Medeni Hukuk 1 Ders Özetleri

 

((((((((( MEDENİ HUKUK ÜNİTE 1)))))))))
GENEL OLARAK HUKUK KAVRAMI
Hukuk Kuralları: Toplum halinde yaşamak zorunda olan insanların birbirleri ile ve toplumla olan ilişkilerini düzenleyen toplumu düzen altına alan devlet yaptırımı ile kuvvetlendirilmiş, kurallar bütünüdür.
Hukukun temel amaçları : 1)Dirlik ve düzeni2) Toplumun gereksinimlerini3) Hukuki güvenliği4)Adaleti sağlama
Hukukun kolları:1)Kamu Hukuku:Devletin yapısını ilgilendirilen hukuk. Altlık üstlük ilişkisi varsa Kamu Hukukudur.2) Özel Hukuk:Kişileri çıkarlarını ilgilendirilen hukuk . Özel Hukuk eşitlik ilkesine dayanır.
MEDENİ HUKUK KAVRAMI
Şehirler Hukuku ve ya şehirliler hukuku anlamına gelir. Kişilerin birbirleri ile veya devlet ile ilişkilerini düzenleyen pozitif hukuk dalıdır. Medeni hukuk 5 gruba ayrılır.
1 Kişiler Hukuku: Kişiyi soyut şekilde ele alır. Hak Sahibi olan kişilerin türlerini ehliyetlerini, kişisel durumlarını, akrabalığı, ikametgahı, doğumu, ölümü düzenler.
2 Aile Hukuku :Nişanlama,evlenme, boşanma, eşlerin hak ve ödevleri, velayet, aile ilişkilerini düzenler.
3 Miras Hukuku : kişinin ölümünden sonra hak ve borçlarının kimlere nasıl geçeceğini düzenler.
4 Eşya Hukuku : Eşya üzerindeki egemenlik ve tasarruflarını niteliğini, türlerini, bu egemenlik dolayısı ile diğer kişiler ile olan ilişkileri düzenler. Temel konusu ayni haklardır. Ayni haklar Herkese karşı ileri sürülebilir.
5 Borçlar Hukuku : Borç ilişkilerini ve bunlardan doğacak alacak haklarını ve borçları düzenler.
MEDENİ HUKUKUN KAYNAKLARI
A) Asli Kaynaklar: yazılı hukuk kurallarıdır.
1) Kanunlar : Medeni Kanun Borçlar Kanunu, ve diğer kanunlar vardır. İlk olarak 1926 son olarak 4721 sayılı Medeni Kanunun 1 ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. (iktibas: Yabancı bir ülkenin hukukunu aynen veya bazı değişiklikle başka bir ülkede yürürlüğe konmasıdır. )
2) Kanun Hükmünde Kararnameler: 1961 anayasasının 1971 değişikliği ile KHK çıkarma yetkisi TBMM tarafından Bakanlar Kuruluna verilmiş. Resmi Gazetede yayımlanır. Yayınlandığı gün TBMM ye sunulur.
3) Tüzükler : Bakanlar Kurulu tarafından kanunun uygulanmasını göstermek, emrettiği işleri belirtmek üzere
Kanunlara aykırı olmadan Danıştay incelemesinden geçirilerek çıkarılır. C. Başkanı imzalar. R.Gazete yayımlanır.
4)Yönetmelikler : Kamu Kuruluşları kendi görev alanını ilgilendirilen yasa ve tüzüklerin uygulanmasını
sağlamak için bunlara aykırı olamamak koşulu ile çıkarabilir. Bakanlar Kuruluda çıkarabilir.
5) İçtihadı Birleştirme Kararları :
-İçtihadı birleştirme genel Kurulu (Büyük Genel Kurul) – Ceza Genel Kurulu
– Hukuk Genel Kurulu ( Küçük Genel kurul) Bunlar tarafından alınır. R.Gazetede yayınlanır.
B) TALİ KAYNAKLAR
1) Örf ve adet Hukuku: Kanun da uygulanabilir hüküm yoksa hakim örf ve adet hukukuna göre karar verir. Örf adet kuralının hukuk kuralı haline gelebilmesi için 3 unsura ihtiyaç vardır.
Maddi Unsur : Süreklilik, devamlılık ve tekrarlanmadır. Manevi Unsur: Genel inanıştır.
Hukuki Unsur: Hukuk Kuralı haline gelebilmesi için “ yaptırım” ile desteklenmesi gerekir.
2) Hakimin yarattığı hukuk: Bütün konularda uygulanır. Uygulanabilir bir hüküm yoksa örf adet hukukuna göre, oda yoksa kendi kanun koyucu gibi kanun koyardı.
C) YARDIMCI KAYNAKLAR:
1) Mahkeme İçtihatları: uyuşmazlıkların çözümünde mahkemelerin kararlarının çözümünde kullanılmasıdır.
2) Doktorin: hukuk bilimi ile uğraşan bilim adamlarının hukuki sorunlara ilişkin görüş ve düşünceleridir.
MEDENİ KANUNUN UYGULANMASI /YORUMLANMASI / YORUM TÜRLERİ
Yasama Yorumu: bizzat kanun koyucu tarafından yapılır. Günümüzde geçerli değildir. (1961’de kaldırılmıştır.)
Yargısal Yorum: Hakimin hukuk kuralını uygularken yaptığı yargısal yorum. Başka mahkemeleri bağlamaz,
içtihatı birleştirme kararına konu olmuş ise bağlayıcı niteliktedir.
Bilimsel Yorum: Hukuk bilimi ile uğraşan çevrelerin yorumu. Bağlayıcı değil yargı kararlarına ışık tutar.
YORUM YÖNTEMLERİ
1) Deyimsel: Mantık ve deyimsel bakımdan anlamını araştırmak esastır. 2)Tarihsel: Kanun koyucunun iradesinin araştırılması esastır. 3) Amaçsal Yorum : Kanunların uygulandığı zamanın gereklerini ve anlayışına göre yorumlanır.
Kanunların yorumlanmasında kullanılan mantık kuralları:
Kıyas: Kanun hükmünün hakkında kural bulunmayan ancak benzer olan başka bir hukuki ilişki veya duruma uygulanmasıdır.
Evleviyet Yolu: Çoğun içinde azında bulunacağı bütün içinde doğru olanın parçalar içinde doğru olacağı ilkesine dayanır.
Aksi ile Kanıt Yolu: Aralarında benzerlik olmasına rağmen kıyas yolu uygulanamayan durumda aksi ile kanıt yoluna başvurulur.
BOŞLUK KAVRAMI: Kanunda, örf ve adet hukukunda ve diğer hukuk kaynaklarında kural yok ise hukukta boşluk anlamına gelir.
a)Kural içi boşluk:Kanun koyucunun isteyerek bıraktığı,(Yollamalar”atıflar”,genel kayıtlar, içi boş normlar, tanımlama boşluğu)
b)Kural dışı boşluk: istenilmeden bırakılan boşluktur. kural var ama abes,daraltma yapılır 2 ye ayrılır.
1) açık boşluk: Somut olaya uygulanacak bir hükmün olmamasıdır.
2) açık olmayan boşluk: Konuya ilişkin bir düzenleme var ancak kuralın olduğu hali ile uygulanması uygun değil ise açık olmayan boşluk

 

(((((( MEDENİ HUKUK ÜNİTE -2 )))))
DÜRÜSTLÜK KURALI
Herkes haklarını kullanırken, borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır.
İlkenin Uygulama Alanlar:
Hakim kuralları somut olaylara uygularken takdir hakkı tanınan durumlarda dürüstlük ilkesinden yararlanır. Kanunları yorumlar
Hakkın Kötüye Kullanılması yasağı: hakkın amaçlarına ve dürüstlük kurallarına aykırı kullanılmasıdır. Hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenini korumaz. Hakkın kötüye kullanılmasından zarar gören kişi 4 dava açabilir 1) Hakkın kötüye kullanımı durdurma 2) Hakkın kötüye kullanımı önleme 3) Tespit davaları 4) Tazminat davasıdır.
İYİNİYET: bir hakkın kazanılmasına engel olan hukuki bir eksiliğin bilinmemesi veya bilinmesinin gerekmemesidir. İyi niyetin unsurları bilgisizlik veya yanlış bilgidir.
Bilgisizliğin Mazur Görülebilmesi. Bir kimsenin iyi niyetinden söz edebilmek için bilgisizliğin veya sahip olduğu yanlış bilginin normal olarak karışılabilmesi yani mazur görülmesi ( Kendinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz )
iyi niyetin ispatı: Asıl olan iyi niyetin varlığıdır. İyi niyetin olmadığını ispat etmek gerekir.
İSPAT YÜKÜ: İspat hakimin kanaat sahibi olmasına yönelik bir faaliyettir. Beyyine Külfeti: Hukuki Hayatında bir vakıanın kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorununa denir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat ile yükümlüdür.
Fiili Karineler: Belirli bir olaydan belirli olmayan bir olay için hakim tarafından çıkarılan sonuçtur.
Kanuni Karineler: Belli bir olaydan belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçtur.
RESMİ SİCİL VE SENETLER:
Hukukumuzda senetler düzenleyen kişilere ve ispat gücüne göre “ adi ve resmi senetler” olmak üzere 2 ye ayırılır. Resmi bir makam kişinin katılımı var ise RESMİ SENET Yok ise ADİ SENETTİR. Resmi Senet kesin delildir.

 
(((((( MEDENİ HUKUK ÜNİTE -3 )))))))))
KİŞİ /KİŞİLİK KAVRAMLARI
Kişi: Haklara ve borçlara sahip olabilen haklardan yararlanabilen varlığı ifade eder.
Kişilik: Yine Haklara ve borçlara sahip olabilme yeteneği, diğer adı ile hak ehliyetini ifade eder. Aynı zamanda fiil Ehliyetini (Medeni Hakları Kullanma Ehliyet) de içine alır. Kişilik hakkı, kişinin maddi, manevi ve ekonomik bütünlüğüne sahip bulunduğu hak.
Kişiliğin Başlangıcı: Doğum ile başlar, sağ doğmuş bulunmak kişiliğin kazanılması için gerekir. Ölümle sona erer.
Kişiliğin Sona Ermesi/ÖLÜM: Kişi ölüm ile hak sahibi olma niteliğini ve kişiliğini kaybeder. Hakları mirasçılarına geçer.
Ölüm Karinesi : Ölüm ile kesin gözle bakınmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır. O yerin en büyük mülki amirin emri ile kütüğe işlenir.
Birlikte Ölüm Karinesi: Birden fazla kişinin hangisinin önce öldüğü ispat edilemez ise birlikte ölmüş sayılır. Bu kişiler birbirine mirasçı olamazlar.
Gaiplik: Ölüm tehlikesi içinde kaybolan ve uzun süre haber alınamayan kimse ölümü hakkında kuvvetli ihtimal varsa bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme kişinin gaipliğine karar verebilir. Ölüm tehlikesinde 1 yıl uzun zamandan beri haber alınmamasında ise 5 yıl da gaiplik kararı verilebilir. Gaibin mirasçısı terekeyi almak için teminat vermelidir. Teminat süresi Ölüm tehlikesinde 5 yıl uzun zamandan beri haber alamama durumunda 15 yıl geçerlidir. Gaip 100 yaşına gelince teminat direk düşer.
GERÇEK KİŞİNİN EHLİYETLERİ
1- Hak ehliyeti: (M. Haklardan yararlanma) Haklara ve borçlara sahip olabilme, yükümlülük altına girme ehliyetine denir. Her insanın hak ehliyeti vardır. Genellilik ve eşitlilik ilkesi geçerlidir. Pasif bir ehliyettir.
2- Fiil Ehliyeti: ( M. Hakları Kullanma) : bir kişinin kendi işlemleri ile kendi lehine hak ve aleyhine borç yaratabilme ehliyetidir. Bu ehliyet hukuka uygun eylem ve işlem yapabilmeyi ve hukuka aykırı eylemlerden de sorumlu tutulmayı gerektirir. Aktif bir ehliyettir. Ayırt etme gücüne sahip kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. NOT: Evlenme kişiyi ergin kılar, Ergin olma yaşı normalde 18 Dir. Ancak 15 yaşını dolduran kendi isteği ve velinin rızası ile ergin kılınabilir. Fiili ehliyetler 4 e ayrılır.
a)Tam Ehliyetliler: Fiil ehliyetin tüm koşullarını yerine getiren kişi ayırt etme gücüne sahip ergin ve kısıtlanmamış.
b)Sınırlı ehliyetliler: Bu grubun ehliyetleri esasında tamdır Kendilerine yasal danışman atanmış kişilerdir. evli kişilerde bu gruptadır.
c)Sınırlı ehliyetsizler: Ayırt etme gücüne sahip olan küçükler ile kısıtlılardır. Fiil ehliyetleri yoktur.Yasal temsilcisi olması gerekir. Bazı işlemleri kendi başına, bazılarını da yasal temsilcilerinin onayı ile yapabilirler.. Sınırlı ehliyetsizler kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanmasında yasal temsilcisinin iznine muhtaç değildir. Bazı işlemleri hiç yapamazlar, bunlara yasak işlemler denir. Vakıf kurmak ,kefil olmak, önemli bağışta bulunmak. Haksız Fiil ehliyetleri tamdır, Haksız fiiller sebebi ile sorumlu olurlar.
Kişiye Sıkı Sıkıya bağlı haklar:Bizzat hak sahibi tarafından kullanabilen ölümle sona eren ve başkasına devredilemeyen haklardır.
d) Tam Ehliyetsizler: Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerdir. Bu nedenle fiil ehliyetleri bulunmaz. İstisnalar hariç ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz, daima yasal temsilci ile hareket etmelidir. Yasal temsilci, tam ehliyetsiz adına vakıf kuramaz bağış yapamaz, kefil olamaz. Dava ehliyetleri de yoktur

 

(((((((((MEDENİ HUKUK ÜNİTE 4)))))))))
HISIMLIK Hısımlık doğal yolla, evlenme veya evlat edinme gibi yollarla ortaya çıkan bir bağdır.
Hısımlık türleri
1)Kan hısımlığı: Bir kimse ile onun kendi kan bağıyla bağlı bulunduğu kişiler arasındaki hısımlıktır. Diğer adı soy hısımlığıdır. iki’ ye ayrılır;
a)Üstsoy-altsoy hısımlığı : Biri diğerinden gelen yani birbirinden üreyen hısımlıktır. (anne, baba, dede, nine , oğul, torun ,vs.)
b)Yansoy hısımlığı : ortak soydan gelenler arasındaki hısımlıktır. (amca, dayı, kuzenler vs. )
2)Kayın hısımlığı: Evlenme dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır. Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları aynı tür ve dereceden kayın hısımıdırlar.
Evlenmeyle meydana gelen kayın hısımlığı boşanma, ölüm evliliğin iptali gibi durumlarda sona ermez devam eder, ancak evlilik sona erdikten sonra doğan bir eski eşin kan hısımları diğer eşle kayın hısımlığı meydana getirmez.
3)Evlat edinmeden doğan hısımlık: Evlat edinme dolayısıyla meydana gelir, kaynağı evlat edinme işlemine yönelik mahkeme kararıdır. Evlat edinen ile evlatlık arasındaki hısımlık evlatlık ilişkisi sona erdiği anda biter. Evlatlık ilişkisi sadece evlat ile evlat edinen arasındadır. Evlatlık, evlat edinenin mirasçısıdır.
YERLEŞİM YERİ
Yerleşim yeri bir kimsenin oturmakta olduğu iş ve aile ilişkilerinin merkezi olan yerdir.
Yerleşim yeri çeşitleri:
1)İdari yerleşim yeri: Kişinin kendi isteği ile seçtiği ve oturmakta olduğu yerleşim yeridir. Sürekli kaldığı oturduğu yerdir. (bizim ev J)
2)İtibari yerleşim yeri: İradi bir yerleşim yeri bulunmayan kimselerin mesken edindiği yerleşim yeridir.
3)Yasal yerleşim yeri: Velayet altında bulunan çocuğun yerleşim yer anne babasının yerleşim yeridir yani yasal yerleşim yeri velayet altındaki küçükler ile vesayet altındakilerin yerleşim yeridir.
YERLEŞİM YERİNE HAKİM OLAN ÜLKELER
1- Yerleşim yerinin tekliği ilkesi: bir kimsenin aynı zamanda bir den çok yeri olamaz
2- Yerleşim yerinin zorunluluğu ilkesi : Herkes mutlaka bir yerleşim yerine sahip olmalıdır. Kişi yerleşim yeri seçmedi ise yerleşim yerini kanun seçer. Oturduğu yer yerleşim yeri sayılır.
KİŞİLİK HAKKI VE KİŞİLİĞİN KORUNMASI
Kişilik hakkı haklara ve borçlara sahip olma yani hak ehliyetini ifade eder.
Kişiliğin korunması:
a) Kişiliğin içe karşı korunması: Medeni Kanun Bir kimsenin kişiliğini zedeleyen özverilerde bulunmasına, özgürlüğün sözleşme ile sınırlamasına izin vermemekte, ve bunlara engel olmak için korumaya yönelik hükümler getirmiş kimse hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez, Özgürlüklerinden vazgeçemez. Onları hukuka yada ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz.
b) Kişiliğin dışa karşı korunması : Kişilik haklarını başkalarından gelebilecek olan hukuka aykırı saldırılara ve kişilik değerlerinin ihlaline karşı koruma altına almak anlamına gelir. Kişilik hakkında saldırılan kimse hakimden korunma isteyebilir (ÖRN: 6284 K.K)
1- Saldırıya son verilmesi,(durdurma davası): Kişilik haklarına hukuka aykırı bir saldırının gerçekleşmesi ve bu saldırının halen devam etmesi durumunda açılan davadır. Bu davada amaç devam etmekte olan saldırının durdurulmasını sağlar. (ÖRN : İzinsiz fotosu asılan birinin sergilenmenin durdurulmasını isteyebilir
2- Önleme davası: Henüz gerçekleşmemiş olmakla birlikte, bir takım belirtilerden yakın zamanda gerçekleşmesi mümkün bir saldırı tehlikesine karşı açılan davadır.
3- Tespit davası: Kişilik haklarına yapılmış ve sona ermiş bir saldırının yarattığı etkilerin hala devam etmesi halinde açılabilir. Henüz başlamamış veya devam etmekte olan saldırılar hakkında tespit davası açılamaz.
4- Tazminat davası : Kişilik haklarına karşı haksız saldırıda bulunan kimsenin haksız saldırı neticesinde maddi ve manevi zarar görmüş olma olasılığı yüksektir. Yukarıdaki davalar savunma amaçlı olup zararı gidermez , bu durumlar da maddi ve manevi tazminat davası açılması söz konusudur.
5- Vekaletsiz iş görme davası: Kişilik haklarına haksız saldırı sonucunda saldırıda bulunan kimse sebepsiz olarak zenginleşmiş olabilir. Bu zenginleşmenin veklaletsiz iş görme hükümlerine göre istenebileceği hükümleri düzenlenmiştir. Kişi kendi üzerinden elde edilen haksız kazancın verilmesini talep edebilir.
AD VE ADIN KORUNMASI
AD : Bir kimseyi hem cinslerinden ayırmaya yarayan onu belirleyen tanıtım aracıdır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı, devredilemez, temlik edilemez. Ad doğum anında değil nüfus memuruna yapılan beyan ile kazanılır.
Soy ad: Bir kimseyi diğer aile fertlerinden ayırmaya yarayan, soydan soya geçen bir kelimedir. Herkesin bir soy adının bulunması zorunludur, yeni doğan çocuklar soy adını kanun gereği kendiliğinden kazanır. Evlilik içi doğan çocuk aile soy adını alır. Evlilik dışı doğmuş ise ananın soy adını alır. Evlenen kadınlar kocalarının soy adını alır.
Takma ad: Bir kimsenin belli bir iş yaparken gerçek ismini gizlemek için kullandığı ad.
Lakap: Bir kimseye başkaları tarafından takılan isim.
Ticaret Ünvanı: Bir taciri diğer tacirden ayırmaya yarar. Ticaret kanunu her taciri bir ticaret ünvanı almaya ve onu ticaret siciline tescil ettirmeye zorunlu kılar.
İşletme Adı: Ticari işletmeyi tanıtmaya ve diğer işletmelerden ayırt etmeye yaran ad.
Adın korunması: adın korunması için 4 dava açılır. Tespit, saldırıya son verilmesi, önleme, tazminat davalarıdır

 

(((((((((( MEDENİ HUKUK ÜNİTE 5)))))))))))))))
TÜZEL KİŞİ KAVRAMI DERNEKLER VE VAKIFLAR:
Hukuksal bakımdan gerçek kişiler gibi belli bir amaç için bir araya gelmiş mal, kişi toplulukları olan tüzel kişilerinde kişilik haklarına sahip olduğu kabul edilir. Tüzel kişilerin kendilerini oluşturan kişi topluluğundan bağımsız bir varlığı olduğunun kabulü için 3 unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar: Örgütlenme, Sürekli amaç ve tüzel kişinin hukuk düzeni tarafından tanınmasıdır.
TÜZEL KİŞİLİĞİN KURULUŞU: Tüzel kişiliğin başlangıç anı devlet tarafından getirilen çeşitli sistemler ile belirlenir bu konuda ülkemizde
İzin sistemi: Tüzel kişilik kazanılması ve hak süjesi haline gelmesi devletin iznine bağlıdır. ÖRN: Anonim ortaklık kurulması için San. veTic. Bakanlığından izin almak gerekir.
Tescil sistemi : Tüzel kişiliğin kurulması için bazı asgari koşullar belirleyerek, bu koşullara uyulup uyulmadığının incelenmesini ön görür.
Serbest kuruluş sistemi : Tüzel kişilik için asgari koşullar, yerine getirildiği anda denetleme olmaksızın tüzel kişilik kazanılmış olur .
TÜZEL KİŞİLİĞİN SONA ERMESİ:
TMK tüm tüzel kişiler bakımından ortak sona erme sebepleri düzenlemez. Her bir tüzel kişi türü bakımından ayrı sona erme sebebi vardır. Ancak kural olarak kendiliğinden yada yetkili organ kararı ile sona erebilir.
İnfisah: (Dağılma) Bir tüzel kişinin kanunda belirtilen hallerde kanun gereği kendiliğinden sona etmesidir.
Tasfiye : Sona eren tüzel kişinin tüm hukuki ilişkilerinde sona erdirilmesidir.
Tahsis: Tasfiye işlemleri tamamlandıktan sonra eğer kalırsa kalan safi mal varlığının tüzel kişinin sona erme şekline göre farklı hükümler çerçevesinde özgülenmesidir.
TÜZEL KİŞİLERİN TÜRLERİ:
A) ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİLERİ:
1- Kazanç paylaşma amacı güden tüzel kişiler : Bunlar kooperatif kanununda düzenlenmiş kooperatif ortaklıkları ve Türk Ticaret kanununda düzenlenmiş ticaret ortaklıklarıdır. (Kolektif ortalık Komandit ortalık, Limitet ortalık, Anonim ortaklık )
2- Kazanç paylaşma amacı gütmeyen tüzel kişiler : TMK da iki türü vardır, Dernekler ve vakıflardır, Sendikalar kanunun da da sendikalar yine kazanç paylaşma amacını gütmeyen tüzel kişiliktir. Derneklerin özel bir çeşitlidir. Vakıflar ise belli bir amaca tahsis edilmiş, mal topluluklarıdır.
B) KAMU HUKUKU TÜZEL KİŞİLERİ: Kamu hukuku tüzel kişiliği ancak kanunla ve kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulabilir.
1- Kamu idareleri: Kamu hizmeti görmek için kurulmuş ve örgütlenmiş tüzel kişilerdir. Bunlar: Devlet, İl, Belediyeler ve köylerden ibarettir. Devletin yasama yürütme yargı organlarının ayrı bir tüzel kişilikleri yoktur. İllerin bağımsız tüzel kişiliği yoktur. Ancak il özel idarelerinin tüzel kişiliği vardır. Köyler tüzel kişiliğe sahiptir.
2- Kamu kurum ve kuruşları: Tüzel kişilik tanınmış kamu hizmeti gören kuruluşlardır. Bunlar bir hizmet çeşidinin doğurduğu kurumlardır. (ÖRN: Karayolları, devlet su işleri, TRT, üniversiteler, Barolar, Noterler vs)
DERNEKLER:
Dernekler kişi topluluğu biçimindeki kazanç paylaşma amacı gütmeyen tüzel kişilerdir. Dernek tüzel kişiliği kazanmak için 3 unsur;
a) Kişi unsuru : Dernek kurulması için en az 7 gerçek yada tüzel kişi olmalıdır.
b) amaç unsuru : Belli ve ortak bir amaç için kurulur. Amaç hukuka ve ahlaka aykırı olamaz.
c) süreklilik unsuru : Dernek için bir süre kararlaştırılamaz, ve bu birliktelikte süreklilik aranır.
d) Tüzel kişiliğe sahip olma unsuru : Şartları sağlandığında tüzel kişilik alma hakkı kazanır.
DERNEKLERİN KURULUŞU: Serbest kuruluş sisteminden vazgeçilip, normatif bildirim sistemi belirlenmiş, Dernek kurucularının derneğin yerleşim yerini en büyük mülki amirliğine kuruluş bildirimi yapması gerekir. Her derneğin bir tüzüğü bulunması gerekir. Bu tüzükte derneğin adı, amacı, gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur. Tüzük bütün kurucular tarafından imzalanmalıdır. Kuruluş bildirimi ile dernek tüzüğü en büyük mülki amir tarafından İçerisinde dosya üzerinden incelenir. Derneğin kuruluşunda kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edilirse bunların giderilmesi derhal kuruculardan istenir. 30 gün içinde noksanlık giderilmez ise en büyük mülki amir Gönül’ün bulunduğu hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açmak için bu konuyu C. Başsavcılığına bildirir. Derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir. Kuruluş bildirimde noksanlık bulunmaz veya noksanlık giderilmiş bulunursa keyfiyet derhal derneğe yazı ile bildirir ve dernek kütüğüne kayıt edilir.
DERNEĞİN ORGANLARI: 3 zorunlu organı vardır. Bunlar genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu ( zorunlu organlar dışında seçimlilik organlara da sahip olabilirler.
Genel kurul : Derneğe kayıtlı üyelerin tamamından oluşur. Olağan ve olağan üstü olmak üzere 2 şekilde toplanır. Olağan toplantının 3 yılda 1 toplanması zorunludur. Üyeliğe kabul üyeliğe son verme derneğin feshine karar verme genel kurulun yetkisindedir.
Yönetim Kurulu: Derneğin yürütme ve icra organıdır. Derneği dışa karşı temsil eden kuruldur. GK nın seçtiği 5 asıl 5 yedek üyeden oluşur.
Denetim Kurulu : GK nın seçtiği3 asıl 3 yedekten oluşur. Derneğin iç denetimini sağlar.
DERNEĞİN SONA ERMESİ: 3 farklı şekilde sona erer.
a) Derneğin kendi kendini fesh etmesi: Genel kurul her zaman derneğin sona ermesine karar verebilir.2/3 çoğunluk ile karar alınır.
b) Kanun uyarınca kendiliğinden dağılmış sayılması: 1- Amacın gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi 2- ilk genel kurul toplantısının kanundaki sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması, 3- Borçlarını ödeyememesi, 4- yönetim kurulu oluşturulmanın olanaksız olması 5- Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılmaması
c) Mahkeme kararı ile kapatılması: Derneğin amacı kanuna ahlaka aykırı hale gelirse mahkeme tarafından feshine karar verilir.
VAKIFLAR: Gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülenmeleri ile oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır. Vakıflar medeni kanun ve vakıflar kanununa tabidir.
Vakfın kuruluşu ve işleyişi Vakıflar üç unsurdan oluşur. a) Mal b) sürekli ve belli amaca özgüleme c) tüzel kişilik. Vakıf kuran kişi tam ehliyetli yada sınırlı ehliyetli olabilir. Sınırlı ehliyetsizler vasiyetname ile kurabilir. Ancak 15 yaşını bitirmelidir. Vakıf kurma iradesi resmi senetle veya ölüme bağlı tasarruf türlerinden vasiyet ile açıklanır. Tek taraflı hukuki işlem niteliği taşır. Vakıf senedinde: a) vakfın adı, b) amacı, c) amaca özgülenen mal ve haklar d) vakfın örgütlenme şekli e) yönetim şekli f) yerleşim yeri gösterilir. Vakfın tek zorunlu organı yönetim kuruludur. Yönetim kurulu 1 kişiden dahi oluşabilir. Vakıflar genel müdürlüğünün teştif ve denetimine tabidir. Vakıflar mahkeme kararı ile veya vakfedenin iradesi ile sona erer

 

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir