tip istihdam yasası vardır. Kentsel formal sektör,kentsel informal sektör ve kırsal kesi istihdamında söz edilebilir. Burada kentsel informal istihdam sektörünü tanımlarsak,informal sektör şirketleşmemiş,basit usulde vergilendirilen veya hiç vergi vermeyen,1-9 kişi arasında arasına çalışanı olan tarım dışı tüm iktisadi bilgiler olarak tanımlanıyor.Hızlı kentleşme sonucu kentlere göç eden niteliksiz ve formal sektörde iş bulamadığı için genellikle verimsiz veya düşük verimli,süreksiz,düşük gelirli işlerde daha çok kendi hesabına çalışan işgücü kesimini tanımlamak için kullanılır.Bu kesim seyyar satıcılık gibi işler yapar.
• Gizli İşsizlik:Bir işe sahip ve çalışıyor görünen bu insanların üretime katkıları çok az veya hiç olmaması durumudur.Gizli işsizliklerin marjinal verimlilikleri çok düşük,sıfırdır,yada kimi zaman negatif bile olmamaktaır.
İNSAN SERMAYESİ VE İNSANA YATIRIM
İnsan Sermayesiaha iyi eğitilmiş ve beceri kazandırılmış,insan kaynağıdır.İyi eğitilmiş insan gücü ile yeterli nesnel sermaye birikimi ekonomi kalkınmanın iki önemli faktörüdür.
İnsana Yatırırım:Kalkınmanın temel amacı sadece maddi anlamda zenginlik yaratmak değil,zenginliği yaratacak ve sürdürecek yüksek nitelikte insan gücünü yaratmaktır.İnsana Yaratım adı verilen harcama başlıca üç tür harcamadan oluşur.Bunlar eğitim,sağlık ve beslenme harcamalarıdır.Ekonomik kalkınmada insana yatırımın önemine ilk dikkat çekenler,A.Smith ve klasik iktisaının diğer öncüleri olmuştur.
2009 ara-Aşağıdakilerden hangisi insana yatırım denilen harcama türlerinden birisidir?
a)Ticaret
b)Yatırım
c)Sağlık
d)Dış ticaret
e) Üretim

Bir önceki yazımız olan Örgütsel davranış kısa kısa ders notu başlıklı makalemizde Davranış, Ders ve Kısa hakkında bilgiler verilmektedir.

Incoming search terms:

idobüs
dekorasyon yeni mobilya modelleri ido Mobilya Modelleri Ve Fiyatı sgk sorgulama aöf