MUHASEBE DENETİMİVE MALİ ANALİZ DERSİ KONU ÖZETLERİ

Ünite – 1 : Bilginin Doğruluğu , Güvenirliği ve Bağımsız Denetim
• İşletmenin muhasebe sistemi tarafından oluşturulan, işletmenin finansal yapısını,
kârlılığını ve gelecekteki performansını değerlendirmede karar vericilere gerekli bilgileri
sunan tabloya FİNANSAL TABLO denir.
Örnek: Bilanço ve Gelir Tablosu
• Bir işletme tarafından finansal faaliyetleri izlemek, kaydetmek, sınıflamak ve bunlar
karar vericiler için faydalı olacak biçimde özetlemek için kullanılan yöntem ve araçlara
MUHASEBE SİSTEMİ denir.
• Muhasebe sisteminin temel amacı, karar vericilere kararlarında kullanabilecekleri doğru
ve güvenirli bilgiyi sağlamaktır.
• Analiz sonuçlarının ve yorumun doğru olması bilginin doğru ve güvenirli olmasına
bağlıdır.
• Finansal kararlar FİNANSAL TABLOLARA göre alınır.
• Finansal tabloların hazırlanmasında kullanılan temel ölçütlere GENEL KABUL
GÖRMÜŞ MUHASEBE İLKELERİ denir.
• İşletme yönetimi finansal tablolarda sunulan bilgilerin doğru ve güvenilir olmasında
birinci derecen sorumludur.
• Finansal tabloların bağımsız uzman denetçiler tarafından denetlenmesini gerektiren
nedenler :
a) İşletme sahipleri ile yöneticiler arasındaki çıkar çatışması
b) İşletmelerin giderek büyümesi, teknolojik gelişmeler, işletmeler arası ilişkiler ve ticari
işlemler nedeniyle muhasebe sisteminin giderek karmaşıklaşması
c) İşletme dışındaki grupların gerekli bilgilere birinci dereceden ulaşamamaları.
d) Karar alıcıların işletmeden uzak olmaları ve yetki deneyimlerinin her şeyi incelemeye
olanak vermemesi
e) Ulusal ve uluslararası para ve sermaye piyasalarının gelişmesi sonucunda, ekonomik
kararların toplumun geniş kesimlerini etkilemesidir.
• İşletme dışındaki gruplar : Yatırımcı, Satıcı, Kredi kurumları ve sendikalar
• Karaların sağlıklı alınabilmesi için, bilgi kullanıcı finansal tabloların Genel Kabul
Görmüş Muhasebe İlkelerine göre düzenlenip düzenlenmediği BAĞIMSIZ DENETİM
RAPORUNA göre belirleyecektir.

• Ekonomik eylemler ve olaylar hakkında savlar ile oluşturulmuş kriterler arasındaki
uygunluğun derecesini araştırmak için bağımsız bir uzaman tarafından bu savlarla ilgili kanıtların
nesnel olarak elde edilmesi, değerlendirilmesi ve sonuçların bilgi kullanıcılarına iletilmesi
sürecine DENETİM denir.
• Denetim bağımsız bir uzman tarafından yapılmalıdır.
• Denetçinin bağımsız olması ve hiçbir etki altında kalmadan denetim ilkelerin ve bilimsel
ölçütlere göre hareket etmesidir.
• Denetim Kavramını oluşturan unsurlar:

a) Ölçüt
b) Kanıt
c) Denetçinin Bağımsızlığı
d) Denetim Raporu

• Denetimin yapılabilinmesi için önceden belirlenmiş kriterlere ÖLÇÜT denir.
• Finansal Tablo Denetimi > Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerine göre , Vergi Denetimi
ise ; Vergi yasaları ve düzenlemelerine göre yapılır.
• Bilginin kabul edilen ölçütlere uygun olup olmadığını belirlenmesi için denetçi tarafından
nesnel olarak elde edilip değerlenen bilgiye KANIT denir.
• Denetçinin denetim sonunda ulaştığı sonucu ilgili kullanıcılara ilettiği rapora DENETİM
RAPORU denir.
• Amaçlarına göre denetim türleri:

a) Finansal tabloların denetimi
b) Uygunluk denetimi
c) Faaliyet denetimi
d) Özel amaçlı denetimler

• Denetlenen işletmeye ait finansal tabloların işletmenin finansal durumunu ve faaliyet
sonuçlarını doğru ve dürüst bir şekilde yansıtıp yansıtmadığını araştırmaya yarayan denetim
türüne FİNANSAL TABLOLAR DENETİMİ denir.
• Finansal tablo denetimin konusu; finansal tablolarda beyan edilen bilgilerdir. Ölçüt; Genel
Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleridir.
• İşletme personelin tarafından yapılan işlemlerin yetkili organlarca (üst yönetim, devlet vbg)
konuşmuş olan belli kural ve yöntemlere uygun olarak yapılıp yapılmadığını araştırmaya
yarayan denetim türüne UYGUNLUK DENETİMİ denir.
• Uygunluk denetimin ölçütleri:

a) Şirket ana sözleşmesi hükümleri
b) Kanun tüzük ve yönetmelikler
c) Üst yönetimce belirlenen politika ve yöntemler
d) Üçüncü kişilerle yapılan sözleşme hükümleri

• Uygunluk denetimi personelin yaptığı işlemlerin üst yönetimin politika ve yöntemlerin
uygunluğu araştırmak amacıyla yapılırsa sonuçlar YÖNETİME iletilir.
• Yasa ve yönetmeliklere uygunluk araştırılıyorsa denetim sonuçları işletme dışı bilgi
kullanıcılarına iletiliri. ( Maliye Sayıştay, SSK vbg)
• Bir işletmenin faaliyet yordamlarının ve politikalarının işletmenin herhangi bir bölümünün
etkinliğini ve verimliliğinin değerlendirilmesine FAALİYET DENETİMİ denir.
• Faaliyet denetiminin kapsadığı alanlar:

a) Muhasebe
b) Örgütsel Yapı
c) Bilgisayar İşlemleri
d) Üretim Yöntemleri
e) Pazarlama
• Faaliyet denetimin finansal tablo denetiminden farkı ölçütünün Genel Kabul Görmüş
Muhasebe İlkeleri olmamasıdır.
• Belli bir bilgi kullanıcısı için belli bir konuda yapılan denetime ÖZEL AMAÇLI DENETİM
denir. Örnek: Bankaların kredi için yaptıkları denetimi, vergi denetimi
• Denetçinin konumuna göre denetim türleri:
a) Bağımsız Denetçi ve Dış Denetim
b) İç Denetçi ve İç Denetim
c) Kamu Denetçisi ve Kamusal Denetim

• Bir denetim firmasına bağlı olarak veya kendi adına denetim işini belli bir ücret karşılığı
yapan, herhangi bir işletmeye bağlı olmayan, hem denetlediği müşteriye hem de topluma
karşı sorumluluk taşıyan kişiye BAĞIMSIZ DENETÇİ denir.
• İşletmenin bağımsız ve uzman kişiler tarafından yapılan denetime DIŞ DENETİM denir. En
geniş uygulama Finansal tabloların denetimidir.
• Özel ve kamu kuruluşlarında o kuruluş elemanı sıfatıyla ücretli olarak çalışan denetim
uzmanına İÇ DENETÇİ denir. İç denetçiler uygunluk ve faaliyet denetimi yapar ve
sonuçlarının yönetim kuruluna üst yönetime raporlar.
• İşletme içindeki uzmanlar tarafından yönetim adına yapılan denetime İÇ DENETİM denir.
• Devlete bağlı denetçiler tarafından, kamu kurumlarının veya özel kurumların kanunlara,
yönetmeliklere, politikalara ve yordamlara uygunluğunun araştırılmasına KAMU
DENETİMİ denir.
• Kamu denetçisi Kamu kurumlarında faaliyet ve uygunluk denetimi, özel kurumlarda ise vergi
denetimi yaparlar.

• Karar vericilere kararlarında kullanmaları için mali nitelikteki olayları kaydetmek, sınıflamak
ve özetlemeye MUHASEBE denir.
• Finansal tablolara muhasebe sisteminin çıktısıdır.

• Kaydedilmiş bilgilerin ait oldukları dönemde meydana gelip gelmediğini ve ekonomik
olayların doğru yansıtılıp yansıtılmadığının araştırılmasına MUHASEBE DENETİMİ denir.
• Denetçi finansal tabloları Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkelerine uygunluğu araştırırken
kanıt toplar ve yorumlar. Denetçi bu konuda deneyim sahibi olması denetçiyi muhasebeciden
ayıran özelliğidir.
• Denetim konusunda ilk resmi düzenleme Sermaye piyasa kurulun 1987 yılında çıkardığı
Sermaye Piyasasında bağımsız dış denetleme hakkında yönetmeliktir. Bu yönetmelikte;
sermaye piyasasında bağımsız denetim görevini yapan Anonim ortaklardır.
• Denetim Kuruluşları:

a) Baş Denetçiler
b) Denetçi Yardımcıları
c) Yöneticiler
d) Ortaklar

• Denetim konusunda ikinci düzenleme 1989 yılında “Serbest muhasebecilik Serbest muhasebeci
Mali Müşavirlik ve Yemin Mali Müşavirlik” kanunu ile yapılmıştır.
• Yeminli Mali Müşavirler:

a) Defter tutamazlar
b) Muhasebe bürosu açamazlar
c) Muhasebe bürosuna ortak olamazlar
d) Yalnızca finansal tablo, uygunluk ve faaliyet denetimi yaparlar
e) Dış denetim işini sadece YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER yaparlar.
f) Ülkemizdeki SPK’ya tabi olmayan işlemlerin denetimi yasal olarak düzenlenmemiştir.

Ünite – 2 : Genel Kabul Görmüş Denetim Standartları
• Herhangi bir konuda olması gerekenler ya da yapılanların amaca uygunluğunun
ölçülmesini sağlayan ölçütlere STANDART denir.
• Muhasebe uygulamalarında yararlanılan mali işlemlere verilerin toplanması ve işlenerek
muhasebe bilgisine dönüşmesi ile ilgili standartlara MUHASEBE STANDARTLARI
denir.
• Genel kabul görmüş denetim standartları : Genel, Çalışma Alanı ve Raporlama olmak
üzere üç grupta açıklanan toplam on standarttan oluşur.
• Elde edilen muhasebe bilgisinin doğruluğunun araştırılması ve güvenirliği onaylanması
ile ilgili işlemlerin yürütülmesi konusundaki standartlara GENEL KABUL GÖRMÜŞ
DENETİM STANDARTLARI denir.
• Genel kabul görmüş denetim standartları denetçiye yol gösterecek olan ve aynı zaman
tanımlanmış bir denetimin kalitesini ölçmeye yarayan evrensel ölçütlerdir.
• Genel kabul görmüş denetim standartları içinde:

a) Bağımsız denetçinin yani yeminli mali müşavirin, sahip olması gereken özellikleri
b) Denetimde uygulamalarında izleyeceği yol ve yöntemler
c) Elde edilen bulgularla denetçi görüşünün nasıl oluşturulacağı
d) Denetçi görüşünün nasıl açıklanacağına ilişkin uyulması gereken kurallar yer alır.
• Genel kabul görmüş denetim standartları ilk olarak “AMERİKAN SERTİFİKALI
KAMU MUHASEBECİLERİ ENSTİTÜSÜ (AICPA)” tarafından 1947 yılında kabul
edilmiştir.
• Genel kabul görmüş denetim standartları içinde yer alan GENEL STANDARTLAR:
a) Eğitim ve Yeterlilik
b) Bağımsızlık
c) Mesleki dikkat ve özen
• Genel kabul görmüş denetim standartları içinde yer alan ÇALIŞMA ALANI
STANDARTLAR:
a) Planlama ve Gözetim
b) İç kontrolün incelenmesi
c) Kanıt toplama
• Genel kabul görmüş denetim standartları içinde yer alan RAPORLAMA
STANDARTLAR:
a) Uygunluk
b) Tutarlılık
c) Yeterli Açıklama
d) Görüş Bildirme

• Ülkemizde meslek eğitimi, staj ve meslek giriş sınavlarıyla ilgili düzenlemeler 1989’da
yasallaşmıştır.
• Denetçi yani mali müşavir olabilmesi için on yıl fiilen SMMM olarak çalışmış, giriş
sınavından başarılı olmuş ve yemin ederek ruhsat alması gerekmektedir.
• Muhasebe ve denetim uygulamalarında belli kişi veya grupların değil, tüm toplumun
çıkarlarının gözetilmesine SOSYAL SORUMLULUK denir.
• Denetim kapsamının ve denetim işlemlerinin belirlenmesinde bulguların raporlanmasına
kadar uygulamanın nasıl olacağını belirleyen standartlara ÇALIŞMA ALANI
STANDARTLARI denir.
• Çalışma alanı standartları denetim kapsamının belirlenmesinde ve güvenilir bir denetçi
görüşüne ulaşmada yani kanıt toplamada denetçiye yol gösterici standarttır.
• Denetçinin denetim uygulamaları sırasında kanıt niteliğindeki bilgileri toplarken
başvuracağı yollara DENETİM İŞLEMLERİ (YORDAMLAR) denir.
• Denetimden Planlama ve Gözetim Standardı

a) Denetim faaliyetlerinin yeterli bir şekilde planlanması ve varsa denetçi yardımcılarının
uygun şekilde gözetlenmesine PLANLAMA VE GÖZETİM STANDARDI denir.
b) Denetim planı denetim uygulamaları için güvenli bir yol haritasıdır.
c) Denetim uygulamalarında kullanılacak zaman , iş gücü, araç -gereç ve diğer kaynakların
tespit edilmesidir.
d) Denetçinin ileriyi görmesi ve standartlara uygun davranması için zorunluluktur.
e) Planlama bilgileri, önceki denetimlere ait çalışma kağıtlarından, denetlenecek işletmenin
faaliyet konusuyla ilgili yayınlardan, müşteri ziyaretleri ve yöneticilerle yapılan
görüşmelerden sağlanır.
• Deneti yardımcılarını izlemeli ve gözetim altında tutmalıdır. Nedenleri:
a) Denetçi yardımcılarının yetiştirilmesi
b) Denetçi yardımcılarının mesleki bilgi ve deneyimin ölçülmesi
c) Denetçi yardımcılarının denetim standartlarına uygun davranmasını sağlaması
d) Denetim kanıtları ile ilgili değerlendirmelerin sağlıklı yapılabilmesi
e) Denetim kalitesinin yükseltmektir.
• Finansal bilgilerin güvenirliği, faaliyetlerin etkinliğini yasalara ve kurallara uygunluğunu
sağlamaya İÇ KONTROL denir. Varlıkların korunmasına yönelik süreçtir.
• İç kontrollerin incelenmesinin Nedenleri:
a) Denetim işlemlerinin ne oranda uygulanacağına karar vermek
b) Denetim kapsamını belirlemek
c) Denetim süresini belirlemek
d) Denetim işinin kabulüne karar vermek

• İç kontrol sistemi güvenilirse:
a) Denetim sürecindeki belirsizlik azalır
b) Denetim riski azalır, maliyetler azalır
c) Denetim kapsamı daralır
d) Denetim süresi kısaları
e) Daha az kanıt toplanır
f) Daha az personelden yararlanılır.
• Kanıtın Kalitesini Belirleyen Ölçütler Şunlardır:
a) Geçerlilik
b) Nesnellik (Objektiflik)
c) Zamanlılık
d) Süreklilik

• Denetim faaliyet sonucunda oluşan denetçi yargısının ilgili taraflara ne şekilde
açıklanacağını belirleyen standartlara RAPORLAMA STANDARTLARI denir.
• Denetim raporu denetimin son halkasıdır.
• Denetçinin denetim raporunda mali tabloların GKGM’ine uygun hazırlanıp
hazırlanmadığını belirtmesine UYGUNLUK STANDARTI denir.
• Denetim raporunda incelenen dönemde geçerli olan muhasebe politikaların ve
yöntemlerinin önceki dönemde de aynen uygulanıp uygulanmadığını TUTARLILIK
STANDARTI denir.
• Görüş bildirme türleri: Olumlu, Olumsuz, Şartlı, Görüş bildirmekten kaçınma
• Mali tabloların bütünün ile ilgili bir görüş oluşturulamaması denetçinin denetim raporunda
olumlu, şartlı ya da olumsuz görüş açıklamasını gerektirmeyen durumdur.
• Türkiye’de Denetim standartları ile ilgili düzenlemeler 3568 sayılı Muhasebe Meslek
yasası, 2499 sayılı SPK ve bunlara dayanılarak çıkarılan yönetmelik ve tebliğler yanında
bankalara sigorta şirketleri gibi sektörel düzenlemelerle şekillenmektedir. GKGDS ile ilgili
özel bir düzenleme yoktur.
• Sermaye piyasasında faaliyette bulunan şirketlerin bağımsız denetimi ile ilgili
düzenlemeleri SERMAYE PİYASASI KURULU (SPK),
• Bankalar ve özel finans kurumları ile ilgili olarak BANKACILIK DENETLEME VE
DÜZENLEME KURULU (BDDK),
• Sigorta ve factoring şirketleri ile ilgili düzenlemeleri HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI,
• Bağımsız denetçi ünvanı ile görev alacak SMMM ve YMM ler ile ilgili mesleki düzenlemeleri ise 3568 sayılı yasa çerçevesinde MALİYE BAKANLIĞI yapmaktadır.

Ünite – 3 : Denetimde Önemlilik, Risk ve Kanıt Kavramları ve Çalışma Kağıtları
• Bir hesap veya olgunun, finansal tablolara güvenen kullanıcıların kararlarını etkilemesine
ÖNEMLİLİK denir.
• Hata ve hilelerden oluşan yanlış beyanların sebepleri:

a) Finansal tablo unsurunun tutarı, sınıflaması veya sunumu ile bunların GKGM lere göre
raporlanması halindeki tutar, sınıflama ya da sunumunun farklı olması
b) Finansal tablo unsurlarından birinin atlanması
c) Finansal tablo açıklamasının GKGM ine uygun sunulmaması
d) GKMİ ine uygun olarak açıklanması gereken bilginin atlanması.
• Önemli yargısının uygulaması üç aşamada gerçekleşir:
a) Denetçinin önemlilik hakkında ön belirlemede bulunması
b) Önemlilik hakkında ilk belirlemenin hesap kalanları veya işlem sınıflarına dağıtılması
c) Olası yanlışlıkların tahmin edilmesi ve toplamlarının önemlilik hakkında ilk belirleme ile
karşılaştırılması.
• Önemlilik hakkında belirlenecek ilk şey ÖNEMLİLİK EŞİĞİ dir.
• Denetçinin finansal tablolarda yanlış beyan olabileceğine ve yine de kullanıcıların
mantıksal kararlarını etkilemeyeceğine inandığı maksimum tutara ÖNEMLİLİK EŞİĞİ
denir.
• Önemlilik ilk belirlemesi denetlenen işletmenin göreli büyüklüğüne bağlıdır.
• Önemlilik uygulamasını oluşturan bilanço ve gelir tablosu kalemleri:

a) Toplam Gelir
b) Toplam Varlık
c) Net Kâr
d) Brüt Kâr
e) Öz Sermaye gibi bilanço ve gelir tablosu kalemlerinden oluşur.

• Kâra dayalı önemlilik eşiği % 4- % 6 arasındadır.
• Kâr arttıkça önemlilik eşiği azalan bir oradan artar. Toplam varlık veya gelire dayanan
eşikler yıldan yıla daha durağandır.
• Varlık veya gelirlere göre önemlilik eşiği %0,5 – % 1 arasında öz sermayeye göre
önemlilik eşiği % 1 – % 2 arasındadır.
• Hesap kalanları stok ve alacak gibi kalemlerdir.
• İlk önemlilik yargısı bir hesaba dağıtılınca KABUL EDİLEBİLİR YANLIŞLIK denir.

• Bir hesaba küçük tutarda önemlilik dağıtılmışsa, büyük tutarda önemlilik dağıtılmasında
göre daha fazla kanıt toplanacaktır.
• Hesap kalanında çok küçük veya hiç yanlışlık beklenmiyorsa büyük tutarda önemlilik
dağıtılabilir.
• Hesap beklentisi düşükse hesabın denetim alanı daralır.
• Hesap kalanının denetimi çok pahalı ise daha fazla önemlilik dağıtılabilir.
• Denetim finansal tablo kullanıcıları için bilgi riskini sosyal olarak kabul edilecek düzeye
indirme sürecidir. Denetçinin finansal tablolar hakkında uygun olmayan görüş verme
olasılığına DENETİM RİSKİ denir.
• Şirketçe yayınlanan finansal tabloların önemli ölçüde yanlış ve yanıltıcı olma olasılığına
BİLGİ RİSKİ denir.
• Denetçinin yanlış görüş verme riskine DENETÇİ RİSKİ denir. Toplam Risk = Bilgi
Riski ve Denetçinin İş Riskidir.
• Denetim riskinin bileşenleri : Asıl, Kontrol, Bulgu Riski
• İç kontrolün olmadığı varsayımla bir savla ilgili finansal tablolarda yanıltıcı beyanların
olmasına ASIL RİSK denir. Denetçi asıl riski kontrol edemez, sadece önemini
belirlemeye çalışır. Bu amaçla anket kontrol listeleri veya bilgisayar destekli karar
sistemlerinden yararlanır.
• Denetimi uygulamasında fazla veya az asıl risk durumlarını GÖRELİ RİSK ifade eder.
• Kasa, Stok, Arazi Hesabı, Peşin Ödenen Giderler hesabı daha riskli hesaplardır.
• Yanıltıcı beyanların müşterinin içi kontrol sistemi tarafından zamanında engellenememesi
riskine KONTROL RİSKİ denir. Denetçi kontrol riskini yaratamaz ve kontrol edemez.
• Denetçi iç kontrol sisteminin etkin olmadığını düşünüyorsa ya da iç kontrol yerine hesap
kalanlarının kapsamlı maddi doğruluk testlerini yapmanın daha etkin olduğunu
düşünüyorsa kontrol riskini maksimum düzeyde (%100) belirleyebilir.
• Yapılan maddi doğrulama yordamlarının hesap kalanları veya işlem sınıfındaki yanıltıcı
beyanın ortaya çıkaramama riskine BULGU RİSKİ denir. Denetçi bulgu riskini yöneten
ve kontrol eden ve kanıt toplama işlemlerini uygulamaktan sorumludur. Bulgu riski
örnekleme riski ve örnekleme dışı riskin bileşimidir.
• Denetçinin işlem sınıfı ya da hesap kalanlarının tamamını incelememesi durumunda
ortaya çıkan riske ÖRNEKLEME RİSKİ denir.
• Denetçinin uygun olmayan denetim yordamı kullanması ya da yanlışlıkları belirlemede
başarısız olması veya sonucu yanlış yorumlaması nedeniyle oluşan riske ÖRNEKLEME
DIŞI RİSK denir.

• Denetim Risk Modeli : Asıl Risk x Kontrol Riski x Bulgu Riski
• Asıl Risk ve Kontrol riskin bileşimi MÜŞTERİ RİSKİDİR.
• Kontrol riski ve asıl risk yüksekse bulgu riski düşük düzeyde sağlanır.
• Denetçi bulgu riskini % 0,8 geçemeyecek şekilde tasarlanmalıdır. Bulgu Riski =
Denetim Riski / Asıl Risk x Kontrol Riski
• Denetim görüşünün dayandığı bir sonuca ulaşmak için denetçi tarafından kullanılan
bilgilere DENETİM KANITI denir.
• Esas Muhasebe Verileri: Büyük defter, Yevmiye Defteri, Yardımcı Defter, Muhasebe
Yönetmelikleri, Finansal tablo düzetmeleri, Maliyet dağıtımlarını destekleyen çalışma
tabloları hesaplamaları, mutabakatlar ve açıklamalardır.
• Destekleyici Bilgiler : Çekler, Elektronik fon transferi kayıtları, faturalar, sözleşmeler,
toplantı tutanakları, doğrulamalar, analist raporları, rakiplerle karşılaştırmalı veriler,
soruşturma gözlem vb.
• Kanıtın Yeterliliği (Miktarı) : Önemlilik ve risk unsurları tarafından belirlenir.
Önemlilik ve risk düzeyinin artması daha fazla kanıt toplamasını gerektirir.
• Kanıtın Uygunluğu (Niteliği) : İşlem sınıfları, hesap kalanları, açıklamalar ve ilgili
savlardaki yanlış beyanları ortaya çıkarması ya da desteklemesi bakımında güvenilir ve
ilgili olmasına bağlıdır.

a) Dışsal kaynaklarda elde edilen kanıtlar daha güvenilirdir.
b) İç kontrol yapısı etkinse içsel olarak yaratılan kanıtlar zayıf kontrol yapısına göre daha
güvenlidir.
c) Denetçi tarafından doğrudan elde edilen kanıt daha güvenlidir.
d) Kaynak belgelerden elde edilen kanıt fotokopi ya da fakstan daha güvenilirdir.
e) Denetim kanıtı belgeli biçimdeyse daha güvenilirdir.

• Kanıtın denetim amacına uygunluğuna KANITIN İLGİLİLİĞİ denir.
• Denetçinin yanıltıcı beyan riskini belirlemede kullandığı savlar:

a) Var olma ve meydana gelmeyle ilgili savlar : Belirli bir tarihte işletmenin varlık ve
borçlarının var olup olmaması ve kayıtların belirli dönemde meydana gelip gelmemesi ile
ilgili savlardır.
b) Tamlık ile ilgili savlar : Sunulması gereken tüm işlem ve hesapların finansal tablolarda
yer alıp almamasıyla ilgili savlardır.
c) Haklar ve yükümlülüklerle ilgili savlar : Belli bir tarihte varlıkların işletmenin hakları ve
borçlarının ise yükümlülükleri olduğuna ilişkin savlardır.
d) Değerleme ve dağıtımlarla ilgili savlar: Varlık , borç, öz sermaye gelir ve gider
hesaplarının tablolarda uygun rakamlarla yer almasıyla ilgili savlardır.

• Denetçi denetim görüşüne ulaşabilmek için kanı toplarken RİSK BELİRLEME
YORDAMLARI, KONTROL TESTLERİ ve MADDİ DOĞRULAMA
YORDAMLARINI kullanır. Bunlar,
a) Kayıtların ve belgelerin kontrolü
b) Sabit varlıkların kontrolü
c) Gözlem
d) Soruşturma
e) Doğrulama
f) Yeniden Hesaplama
g) Yeniden Yapma
h) Analitik Yordamlar
• Kayıt ve belgelerin incelenmesiyle sağlanan kanıtların güvenilirliği, kaynağına ve içsel iç
kontrolün etkinliğine bağlıdır.
• Bilgi sorulan kişilerden tüm durumlarda yazılı cevap istenmesine POZİTİF
DOĞRULAMA denir.
• Bilgi sorulan kişilerden eğer bir hesap kalanının doğru olmadığını düşünüyorsa yazılı
cevap istenmesine NEGATİF DOĞRULAMA denir.
• Denetçinin finansal ve finansal olmayan verileri arasındaki ilişkiyi inceleyerek ve
karşılaştırarak finansal tablo hesaplarını değerlendirilmesine ANALİTİK YORDAMLAR
denir.
• Belge ve kayıtların matematiksel doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla müşteri
tarafından yapılan hesaplamaların doğrulamasına YENİDEN HESAPLAMA denir.
• Denetçinin yaptığı çalışma ve denetim hakkında ulaştığı sonuçlarla ilgili tuttuğu kayıtlara
ÇALIŞMA KAĞITLARI denir.
• Çalışma kağıtlarının özellikleri:

a) İncelenen alan hakkında elde edilen bilginin belgelerini sağlamalıdır.
b) Denetim raporunda yer alan bulgular ve öneriler için güvenilir bilgi sağlamalıdır.
c) Denetim sürecinin tek düzeliğini sağlamalıdır.
d) Performansın gözden geçirilmesi için bir araç olmalıdır.
e) Sonraki denetimlere yol gösterici nitelikte olmalıdır.
• Çalışma kağıtlarının Faydaları:
1- Denetim Yönetimi ve Gözetiminde Denetçiye Yardımcı Olmak
a) Çalışma kağıtları denetçinin çalışma alanı standartlarına uygunluğunu belirler
b) Denetimin planlanması, yürütülmesi ve gözde geçirilmesi yardımcı olur.
c) Astların çalışmalarının gözden geçirilmesinde kullanılır.

• Çalışma kağıtlarının içeriği
a) Müşterinin finansal tablolarının muhasebe kayıtlarıyla uyuştuğunu
b) Denetimin uygun şekilde planlanıp yürütüldüğünü
c) Müşterinin iç kontrol yapısı hakkında yeterince görüş elde edildiğini
d) Denetim görüşü oluşturmaya yetecek ölçüde denetim kanıtı elde edildiğini
e) Denetçinin kendi yargısını oluşturan bulguları ve sorunları ve ulaştığı son yargıları
kapsar.
• Müşteri ile ilgili tarihsel bilgileri kapsayan dosya ya SÜREKLİ DOSYA denir.
• Sürekli dosyada aşağıdaki bilgiler yer alır:
a) Şirket sözleşmesi, yönetmelikleri, tüzüğü
b) Kira, tahvil ve telif sözleşmeleri
c) Şirketin geçmişine, ürünlerine ve pazarlarına ilişkin bilgiler
d) Genel kurul, yönetim kurulu ve denetim komitelerinin önemli toplantı tutanaklarının
kopyalar
e) Öz sermaye, dağıtılmamış kârlar, ortaklık sermayesi gibi kalanları birkaç yıl
nakledilebilen hesapların listesi
f) Önceki yılın finansal tabloları ve denetim raporlarının kopyaları yer alır.
• Cari yılda yapılan işle ilgili veri ve bilgilerin yer aldığı dosya ya CARİ (YILLIK
ÇALIŞMA) DOSYA denir.
• Cari dosyada aşağıdaki bilgiler yer alır:
a) İş Mektubu
b) Personelin görevlendirilmesi
c) Müşterinin organizasyon şeması
d) Yönetimle yapılan görüşme notları
e) Denetim komitesi ile yapılan görüşme notları
f) Notların ön analitik incelemesi
g) Ön risk belirleme notları
h) Ön önemlilik belirleme notları
i) Denetim zaman planlaması
j) İç kontrol soru listesi ve kontrol analizleri
k) Yönetim kontrolleri soru listesi
l) Bilgisayar kontrolleri soru listesi
m) İç kontrol sistemi akış şeması
n) Denetim programı
Cari Yıl denetim kağıtları: Açık, Özlü, Eksiksiz, Düzenli ve İyi indekslenmeli ve bilgi verici olmalıdır.

Ünite – 4 : İç Kontrol, Denetim Testleri ve Denetimin Planlanması
• Finansal bilgilerin doğruluğu ve güvenirliğini, işletme faaliyetlerinde etkinlik ve
verimlilik, uygulaması gerekli yasa ve düzenlemelerle uyum amaçlarını gerçekleştirmek
için makul bir güven vermek üzere dizayn edilmiş işletmedeki tüm çalışanların
gerçekleştirdiği sürece İÇ KONTROL denir.
• Dış denetiminde iç kontrolün incelenmesinin nedenleri:

a) En önemli nedeni denetçilerin yapacakları denetim faaliyetlerini planlayabilmektedir.
b) Finansal tabloların işletmenin iç kontrol sisteminin ürünü olması
c) Finansal tabloların güvenirliğinin iç kontrolle direkt ilgisinin olması
d) Etkin bir iç kontrolün varlığının denetim çalışmalarını kolaylaştırması
e) İşletmelerin büyümesi ve karmaşıklaşması nedeniyle denetçinin denetim faaliyetini
sınırlandırma ihtiyacı doğması. Yani denetçinin işletmenin tüm işlem ve faaliyetlerini
denetlemesinin mümkün olmamasıdır.
• İç Kontrolün Özellikleri:
a) İç Kontrol bir süreçtir.
b) İç Kontrol insanlar tarafından gerçekleşir. Organizasyondaki her fert iç kontrolü etkiler ve
etkilenir.
c) İç Kontrol sadece kabul edilebilir, makul , bir güven vermesi beklenebilir. Kesinlik ve
garanti etmez.
d) İç Kontrol bir veya daha fazla ayrı ve birbiriyle ilintili kategorideki amaçları elde etmek
için bir dişli vazife görür.
• İç Kontrol sisteminin doğasından gelen sınırlamalar:
a) İnsan yargılamalarından doğacak yanlışlıklar
b) Fayda – maliyet dengesinin dikkate alınması zorunluluğu
c) İnsan doğasında kaynaklanan hatalar, hileler, suistimallerdir.
• İç Kontrol sisteminin amaçları:
Faaliyetle ilgili amaçlar: İşletme varlık ve kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasıyla ilgili
amaçlardır.
Finansal raporlamayla ilgili amaçlar: Güvenilir finansal raporlar hazırlanmasıyla ilgili
amaçlardır.
Uygunluk amaçları: İşletmenin uyması gereken yasa, yönetmeli ve diğer düzenlemelerle ilgili
amaçlardır.
• İç Kontrol sisteminin unsurları:
a) Kontrol Çevresi
b) Risk Değerleme
c) Kontrol Eylemleri
d) Bilgi ve İletişim
e) İzleme

• Bir işletmenin kontrol eylemlerinin ve bilgi sistemlerinin yapılandırılması, amaçlarının oluşturulması ve risk değerleme tarzları ve izleme üzerinde belirleyici unsuruna KONTROL ÇEVRESİ denir.
Bir işletmenin geçmişinden ve kültüründen etkilenen, işletmede çalışan kişilerde kontrol bilincinin oluşmasına sağlayan tüm faktörlerdir. Bunlar;
a) Dürüstlük ve etik değerler
b) Uzmanlığın dikkat alınması
c) Yönetim kurulu ve denetim komitesinin katılımı
d) Yönetim felsefesi ve faaliyet yaklaşımı
e) Yetki ve sorumluluk verme yöntemleri
f) İnsan kaynakları politikaları ve uygulamalarıdır.

• Bir işletmede amaçların belirlenmesi ve bu amaçlara ulaşmayı engelleyen iç ve dış
faktörlerin dikkate alınarak yönetim tarzının biçimlendirilmesine RİSK DEĞERLEMESİ
denir. Üç aşamada gerçekleşir. Amaçların Belirlenmesi, Risklerin Tespiti ve Analizi,
Değişim Yöntemi
• İşletmenin olası hata ve hileleri önleyici tedbirler almasına KONTROL EYLEMLERİ
denir.
Uygulanabilecek kontrol eylemleri:
a) Üst yönetim kademelerin değişik alanlardaki performans sonuçlarının incelenmesi
b) Faaliyetsel düzeydeki yöneticilerin kendi bölüm veya birimleriyle ilgili performans
sonuçlarının incelenmesi
c) Fiziksel kontroller (sayım)
d) Bilgi süreçleme ve bilgi sistemleri üzerindeki kontroller
e) Amaçlar ile fiili sonuçları karşılaştırmayı sağlayan performans göstergelerin
oluşturulması (Bütçeler)
f) Görevlerin ayrımı
g) Bir işlemin yerine getirilmesi yetki ve sorumluluğuna sahip bir elemana aynı işlemin
kayıtlara geçirilmesi sorumluluğun verilmesi.
h) İşlemlerin kayıtlara geçirmekle görevli kişinin bu işlemlerle bağlantılı varlıkların korunmasından sorumlu olmaması.
• İç Kontrol açısında nitelikli bir bilginin özellikleri şunlardır
a) Gereklilik
b) Zamanlılık
c) Geçerlilik
d) Doğruluk
e) Ulaşabilirlik
f) İzleme

• Finansal tablolarda maddi bir takım hatalar olabileceği ve bunların denetçi tarafından
bulunup bulunmayacağı riskine DENETİM RİSKİ denir.
• Denetim riskini, en aza indirgeyecek biçimde, incelendiği hesap kalanı veya işlem
grubuyla ilgili görüşü oluşturmasını sağlayacak yola DENETİM KARAR SÜRECİ denir.

• İç kontrolle ilgili bilgi toplamada denetçinin kullandığı yöntemler:
a) İç kontrol soru kağıdı
b) Akış şemaları
c) Not alma
• İç kontrollerin düzenleniş ve işleyiş etkinliklerinin değerlendirilmesi için yapılan testlere
UYGUNLUK TESTLERİ denir. Kontrol risklerinin maksimum belirlenmesi durumunda
uygunluk testleri yapılmaz. Uygunluk testleri, genellikle kontrol riskinin başlangıç
belirlemesi yapıldıktan sonra söz konusu olur. Uygunluk testleri, kontrol riski düşük (veya
orta) belirlendiği durumlarda uygulanır. Denetçi uygunluk testlerini yaptıktan sonra risk
düzeyini yüksek ölçerse MADDİ DOĞRULUK TESTLERİNİN kapsamını genişletir.
• Finansal tablolardaki tutarların ve açıklamaların doğruluğunu değerlendirme için kanıt
toplama işlemlerine MADDİ DOĞRULUK TESTLERİ denir. Burada amaç iç kontrol
politika ve prosedürleri değildir. Finansal tablolardaki beyanlardır.
• İç kontrollerin zayıf olması durumunda maddi doğruluk testleri daha etkili prosedürlerden
oluşur. Kontrol riskleri yüksekse maddi doğruluk testleri bilanço tarihinde veya ona yakın
zamanda yapılmalıdır. Kontrol riskleri yüksekse maddi doğruluk testlerinde elde edilecek
kanıt miktarı daha çok olur.
• Denetim faaliyeti denetim firmasının kendisini denetlemek isteyen işletmenin denetim
talebi kabul etmesiyle başlar.
• Denetim Anlaşma Mektubunda : Denetimin başlangıç ve bitiş tarihleri, kapsamı, raporun
teslim tarihi, denetim ücreti, denetim firması ve işletmenin sorumlukları yer alır.
• Denetim programları yapılırken aşağıdaki aşamalar yerine getirilir.

a) İşletme faaliyetlerinin gruplara ayrılması
b) Kontrol riski belirlemeleri
c) Özel denetim amaçlarının belirlenmesi
d) Uygunluk ve maddi doğruluk testlerinin boyutunun zamanın ve
niteliğinin belirlenmesi.
• Denetçinin kanıt toplamak için uygulayacağı testleri yani denetim işlemlerini seçmesine DENETİM PROGRAMI denir.

Ünite – 5 : Muhasebe Denetiminde Örnekleme
• Evren (ana kütleden) bir örnekleme seçilmesi ve sadece bu örneklemenin incelenmesi
ile varılan sonucun evrene mal edilmesi olayına ÖRNEKLEME denir.
• Eşit seçilme şansına sahip birimlerden oluşan bir evrenden tamamıyla rassal olarak
seçilen örneklemeye RASSAL ÖRNEKLEME denir.
• Başarılı bir örneklemenin temel ilkeleri:

a) Evrenle ilgili bazı özel bilgiler baştan elde edilmelidir.
b) Seçme işlemi ilgilenilen özellikle veya değişkenden bağımsız olmalıdır
c) Örnekleme ön yargısız seçilmelidir
d) Örnekleme alınan birimler birbirinden bağımsız olmalıdır
e) Verilerin seçildiği alanlar arasında temel ayrımlar bulunmalıdır
f) Örnekleme alınacak verilerin hepsine aynı koşullar ayrıcalıksız olarak
uygulanmalıdır.

• Denetçinin bilgi edinmek istediği ve aynı türden birimlerin oluşturduğu ala veya ana
kütleye EVREN denir.
• Evren birimlerini tam olarak içeren ve evrenin fiziksel yapılanmasını gösteren listeye
ÖRNEKLEME ÇEVRESİ denir.
• Örnekleme yöntemiyle evren hakkında doğru sonuçlara varmanın yolu; tam olarak
belirlenmiş bir örnekleme çerçevesinden rassal olarak evreni temsil eden örnekleme
birimlerini seçmektedir.
• Denetçinin örneklemi teme alan sonuçlarıyla evrenin tamamına aynı yolla uyguladığı
testlerden elde edeceği sonuçlara arasında fark olması olasılığına ÖRNEKLEME
RİSKİ denir. Geniş bir örneklemin örnekleme riski daha düşük olur.
• Denetçinin örneklemi inceleyerek elde ettiği sonuçlarla gerçek durum arasındaki fark
ÖRNEKLEME HATASI denir.
• Uygunluk testlerinin gerçekleşmesindeki örnekleme riskleri şunlardır:

a) İç kontrol yeterince güvenilir olduğu halde, denetçinin örneklemeden elde ettiği
sonuçlara bakarak iç kontrolün yeterli güveni sağlamadığı sonuca varmasına ALFA
RİSKİ (HATA TİPİ I ) denir.
b) Denetçinin örneklemden elde ettiği sonuçlara bakarak iç kontrol yeterince güvenilir
olmadığı halde güvenilir olduğu kanısına varmasına BETA RİSKİ ( HATA TİPİ II)
denir.

• Maddi testlerin gerçekleşmesindeki hata tipleri
a) Örnekleme sonuçlarının hesap kalanlarında maddi bir hata , olduğunu desteklemesine
rağmen maddi bir hata olmama riskine YANLIŞ RET RİSKİ (TİP I) denir.
b) Örnekleme sonuçlarının maddi hata olmadığını desteklemekle birlikte maddi bir hata
olması riskine YANLIŞ KABUL RİSKİ (TİP II) denir.
• Muhasebe denetiminde istatistiksel örnekleme türleri
İstatistiksel Olmayan Örnekleme, İstatistiksel Örneklem
• Olasılığa dayanmayan ve örnekleme birimlerinin seçiminde veya örnekleme
büyüklüğünün belirlenmesinde denetçinin öznel davranmasıyla gerçekleştirilen
örnekleme türüne İSTATİSTİKSEL ÖRNEKLEME denir.
• Örnekleme birimlerinin evrenden rassal olarak seçildiği, evrenin tüm
karakteristiğini yansıtan, sonuçların sayısal ve matematiksel olarak değerlendirilebildiği
örnekleme türüne İSTATİSLİK ÖRNEKLEME denir.
• Bir muhasebe evrenindeki hataların ortaya çıkış oranını tahmin etmek için
kullanılan istatistiksel örnekleme türüne NİTELİK ÖRNEKLEMESİ denir. Denetçi
nitelikli örneklemesinde muhasebe işlemlerinin doğruluğu ya da yanlışlığı üzerinde durur.
Hataların yüzdesi önemlidir.
• Nitelik örneklemesinde denetçinin belirlemesi gereken unsurlar

a) Kontrol test amaçlarını belirlemek
b) Kontrol politika ve prosedürlerinde sapmayı tanımlamak
c) Evreni tanımlamak
d) Örnekleme birimini tanımlamak
e) Örnekleme büyüklüğünü belirlemek
Nitelik örneklemesinde en önemli nokta örnekleme büyüklüğünün evrensel hakkında doğru sonuçlar verecek büyüklükte saptamaktır.
• İç kontrol güvenilir olmamasına rağmen örnekleme sonuçlarına göre güvenilir olduğu
kanısına varma olasılığı riskine KABUL EDİLEBİLİR RİSK denir. Bu beta riski
genellikle % 5 – % 10 olarak belirlenir. Riskin büyüklüğü ile örnekleme büyüklüğü
arasında ters orantılı ilişki vardır.
• Denetçinin kontrol prosedürlerine ilişkin duyduğu güvenden sapmanın maksimum
oranına KABUL EDİLEBİLİR SAPMA ORANI denir. Denetçinin düşük bir oran
seçmesi örnekleme büyüklüğünün büyümesi demektir.
• Denetçinin evrenin geçmiş yıllardaki ya da kılavuz örnekleme sonuçlarına bakarak
saptadığı beklentiye EVRENİN BEKLENEN SAPMA ORANI denir. Evrenin beklenen
sapması ile örnekleme büyülüğü arasında doğrusal ilişki vardır.
• Denetçinin bir sapmayı sıfır yakın bir olasılıkla beklediği durumlarda kullandığı
örnekleme türüne BULUŞ ÖRNEKLEMESİ denir. Sahte çek düzenlemesi gibi sık
rastlanmayan, özel durumları belirlemek için kullanılır.

• Niteliksel örneklemesi teknikleriyle bir hesap sınıfına veya hesap kalanına ilişkin parasal
tutar hatalarının tahminlerinde kullanılan örnekleme türüne PARASAL BİRİM
ÖRNEKLEMESİ denir.
• Parasal birim örneklemesinde, yüksek tutarlı kayıtların örnekleme girme şansları düşük
tutarlı kayıtlara göre daha fazladır.
• Parasal birim örneklemesinde denetçinin örnekleme büyüklüğünü belirlemek için
yapağı ön belirlemeler;
a) Defteri değeri (Evrenin kayıtlı tutarı)
b) Yanlış kabul riski için güvenirlik faktörü
c) Kabul edilebilir hata (Evrende katlanabilecek maksimum hatalı tutarıdır)
d) Beklenen hata (Evrene ilişkin tahmin ettiği parasal hata tutarıdır)
e) Genişleme faktörü
Örnekleme Büyüklüğü = Defteri Değeri x Güvenlik Faktörü
Kabul edilebilir hata – (Beklenen hata x Genişleme Faktörü)
• Denetçinin niceliksel tahminlere ulaşmak istediği durumlarda kullandığı örnekleme
türüne DEĞİŞKENLER ÖRNEKLEMESİ (NİCELİK ÖRNEKLEMESİ) denir.
Denetçi maddi doğruluk testlerini yaparken değişkenler örneklemesini kullanır.
• Değişkenler örneklemesi hesap kalanlarında parasal hataların tahmini için kullanılır.
Örnekleme verisi temel alan evren karakteristiklerini değerlemede normal dağılım
kavramı kullanılır.
Örnekleme Büyüklüğü : ( EB x YKR x SS / KH – BH) 2
EB: Evrenin büyüklüğü , KH: Kabul edilebilir hata, BH: Beklenen hata, YKR: Yanlış kabul riski, SS: Standart sapma
• Örnekleme Seçimleri:
a) Rassal sayılar tablosu : Örnekleme birimlerinin rassal olarak seçilmesinde kullanılır.
Tablo rassal olarak oluşturulan 0 ile 9 arasındaki sayılardan üretilen dizileri içerir.
b) Bilgisayarla rassal sayıların oluşturulması
c) Sistematik seçim : Denetçinin öncelikle bir örnekleme aralığı hesapladığı ve bunun
büyüklüğüne göre örnekleme birimi seçtiği yöntemdir.
d) Katmalı seçim : Örnekleme tasarımının etkinliğini arttırmada kullanılır. Değişkenler
örneklemesinde kullanılır.
e) Blok seçim : Evrenden, zaman olarak veya fiziksel olarak birbirine çok yakın
belgelerin seçilmesi ile oluşur. Örnek: Nisan ayında Eylül ayında kesilen çekler yıla
ilişkin nakit ödemeleri incelemek üzere bir örnekleme oluşur.

Ünite – 6 : Bilanço ve Gelir Tablosu Kalemlerinin Denetimi
• Denetçinin raporla bildireceği görüşüne temel oluşturacak tüm denetim kanıtlarını ve
çalışma kağıtlarının çoğunluğunu hazırladığı aşamaya DENETİM ÇALIŞMASININ
yürütülmesidir. Bu aşamada denetim testleri uygulanır.
• Bilanço ve Gelir Tablosu Kalemlerinin Denetimde Kullanılan Testler
a) Uygunluk Testleri: Yıl içinde kullanılan testlerdir. Müşteri işletmenin iç kontrol
sisteminin kabul edildiği gibi olup olmadığının ve gerektiği gibi işleyip işlemediğinin
değerlendirilmesinde kullanılır.
b) Maddi Doğruluk Testleri: Yıl sonu testleri olarak adlandırılır. Müşteri işletmenin
mali tablolarındaki kalemlerinin tutar doğruluklarını araştırmak, önemli parasal ve
açıklama hatalarını tespit etmek için kullanılır.
Maddi doğruluk testlerinde yönetimin savları;
a) Varolma ve gerçekleşme (meydana gelme)
b) Tamlık
c) Haklar ve Yükümlülükler
d) Değerleme ve Dağıtım
e) Sunum ve Açıklama
Hem uygunluk hem de maddi doğruluk testleri için uygulanan testler;
a) İşlem Testleri : Çift amaçlı testlerdir. Bir işlemin belgelendirilmesi ve muhasebe
kayıtlarına geçirilmesinde düzenlenen tüm belgelerin ve izlenen tüm muhasebeleştirme
işlemlerinin doğru olarak yerine getirildiğinin incelenmesidir.
b) Hesap Kalanı Testleri : Sadece maddi doğruluk testlerin amacına hizmet etmek için
kullanılır.Kontrol riski düşükse hesap kalanı testleri sadece bilanço kalemleri için
uygulanır. Gelir tablosu içinse işlem testleri ve analitik prosedürler uygulanır. Ancak
kontrol riski yüksekse hesap kalanı testleri hem bilanço hem de gelir tablosu kalemleri
için uygulanır.
c) Analitik Prosedürler: Denetçinin görüş oluşturmasına yardımcı olmak için kullanılır.
Özellikle sonuç hesaplarına uygulanır. Gelir tablosunun denetiminde kullanılır.

• Denetçi denetime ilk olarak BİLANÇO kalemlerini baz alarak başlar. Bunun nedeni
aktiflerin, gelirlerin, pasiflerin ve giderlerin incelenmesinde kalemlerin birbiriyle ilişkileri
nedeniyle yapar.
• Bir yıldan ya da daha kısa sürede nakde dönüşebilecek olan varlıklara DÖNEN
VARLIKLAR denir.
• Dönen varlıkların en likit alt grubu HAZIR DEĞERLERDİR. Bu grupta KASA,
ALINAN ÇEKLER, BANKALAR, VERİLEN ÇEKLER VE ÖDEME EMİRLERİ
yer alır.

• Hazır değerlerin Uygunluk Testleri: Bu gruptaki kalemlerin yolsuzluğa, hileye ve
çalınmaya karşı en riskli kalemlerdir.
• Tahsilat işlemine ilişkin uygunluk testleri
Uygunluk testlerinin işleyişinin kanıtını gösteren belgelerin incelenmesi
a) Günlü tahsilat bordrosundan örneklem seçerek bordroları tahsil makbuzları,günlük yazar
kasa raporu ve kasa defteriyle karşılaştırmalı
b) Kasa sayım tutanakları günlük tahsilat bordrosu ile karşılaştırarak doğrulanmalı
c) Bankaya yatırılan paralara ilişkin kayıtlar banka dekontları ve bankadan gelen hesap
özetleri ile doğrulanmalı
• Ödeme işlemlerine ait uygunluk testleri
Kontrol prosedürlerinin işleyişinin kanıtını gösteren belgelerin incelenmesi
a) Mahsup fişlerinden Örneklem seçerek, mahsup fişlerinin onaylanıp onaylanmadığı
incelenmeli
b) Mahsup fişleriyle çek ve senet bordrolarının karşılaştırılıp karşılaştırılmadığı
c) İptal edilen Çekler ve iptal nedenleri incelenmeli
• Hazır Değerlerin Maddi Doğruluk Testleri
Hazır değerlerin maddi doğruluk testlerin özel denetim amaçları
a) Var Olma
b) Tamlık
c) Değerleme
d) Sunum ve Açıklama
• Alacaklar (Ticari ve Diğer Alacaklar) Alt Grubunun Denetimi
Alacaklar alt grubuna işletmenin tüm kısa ve uzun vadeli senetli ve senetsiz alacakları, vadeli alınan çekler, diğer alacaklar, alacak senetleri reeskontu ve şüpheli alacak karşılıkları gibi hesaplar girmektedir. Bu grup işletmenin hem ana faaliyet hem de yan faaliyetlerinden kaynaklanan alacaklarını içeren bir gruptur. Denetçinin bu grubu denetlemekte ki amacı kayıtlarda görülen tutarların gerçekte var olup olmadığının ve doğruluğunu araştırmak, hesapların geçerliliğini tespit etmek , tahsil edilebilirlik kabiliyetlerini ölçmek ve ilgili mali tablolarda doğru yerde sunulup gerekli açıklamaların yapılıp yapılmadığını ortaya çıkarmaktır.

• Alacakların Uygunluk Testleri
a) İşletmenin sattığı mallar kredisi olan uygun ve gerçek müşterilere yapılıp yapılmadığını
incelenmeli
b) Satılan malların yollanıp yollanmadığı incelenmeli
c) Yollaması yapılan kalemler için uygun faturalamanın yapılıp yapılmadığı ve
tutarların alacaklar olarak muhasebe kayıtlarına geçirilip geçirilmediği incelenmeli
d) Müşterilere çıkartılan faturalar yollamalarla uyumlumu değil mi incelenmeli.
Ticari alacaklar grubu satışlarla doğrudan ilgili olduğu için denetçi satışlarla birlikte alacakları da denetlemeli ve denetlerken de aynı akışı izlemelidir. Bu akış şöyledir:
a) Satış faturalarının ve alacaklar hesabına düşülen her alacak için düzenlenen mahsup
fişlerinin sıra numarası izleyip izlemediği kontrol edilmelidir.
b) Satışlar toplamının aritmetik doğruluğu araştırılmalıdır.
c) Satışlar ve alacaklandırma mahsup fişi kayıtları büyük defterde yeniden izlenmelidir.
d) Satış faturaları a)aritmetik doğruluk, b)Miktar, c)Birim fiyatlar ve d) Müşterinin kabul
edilmiş olması açılarından incelenmelidir.
e) Yollama ile ilgili kayıtlar satış kayıtları ve faturalarla karşılaştırılmalı, yollama
belgelerinin sıra numarası izlemekte olduğu araştırılarak belgelerin hesabı sorulmalıdır.
f) Alacaklandırma mahsup fişi ile ilgili onay aranmalıdır.
g) Alacaklandırma kaydının dayandırıldığı alınan iadeler a) aritmetik doğruluk, b) iade
alınan miktarlar ve c) birim fiyatlar açısından kontrol edilmelidir.
h) Müşterilerden alacaklar hesaplarına yapılan alacak kayıtları kasa tahsil yevmiyesi
kayıtları ile karşılaştırılmalıdır. i) Kayıtlardan çıkarılmış bulunan alacaklar gözden geçirilerek incelenmelidir.
• Alacakların Maddi Doğruluk Testleri
a) Gerçekleşme
b) Tamlık
c) Haklar
d) Değerleme
e) Sunum ve Açıklama
• Stoklar Grubunun Denetimi
Stoklar grubu işletmenin ana faaliyet konusunu oluşturan ve bir faaliyet dönemi içinde satmak amacıyla elinde bulundurduğu malları içerir. Bu grupta Hammadde ve malzeme, yarı mamul ve mamul stokları yer alır.

Stokların denetimindeki genel amaçlar:
a) Stok hesaplarına girişlerin gerçek girişler olup olmadığı belirlenmeli
b) Bunların maliyet bedellerine uygun şekilde kayıtlara alındığı belirlenmeli
c) Yıl içinde tükenen veya satılan stok kalemlerinin tam olarak üretim maliyeti, mamul/yar
mamul maliyeti,satılan malın maliyeti hesaplarına aktarıldığı netleştirilmeli
d) İşletmenin, mülkiyetindeki tüm stoklarını envantere dahil edip etmediği tespit edilmeli
e) Envanterde yer alan stokların genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve yasalara göre
değerlemeye tabi tutulduğu belirlenmeli
• Stoklar Uygunluk Testleri
a) Alış bordrolarından veya mahsup fişlerinden örneklem seç ve ekindeki
sipariş fişi, teslim alma raporu, satıcının sevk irsaliyesi, satıcı faturası ve ambar giriş fişi ile karşılaştırıp karşılaştırmadığını, belgeleri düzenleyenlerin bir üst yöneticisi tarafından gözden geçirilip onaylandığını veya onaylanmadığını inceler
b) Her satın alma işlemi için gerekli belgelerin bulunup bulunmadığını inceler
• Denetçinin satılan stoklara uygulayacağı uygunluk testleri
a) Satış fişlerinden örneklem seçer ve yetki kullanılmış açısından inceler
b) Müşterinin adı, gönderilen malın nitelikleri ve miktarı bakımından satış
fişlerini sevk irsaliyesi ile karşılaştırılır.
c) Sevk irsaliyelerinden bir Örneklem seçer ve satış faturalarına, satış kayıtlarına ve müşteri
hesaplarına işlenişini inceler
d) Sevk irsaliyesinin, müşterinin adı, adresi,vergi hesap numarası, malın nitelikleri ve miktarı
bakımından satış faturalarıyla karşılaştırılır
e) Satış faturalarından bir örneklem seçilir ve faturalardaki fiyatları onaylanmış fiyat listesiyle
karşılaştırılır
f) Satış faturalarındaki yatay ve dikey aritmetik işlemleri yeniden hesaplar
• Satın alınan stoklar için uygulanacak maddi doğruluk testleri
a) Var Olma
b) Tamlık
c) Değerleme ve Dağıtım
d) Sunum ve Açıklama
• Satılan stoklar için uygulanacak maddi doğruluk testleri
a) Gerçekleşme
b) Tamlık
c) Sunum ve Açıklama

• DURAN VARLIKLARIN DENETİMİ
Duran varlıklar ana grubu işletmenin bir yıldan daha uzun sürede ana faaliyetlerinde kullanmaya veya nakde dönüştürmeyi düşündüğü varlıklardan oluşmaktadır. Bu grupta mali duran varlıklar (Yatırımlar) ve maddi duran varlıklar görülmektedir. Denetçi bu iki grubu hem uygunluk hem de maddi doğruluk testlerini uygulayarak denetime tabi tutmaktadır.
Yatırımlar (Menkul Kıymet ve Mali Duran Varlıklar) Alt Gruplarının Denetimi Uygulanacak uygunluk testleri:
a) İşletmenin sahip olduğu menkul kıymetlerin( hisse senedi, tahvil, hazine bonosu gibi) her
biri için ayrı ayrı dökümlü bir listenin hazırlanması gerekir.
b) Bu döküm listesi aynı zamanda muhasebe kayıtlarıyla da karşılaştırılmalıdır
c) İşletmenin mülkiyetinde olmakla birlikte başka bir kurum tarafından saklanıyorsa
doğrulama mektuplarıyla bunların miktarları ve tutarları doğrulanmalıdır.
d) Mevcut menkul kıymetlerin saklanmasına ait prosedürler incelenmeli, sorumlu personelle
görüşülmeli, imza düzenine bakılmalı ve fiziki olarak sayılmalıdır.
e) Geçici yatırım, iştirak gibi alınış amacı farklı olan menkul kıymetlerin birbirinden farklı
yerlerde saklanıp saklanmadığına bakılması gerekir.
• Maddi doğruluk denetiminde denetim amaçları:
a) Var olma
b) Gerçekleşme
c) Değerleme
d) Sunum ve Açıklama
Maddi Duran Varlıklar Alt Grubunun Denetimi
Duran varlıkların en önemli grubudur. Bu grup işletmenin ana faaliyet konusunu yerine getirmek için sahip olduğu arsa, arazi,binalar, taşıtlar, demirbaşlar,makine, tesis, cihaz, yer altı ve yerüstü düzenlerinden oluşan ve uzun vadede elinde tutmayı düşünerek edindiği varlıklarından oluşmaktadır.
Uygulanacak uygunluk testleri:
a) Maddi duran varlıkların satın alınmalarında, kullanım dışı bırakılmalarında ve elden
çıkarılmalarında kimin yetkili olduğu ve bu yetkililerin tüm işlemlerde ayrı ayrı onaylarının olup
olmadığını belgeler bazında incelenmeli
b) İşletmede mevcut olan tüm maddi duran varlıkların her biri için ayrı açılmış olan yardımcı
defterler incelenmeli
c) İşletmede mevcut maddi duran varlıkların aktifleştirilmesinde, amortismanı ayrılmasında ve
bu varlıklara ilişkin olarak katlanılacak harcamaların (bakım ve onarım gibi)
muhasebeleştirmelerin nasıl yapılacağın ait mevcut yazılı politikalar incelenmeli
d) İşletmedeki maddi duran varlıkların yetki dışı kullanımlarının olup olmadığını ve
yetkilendirmelerin içerikleri incelenmeli
e) İşletmede mevcut maddi duran varlıkların fiziki sayımının ve muhasebe kayıtlarıyla
karşılaştırılmasının yapıldığı incelenmeli

• Maddi doğruluk denetiminde özel denetim amaçları:
a) Var Olma
b) Tamlık
c) Değerleme ve dağıtım
d) Sunum ve Açıklama
Yabancı Kaynakların Denetimi
Yabancı kaynaklar bilançonun pasifinde yer alan işletmenin hem kısa vadeli hem de uzun vadeli borç yükümlülüklerini gösteren gruplardır. Bu grup, müşteri işletmenin işletme dışından üçüncü kişilerden aldığı bir yıldan daha kısa veya bir yıldan daha uzun sürede ödenmesi gereken borçlarının toplamını ifade eden gruptur. Denetçi işletmenin varlıklarının denetiminde olduğundan yüksek ,yabancı kaynaklarının denetiminde ise olduğundan düşük gösterip göstermediğini denetlemeyi amaç edinir ve bu mantık üzerine yoğunlaşarak bir denetim çalışması yapar. Ancak denetçi borçların denetiminde kasada, stoklarda ve maddi duran varlıklarda olduğu gibi yoğun bir inceleme yapmaz. Yabancı kaynakların denetiminde denetçi aynen hazır değerlerde ve alacaklarda olduğu gibi bir denetim çalışması yapar.
Uygulanacak uygunluk testleri:
Borcun doğuşunun bir ifadesi olan satın alma emirleri, satıcının sevk irsaliyesi ve faturası, satın alma bordrosu gibi belgeleri gözden geçirir.
a) Ödeme belgelerini ve alış faturalarını ödeme belgeleri defteri ile veya yevmiye kayıtları ile
karşılaştırır.
b) Ödeme belgeleri defteri veya mal alış yevmiyesi defteri toplamlarını kontrol eder ve büyük
deftere yapılan kayıtlarda yeniden izler.
c) Belgelerin sıra numarası takip edip etmediğini kontrol eder.
d) Özellikle bankalardan veya finans kurumlarından temin edilen borçların incelenmesinde faiz
hesaplamalarının, sözleşme koşullarına uyulup uyulmadığı, valör, faize esas gün sayısı,
uygulanan faiz oranı gibi unsurların yapılan sözleşmeler incelenerek netleştirilmesi gerekir.
e) Kullanılan kredilerin türüne göre ayrı ayrı yardımcı defterler açıklamalı ve bu defterlerde takip
edilmelidir.
f) Kullanılan kredilerdeki miktar büyüklüklerine göre avantaj ve dezavantajları konusunda da üst
yönetim bilgilendirilmeli ve bu kredilere ait sözleşmeler yetkili kişilerce de imzalanmış ve
onaylanmış olmalıdır.

• Maddi doğruluk testlerinin özel denetim amaçları:
a) Gerçekleşme
b) Tamlık
c) Yükümlülük
d) Değerleme ve Dağıtım
e) Sunum ve Açıklama
Öz Kaynakların Denetimi
Öz kaynaklar bilançonun pasifinin üçüncü ana grubudur. Bu grup işletmenin ortaklarının varlıklar üzerindeki haklarını ifade eder.
Uygulanacak uygunluk testleri:
a) Denetçi işletmenin ana kuruluş sözleşmesini istemeli ve hisselerin dağıtımı ile ilgili incelemeler yapmalı
b)Yönetim kurulu toplantı tutanakları ve genel kurul kararlarını isteyerek ana sözleşmede değişiklik yapılıp yapılmadığını incelemeli
c) İşletmede çıkarılan hisse senetlerinin nakit yerine ayni ödeme yapılıp yapılmadığını
incelemeli, eğer yapılmış ise ne şekilde yapılmış (maddi duran varlık türü mü?) bunu tespit
etmeli
d) Kar payı dağıtımları ile ilgili kararları incelemeli
e) İşletmenin eğer borsada işlem gören hisse senetleri varsa bunlara ilişkin yetkilendirmeleri ve
alınmış kararları netleştirmeli
• Maddi doğruluk denetimindeki özel denetim amaçları:
a) Gerçekleşme
b) Tamlık
c) Yükümlülükler
d) Sunum ve Açıklama
GELİR TABLOSU KALEMLERİNİN DENETİMİ
Denetçi gelir tablosu ile ilgili detaylı denetim yapıp yapmayacağına karar verirken;
a) Denetçi dönem içinde işletmenin faaliyetlerinde meydana gelen ve muhasebe kayıtlarını
etkileyen önemli değişikliklerin bulunup bulunmadığını araştırmalıdır.
b) Denetçi, gelir ve gider hesaplarına ait cari dönem tutarlarını bütçelenmiş tutarlar ve geçen
dönemlere ait tutarlar ile karşılaştırmalıdır.
c) Denetçi, cari döneme ait iki veya daha fazla kalem arasında karşılaştırmalar yaparak, bu
hesaplar arasında olması beklenen ilişkileri belirlemelidir.
d) Denetçi, genel ekonomik durumu ve denetlediği müşteri işletmenin faaliyet gösterdiği
sektördeki ekonomik gelişmeleri değerlendirmelidir.

Ünite – 7 : Denetimin Tamamlanması ve Denetim Raporu
• Denetimin son aşaması denetimin tamamlanması ve denetim raporunun yazılmasıdır.
• Denetimin tamamlanmasında temel iki aşama vardır: Çalışmanın tamamlanması,
Sonuçların değerlendirilmesi
• Bilanço sonrası ortaya çıkma olasılığı olan durumlarla ilgili maddi doğruluk testlerinin
yapılmasına yönelik çalışılır. Çalışmanın tamamlanması aşamasında üç noktayı ele
alır

a) Şarta bağlı borçların ve zararların incelenmesi
b) Bilanço sonrası olayların gözden geçirilmesi
c) Müşteri işletmeden beyan mektubu istemesi

• Doğrudan doğruya işletme ve işletme ile ilgili tarafların arasında olan ilişkilerden
kaynaklanan ve denetim raporu yazılma anına kadar da sonuçları kesinleşmemiş olan
gelecekteki belirsizliklere dayalı olaylara ŞARTA BAĞLI BORÇLAR VE
ZARARLAR denir.
• Şarta bağlı borçlar ve zararlar: Vergi anlaşmazlıkları, İskonto ettirilmiş alacak
senetleri, İşletme aleyhine açılmış tazminat davaları
• Olası gider ve zararların şarta bağlı borç yaratma ihtimali yüksek ise bu bilgilerin
muhasebe yoluyla üretilip, gelir tablosunda ve bilançoda gösterilmesi gerekir. Eğer
ihtimal zayıfsa bu bilgilerin dipnotlar şeklinde verilmesi gerekir.
• Destekleyici Kanıtlar:

a) Dava, tazminat ve vergi konularındaki dokümanların incelenmesi
b) Kurul ve komite toplantı tutanaklarının incelenmesi
c) Aktiflerin, kredi ve kira sözleşmelerinin incelenmesi
d) Vergi dairesi ve diğer devlet kurumlarından gelen yazıların incelenmesi
e) Tazminatlarla ilgili dokümanların incelenmesi
f) Banka doğrulama mektuplarının incelenmesi
• Bilanço tarihinden itibaren denetim raporunun yazıldığı ana yani denetim çalışmasının
sonlandığı tarihe kadar gerçekleşecek olaylara BİLANÇO SONRASI OLAYLAR denir.
• Bilanço sonrası olayların incelenmesi için uygulanacak teknikler şunlardır:

a) Müşteri işletmenin avukatından mevcut davalarla ilgili bilgi almak
b) Müşteri işletme yönetim kurulu ve komite tutanaklarını incelemek,
c) Müşteri işletmeden bilanço sonrası olaylarla ilgili defterlerde gerekli düzeltmelerin
yapılıp yapılmadığını sormak,
d) Mevcut en son tarihli ara mali tabloları incelemek ve denetlenen mali tablolarla
karşılaştırmalı olarak incelemek,
e) Müşteri işletme yönetiminden öz sermayede ve uzun vadeli borçlarda miktar olarak
herhangi bir değişiklik olup olmadığını sormak.

• Denetçinin işletme yönetiminden istediği, denetim süresince yönetilen sorulara verdiği
yanıtları içeren mektuba MÜŞTERİ BEYAN MEKTUBU denir.
• Yönetimden beyan mektubun almanın amaçları:
a) Denetçiye verilen sözlü beyanları doğrulamak,
b) Dönem içinde verilen sözlü beyanların uygunluğunun devam ettiğini belirlemek,
c) Yönetimin beyanlarına ilişkin yanlış anlaşılma olasılığını azaltmak,
d) Mali tabloların düzenlenmesinde esas sorumluluğun yönetime ait olduğunu vurgulamak
e) Müşteri ile denetçi arasındaki anlaşmazlıklarda kanıt olarak kullanılmaktadır.
İşletme yönetimi denetçiye böyle bir mektubu imzalayarak vermezse denetçi raporunda şartlı görüş açıklar.
• Müşteri beyan mektubunda özellikle tabloların sorumluluğunun yönetime ait
olduğunun,gerçekleşmiş ve kararlaştırılmış tüm işlemlerin tutanaklarda, belgelerde ve
defterlerde kayıtlı olduğunun beyan edilmiş olması gerekir. Aksi halde, denetçinin
çalışmalarına yönetimce sınırlama getirilmiş olduğu anlaşılır ki bu da denetçiyi raporunda
olumsuz görüş bildirmeye veya görüş bildirmemeye yöneltir.
• Sonuçların değerlendirilmesi aşamasında yapılması gereken işlemler:
a) Kanıtların yeterliliğin değerlendirilmesi
b) Önemlilik düzeyinin ve denetim riskinin son defa ölçülmesi
c) İşletmeden hataların düzeltilmesini isteme
d) Çalışma kağıtlarının gözden geçirilmesi
e) İşletme yönetimi ve görüşme

• İşletmenin dönem başı ve dönem sonu hesap kalanları ile denetçinin düzeltmelerini içeren
çalışma kağıtlarına ÇALIŞMA MİZANI denir.
• Denetim raporu hazırlanırken Genel Kabul Görmüş Denetim Standartları temel alınır.
• Denetim raporu ortaklara hitaben yazılır.
• Denetçinin yaptığı incelemeler sonucunda mali tabloların ilgili işletmenin mali durumu ile
faaliyet sonuçlarını kapanan hesap dönemi itibariyle doğru olarak yansıtıp yansıtmadığı ve
genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanıp hazırlanmadıkları
hususunda edindiği görüşü açıklama olanağı bulduğu rapora DENETİM RAPORU denir.
• Denetim Raporunun bölümleri:

a) Başlık
b) Müşteri işletmenin açık ve tam adresi
c) Giriş paragrafı
d) Kapsam paragrafı
e) Görüş bildirme paragrafı

f) Denetçinin adı, ünvanı, imzası ve raporun düzenleniş tarihi
• Denetçi, olumlu görüş açıkladığında, raporunda sadece kapsam ve görüş bölümlerine yer
verir.
• Kapsam bölümünde; hangi tarihli hangi mali tabloların incelemeye alındığı, denetimin
GKGDS’na göre yapıldığı, örnekleme yöntemlerinin ve gerekli denetim işlemlerinin
uygulandığı belirtilir.
• Görüş bölümünde; Denetçinin yargısını belirtir. Denetçin olumlu görüş açıklarsa
raporda sadece kapsam ve görüş bölümünde olur. Ancak diğer görüş hallerinde nedenlerini
açıkladığı “AÇIKLAMA BÖLÜMÜ ” ya da “ARA BÖLÜM” de yer alır.
• Denetim Görüş Türleri:

a) Olumlu (Şartsız Görüş)
b) Şartlı Görüş
c) Olumsuz Görüş
d) Görüş Bildirmekten kaçınma
• Mali tabloların müşteri işletmenin mali durumu ve faaliyet sonuçlarını doğru olarak
yansıttığını inanılıyorsa OLUMLU GÖRÜŞ açıklar.
Olumlu Görüş Bildirme Halleri:
a) Mali tablolar genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre hazırlanmış olmalı
b) Denetim yapılan yılda önceki yıla göre muhasebe ilkelerinde değişiklik olmamalı,
c) Mali tablolarda tam açıklama kuralına uyulmalı,
d) Denetim kapsamında önemli sınırlamaları olmamalı,
e) Gelecekte meydana gelme olasılığı söz konusu olan belirsiz durumlar varsa, bu
belirsizlikler tabloların bütününün doğruluğunu sarsmayacak derecede önemsiz olmalı.
• Mali tablolardaki bazı kalemlerin doğruluğundan şüphe edildiğinde veya diğer bazı konularda tam kanaate sahip olunamamışsa, fakat yine de mali tabloların bütününün doğruluğu hakkında bir görüş beyan edilebilecekse, denetçi görüşünü ŞARTLI açıklar.
Şartlı Görüş Bildirme Halleri:
a)Mali tabloların hazırlanmasında G.KG.M. ilkelerinden bazılarına uyulmamasına rağmen, bu durumun tabloların bütününün doğruluğunu bozmadığına inanılıyorsa,
b) Denetim yapılan yılda önceki yıla göre G.K.G.M. ilkelerinden bazılarında önemli
değişiklikler yapılmasına rağmen, bu durumun tabloların bütününün doğruluğunu
bozmadığına inanılıyorsa,
c) Mali tablolarda tam açıklama kuralına yeterince uyulmadığı halde tabloların bütünü
doğru bulunuyorsa,
d) Denetim kapsamına getirilen sınırlamalar mali tabloların belirli kalemleriyle ilgili kanıt
toplamayı engelleyecek derecede önemli olmasına rağmen, mali tabloların bütününün
doğruluğuna inanılıyorsa,

e) Gelecekte meydana gelme olasılığı söz konusu olan belirsiz durum önemli olarak kabul ediliyorsa.
• Denetlenen mali tabloların dönemin mali durumu ve faaliyet sonuçlarını doğru olarak
yansıtmadığına inanılıyorsa denetçi OLUMSUZ görüş açıklar.
Olumsuz Görüş Bildirme Halleri:
a) Mali tabloları G.K.G.M. ilkelerine tam olarak uyulmadan hazırlanmışsa,
b) Denetim yapılan yılda önceki yıla göre G.K.G.M. ilkelerinde kabul edilemeyecek
derecede önemli değişiklikler yapılmışsa,
c) Mali tablolarda tam açıklama kavramına hiç uyulmamışsa.
• Kanıt yetersizliği veya diğer nedenlerle, mali tabloların bütünü hakkında bir fikir
yürütemeyecek kadar görüş oluşmamışsa, denetçi, GÖRÜŞ BİLDİRMEKTEN
KAÇINIR.
Görüş Bildirmekten Kaçınma Halleri:
a) Önemli bir kalemle ilgili kanı toplanamamasın neden olan veya mali tablolar hakkına şartlı
görüş bile bildirilmesine olanak vermeyen sınırlamalar söz konusu olduğunda, ( ki bu
sınırlamalar denetimin kapsamına getirilmiş demektir.)
b) Gelecekte belirsiz durumun gerçekleşmesi işletme için hayati tehlike yaratacaksa.

Ünite – 8 : Mali Tablolar ve Mali Analiz
• Mali Tabloların Amaçları
a) İlgililer için karar almada yararlı bilgiler sağlamak,
b) Gelecekteki nakit akımlarını değerlendirmede yararlı bilgiler sağlamak,
c) Varlıklar, kaynaklar ve bunlardaki değişiklikler ile işletme faaliyet sonuçları hakkında
bilgi sağlamak.
• Mali Tablo Türleri
Temel Mali Tablolar : Bilanço, Gelir Tablosu (Mali analizlerde kullanılır)
Ek Tablolar:
a) Satışların Maliyeti Tablosu
b) Fon Akım Tablosu
c) Nakit Akım Tablosu
d) Kar Dağıtım Tablosu
e) Öz Kaynaklar Değişim Tablosu
• Finansal tablolardaki bilgilere analiz tekniklerinin uygulanmasıyla analiz sonuçlarını elde
etme ve bu sonuçları yorumlama sonucunda, işletmenin mali durumu ile faaliyet
sonuçları hakkında tahminlerde bulunmaya MALİ ANALİZ denir.
• Mali Analizin Amaçları: Geçmişe ait muhasebe bilgilerini finansal kararlarda
kullanılabilecek işletmenin geleceğine ilişkin bilgilere dönüştürmektedir. Bunlar;
a) Kısa ve uzun vadeli borç ödeme gücü
b) Yatırım gücü
c) Font yaratma gücü
d) Kâr elde etme ve Kâr dağıtma gücü
e) Net çalışma sermayesi
f) Varlık ve Kaynak yapı sı
g) Sermayenin verimliliği
• Mali Analiz Teknikleri
a) Karşılaştırmalı tablolar analizi (Yatay Analiz)
b) Yüzde metod ile analiz (Dikey Analiz)
c) Trend (Eğilim yüzdeleri) analizi
d) Oran Analizi
e) Fon Akışı Analizi
• Analiz sonuçları: TL, YÜZDE, ORAN, GÜN, KERE cinsinden verilir.

• Analiz sonuçlarının büyüklükleri ile yüklenen anlamlarına göre işletmenin bugünkü ve gelecekteki mali durum ve faaliyet sonuçlarına ilişkin tahminlerde bulunmasına YORUM denir.
• İşletmenin belli bir andaki mali durumunu gösteren tabloya BİLANÇO denir.
Bilanço ile ilgili önemli notlar:
a) Bilanço kesin mizana dayanılarak hazırlanır
b) Bilanço kalemi aktif ve pasifinde yer alan tüm ana gruplar, alt gruplar ve alt grupları
oluşturan hesap kalemleridir.
c) Bilanço kalemlerinin gruplandırılması hesap dönemi (bir takvim yılı) kıstasına göre
yapılır.
d) Varlıklar ve kaynaklar bilançoda brüt tutarıyla yer alır.
e) Varlıklar en likit kalemden en az likit kaleme doğru sıralanırken , kaynaklar ödeme
vadelerine göre kısa vadeliden uzun ve sonsuz vadeliye göre sıralanır.
f) Bilançoda parantez dışında yazılan hesaplar tekdüzen hesap planına göre, parantez içinde
yazılanlar (Ticari Alacaklar (Kısa Vadeli Ticari Alacaklar ve Diğer Alacaklar (Diğer Kısa
Vadeli Alacaklar) ise SPK’ya göre bölümlendirilir.
Varlıklar : Bilançonun aktifinde yer alır. Varlıklar, mevcutlar ve alacaklardan oluşur.
• En fazla bir yıl içinde tahsil edilebilecek, satılabilecek, kullanılabilecek, tüketilebilecek
varlıklar ile eldeki nakit ve bankadaki mevduattan oluşan varlıklara DÖNEN
VARLIKLAR denir.
• Dönen varlıkların toplamına BRÜT ÇALIŞMA SERMAYESİ denir.
• Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynakları aşan kısmına NET ÇALIŞMA
SERMAYESİ denir. Dönen varlık > Kısa vadeli yabancı kaynak
• Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklardan eksik olan kısmına NET ÇALIŞMA
SERMAYESİ NOKSANI denir.
Dönen varlıklarla ilgili notlar (Brüt Çalışma Sermayesi)
a) Günlük faaliyetleri sürdürmeye ve kısa vadeli borçları ödemeye yarar
b) Dönen varlıkların yeterliliği bunların işletme faaliyetlerine sıkça katıldığını ve aktifin
verimliliğine, kârlılığına olumlu katkıda bulunduğunu gösterir.
c) Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynaklar ve öz kaynaklar grubunda yer alan
dönem net kârı ile finanse edilmesi gerekir.
d) Stokların uzun vadeli ticari borçlarla finansmanı tercih edilir.
e) Dönen varlıklar kalemi dengeli biçimde dağıtılmalıdır.
f) Ticaret işletmeleri hem ticaret hem üretim işletmelerinde dönen varlıkların duran
varlıklarından büyük olması istenir.
• Bir yıldan daha uzun sürede tahsil edilebilecek, satılabilecek, kullanılabilecek ve
tüketilebilecek varlıklara DURAN VARLIKLAR denir.

• İşletmenin geçici yatırım amacıyla aldığı kamu ve özel teşebbüslerin ihraç ettiği finansman
bonoları, tahvil ve hisse senedi gibi aktif değerleri dönen varlıklar ana grubunun menkul
kıymetler alt grubunda yer alır. Uzun vadeli yatırım amacıyla alınanlar ise duran varlıklar
ana grubunun mali duruna varlıklar alt grubunda yer alır.
• Maddi ve Maddi olmayan duran varlıklar ancak kârlı yıllarda amortisman gideri kadarıyla
yatırımın fon olarak geri dönmesi anlamında dönen varlığa dönüşür. Diğer duran
varlıklarda, varlık kalemleri bir yılın altına düştüğünde dönen varlığa dönüşür.
• Duran varlıkların finansmanında asla kısa vadeli borçlar kullanılmamalıdır. Bu
durum Net Çalışma Sermayesi Noksanına yol açar. Kısa vadeli borç ödeme gücünü
zayıflatır.
• Duran varlıklar öz kaynaklar ve uzun vadeli borçlarla finanse edilmelidir.
• Duran varlıkların göreceli payı sanayi işletmelerinden daha fazladır.
• Bilançonun pasifinde yer alan kısa ve uzun vadeli borçlar ile öz sermayeden oluşan yapıya
KAYNAKLAR (PASİF) denir. Bu hesaplar;

a) Kısa vadeli yabancı kaynaklar (Borçlar)
b) Uzun vadeli yabancı kaynaklar (Borçlar)
c) Öz Kaynaklar (Sermaye)
Kısa vadeli yabancı kaynaklar : Bir yıl içinde ödenmesi gereken ve ödemeleri dönen varlıklarla yapılan borçlardır.
a) Mali (Finansal) Borçlar
b) Ticari Borçlar
c) Diğer Borçlar (Diğer Kısa Vadeli Borçlar)
d) Alınan Avanslar
e) Ödenecek Vergi ve Diğer yükümlülükler
f) Borç ve Gider karşılıkları
g) Gelecek Aylara Ait Gelirler ve Gider tahakkukları
h) Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

a) Dönen varlıklar finansmanında kullanılmalıdır.
b) Toplamının uzun vadeli borçlar toplamından düşük olması istenir. İşletmenin borç ödeme
gücü iyileşir.
c) Dönen varlıkların miktarı ve yapısı yeterli değilse (NÇS noksanı varsa) işletme borçlar
borç ödeme ve faiz yüküne katlanma durumunda kalabilir, günlük faaliyetleri aksar,
işletmenin kredibilitesi düşer.
Uzun vadeli yabancı kaynaklar : Bir yıldan daha uzun sürede ödenecek ve ödemeleri işletmenin yatırım politikalarına ve kârlılığına bağlı olan borçlardır.
a) Mali (Finansal) Borçlar
b) Ticari Borçlar
c) Diğer Borçlar (Diğer Kısa Vadeli Borçlar)
d) Alınan Avanslar
e) Ödenecek Vergi ve Diğer yükümlülükler

f) Borç ve Gider karşılıkları
g) Gelecek Aylara Ait Gelirler ve Gider tahakkukları
h) Diğer Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

a) Vadeleri bir yılın altına indiğinde kısa vadeli borçlara dönüşür
b) Duran varlıkların finansmanında kullanılması düşünülebilir. Ancak stokların
finansmanında uzun vadeli ticari borçların kullanılması normaldir.
• Maddi duran varlıklara bağlanan fonların kârlı dönemlerde amortisman yoluyla işletmeye
geri dönmesine YATIRIM GÜCÜ denir. Uzun vadeli yabancı kaynaklardan uzun süre
yararlanılacak olması, kaynağın ödenemem maliyetini azaltacağı gibi verimliliğini ve
kârlılığını artırır.
• Ortakların kuruluş sırasında ve sonradan sermaye artırılışında koydukları sermaye ile
kârdan işletmede bırakılan kısmına ÖZ SERMAYE denir.
Hesap Planına göre sırasıyla şu alt grupları içerir:
a) Ödenmiş Sermaye
b) Sermaye Yedekleri
c) Kar Yedekleri
d) Geçmiş Yıllar Kârları
e) Geçmiş Yıllar Zararları (-)
f) Dönem Net kârı
g) Dönem Net Zararı (-)
SPK’ya göre Öz Sermaye adıyla ana grup kalemleri şu şekilde sıralanır:
a) Sermaye
b) Sermaye Taahhütleri (-)
c) Emisyon Primi
d) Yeniden Değerleme Artışı
e) Yedekler
f) Net Dönem Kârı
g) Dönem Zararı (-)
h) Geçmiş Yıl Zararları (-) ı) Geçmiş Yıl Kârları
Öz Kaynaklar (Özsermaye) ile ilgili notlar:
a) Geçmiş yıl ve dönem ne zararının hiç olmaması istenir. Çünkü bunlar öz kaynaklar
toplamını azaltıcı unsurlardır.
b) Duran varlıklar finansmanında kullanılır
c) Otofinansman yapısının kuvvetli olması istenir. Çünkü bu durumda hisse senetlerinin
piyasa değeri nominal değerinin üzerine çıkacaktır.
d) Otofinansmandan sonra ikinci önemli kalem ödenmiş sermayedir. Sermaye yedekleri
fiktif (hayali) değerlerden oluşur.
e) Öz kaynaklar alacaklılar için güvence oluşturduğundan dolayı, özkaynaklar toplamının
kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar toplamında büyük ya da en az ona eşit olması
istenir.
• OTOFİNANSMAN: Bir anlamda işletmelerin çeşitli şekillerde kârdan işletmede
bıraktıkları kısımdır. Bunun için bilançonun Öz kaynaklar grubunda bulunan Kâr

Yedekleri, Dönem Net kârı ile Geçmiş Yıllar Kârları kalemleri işletmenin oto finansman yapısını oluşturur.
• İşletmenin belli bir hesap dönemindeki faaliyet sonuçlarını gösteren tabloya GELİR
TABLOSU denir.
• Gelir tablosu dönem net kârı veya zararı hesabına dayanılarak hazırlanır. Sonuç hesapları
gelir tablosuna götürülecek hasılat, gelir, kâr, gider ve zarar gibi hesaplardır.
• Gelir tablosunun bölümleri

a) Brüt satış Kârı veya Zararı
b) Faaliyet Kârı veya Zararı (Esas faaliyet kârı ve zararı)
c) Olağan Kâr veya Zarar (Faaliyet kârı ve zararı)
d) Dönem Kârı veya Zararı
e) Dönem Net Kâr veya Zararı
Brüt satış Kârı veya Zararı: İşletmenin ana faaliyetle ilgili brüt sonucunu gösterir. Bölümleri:
a) Brüt Satışlar
b) Satış İndirimleri (-)
c) Net Satışlar
d) Satışların Maliyeti (-)

a) Satış iadeleri, satış iskontolorı ve diğer indirimlerin az olması istenir. Çünkü bu durumda
Net satışlar, Brüt satışlara yakın olur. Net Satışlar= Brüt Satışlar – Satış İndirimleri
b) Brüt satışların , satışların maliyetini aşan kısmına BRÜT SATIŞ KÂRI denir. Aksi
durumunda BRÜT SATIŞ ZARARI olur.
Brüt Satış Kârı = Net Satışlar – Satışların Maliyeti
Faaliyet Kârı veya Zararı (Esas faaliyet kârı ve zararı): İşletmenin ana faaliyetini devam ettirebilmesi için katlanmak zorunda olduğu, fakat satışların maliyetine yüklenmeyen giderleri kapsar. Bu gruba faaliyet giderleri denir.
a) Araştırma ve Geliştirme Giderleri
b) Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri
c) Genel Yönetim Giderleri
Ticaret işletmelerinde ARGE giderleri yoktur. Faaliyet giderleri brüt satış kârında daha düşük olmalıdır ki faaliyet kârı olabilisin.
Faaliyet Kârı = Brüt Satış Karı – Faaliyet Gideri
Olağan Kâr veya Zarar (Faaliyet kârı ve zararı): İşletmenin esas faaliyet dışında kalan yan faaliyetleri sonucunda oluşan kâr ya da zarar gösterir.

Olağan kârın ana faaliyet kârını olduğunu gibi içermesi ve diğer faaliyetlerden sağlanan kâr pay olması istenir.
a) Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir ve Kârlar : Temettü Gelirleri, Faiz Gelirleri, Kambiyo Kârları, Komisyon Gelirleri, Konusu Kalmayan Karşılıklar, Menkul Kıymet Satış Kârları, Reeskont Faiz Gelirleri ile Diğer Olağan Gelir ve Kârlar kalemlerinden oluşur.
b) Diğer Faaliyetlerden Olağan Gider ve Zararlar: Komisyon Giderleri, Karşılık Giderleri,
Kambiyo Zararları, Menkul Kıymet Satış Zararları, Reeskont Faiz Giderleri ile Diğer Olağan
Gider ve Zararlar kalemlerinden oluşur.
c) Finansman Giderleri: Kısa Vadeli Borçlanma Giderleri ile Uzun Vadeli Borçlanma
Giderleri kalemlerinden oluşur.
Dönem Kârı veya Zararı: İşletmenin esas ve diğer faaliyetlerinden bağımsız olarak arizi nitelikteki ( süreklilik göstermeyen ) işlem ve olaylardan doğan ya da olağandışı nedenlerle ortaya çıkan gelir, kâr ve zararlardan oluşan bölümdür.
Varlık satışından doğan kâr ya da zararlar, kasa noksanından doğacak zarar (personel sorumlu değilse) değersiz alacağın kapatılmasından sonra tahsilinden doğacak kârlar bu bölümde yer alır.
Dönem kârı ticari kâr gösterir. Veri ve yasal yükümlülükleri karşılayacak kadar büyük olması istenir.
a) Olağandışı (Olağan üstü) Gelir ve Kârlar
b) Olağandışı (Olağan üstü) Gider ve Zararlar
Dönem Net Kâr veya Zararı: Dönem kârından vergi yasal yükümlülük karşılıkları (mali kârdan
hesaplanır) düşüldükten sonra kalan kısımdır.
Dönem net kârının yeterliliği ana faaliyet kârından aldığı payın büyük olmasına bağlıdır.

Ünite – 9 : Karşılaştırmalı Tablolar Analizi (Yatay Analiz)
• Bir işletmenin birden fazla döneme ait finansal tablolarının birbirini izleyen dönemler
bakımından karşılaştırmalı olarak düzenlenmesi ve bu tablolarda yer alan kalemlerin
zaman içinde göstermiş oldukları değişmelerin incelenerek değerlendirilmesine
KARŞILAŞTIRMALI TABLOLAR ANALİZ TEKNİĞİ denir.
• Karşılaştırma tablo analizinde amaç finansal tablolarda yer alan her bir kalemin yıllar
itibariyle belirlenen değişimlerini inceleyerek işletmenin finansal durum (bilanço) ve
faaliyet sonuçları (gelir tablosu), bakımından gösterdiği gelişmeyi görebilmektir.
İşletmenin geçmişten bugüne gösterdiği gelişmeyi göstermektedir.
• Karşılaştırma tablo analizi neden – sonuç ilişkisine göre yorumlanır.
• Birden fazla yıla ait finansal tablo kalemleri karşılaştırıldığı için DİNAMİK ANALİZ
türüdür.
• Finansal tablolardaki her bir kalemin tek başına yıllar itibariyle karşılaştırarak
incelenmesi nedeniyle YATAY ANALİZ olarak da adlandırılır.
• Karşılaştırma tablo analizine göre oluşturulan tabloda aşağıdaki bölümler yer alır

a) Kalemlerin yıllar itibariyle değerleri
b) Bilanço ve gelir tablosu kalemleri
c) (+) ya da (-) fark sütunu
d) (+) ya da (-) % sütunu
• Karşılaştırma tablo analizinden beklenen yararın sağlanabilme koşulları:
a) Karşılaştırmaya esas alınan dönemlerin aynı uzunlukta olması
b) Tablonun içerdiği bilgilerin aynı muhasebe kavram ve ilkelerine göre belirlenmiş olması
yani tutarlılık kavramı gereğince benimsenen politika ve yöntemlerin dönemden döneme
değiştirilmemesi.
c) Rakamların enflasyonun etkilerinden arındırılarak karşılaştırma fiktif değişmeler yerine
reel artış yada azalışların dikkate alınması.
Karşılaştırma tabloların düzenlenmesi
a) Eşit uzunluktaki süreleri kapsayan en az iki döneme ait finansal tablo kullanılır
b) Bu tabloların karşılaştırılabilirlik koşulları araştırılır gerekiyorsa öncelikle düzeltmeler
yapılır. (Enflasyon vb)
c) Değişmeler mutlak fark olarak hesaplanır. Artış ya da azalışlar hesaplanarak ayrı bir
sütunda gösterilir. Artış yönündekine (+) azalış yönündekine (-) işareti konulur.
d) Değişimler oransal olarak alınır.

Karşılaştırma tablolarının analizinde artış ve azalışların hesaplanmasında kullanılan yöntemler:
a) Sabit baz yönetimi: Belirli bir temel yıl alınarak kalemlerdeki değişmeler
temel yılın rakamlarına göre hesaplanır.
Oransal (Yüzde) değişme: ilgili kalemin temel yıla göre değişme tutarı x 100
ilgili kalemin temel yıldaki tutarı
b) Hareketli baz yöntemi: Her bir kalemdeki değişme bir önceki yılın
rakamlarına göre hesaplanır.
Oransal (Yüzde) değişme: ilgili kalemin bir önceki yıla göre değişme tutarı x 100
ilgili kalemin karşılaştırılan yıllardan ilkinin tutarı Hareketli baz dönemi yöntemine göre:
a) Karşılaştırılan ilk yıl ile ikinci yılın rakamları aynıysa oransal değişme ” 0 ” olarak
yazılır.
b) İlk yılda rakam yokken ikinci yılda rakam varsa oransal fark ” – ” olarak yazılır. Yorum
belirsiz yapılır.
c) İlk yılda rakam varken ikinci yılda rakam yoksa oransal fark ” -100 ” olarak yazılır.
d) İkinci yılın değeri ilk yılın iki katıysa oransal değişme ” + 100 ” olarak yazılır.
Karşılaştırma tablo analizinde yorum esasları
Kalemlerde ortaya çıkan mutlak ve oransal artış veya azalışlar incelenip, bu değişmelerin nedenleri araştırılarak bulunan sonuçlar değerlendirilir.
Bir kalemin analiz edilip yorumlanmasında birbirini izleyen beş aşama vardır.
a) Değişimin yönünün ve büyüklüğünün belirlenmesi
b) Değişimin nedenlerine bağlı olmaksızın değişimin ortaya çıkardığı sonucun belirlenmesi
c) Değişimin nedenlerinin belirlenmesi
d) Neden-sonuç ilişkisinin kurulması
e) Neden-sonuç ilişkisine bağlı olarak gelecekteki beklentinin belirlenmesi
Bilanço kalemlerindeki değişme nedenlerin belirlenmesi:

a) İşletmenin yeni varlıklar edinmesi
b) İşletmenin sahip olduğu varlıkların şekil değiştirmesi. örneğin hammaddelerin mamul hale
dönmesi gibi
c) İşletmenin varlıkları satması veya elden çıkarması
d) İşletmenin borçlanması
e) İşletmenin borç ödemesi
f) İşletmenin sermaye artırması veya azaltması
g) İşletmenin kâr elde etmesi veya zararla karşılaştırması.
Varlık Kalemi: Artışın nedeni Azalışın nedeni

* Diğer bir varlık kalemindeki azalış * Diğer bir varlık kalemindeki artış
* Kaynak unsurlarının artışı * Kaynak unsurlarının azalışı
Kaynak Kalemi: Artışın nedeni Azalışın nedeni
* Diğer bir kaynak kalemindeki azalış * Diğer bir kaynak kalemindeki artış
* Varlık unsurlarının artışı * Varlık unsurlarının azalışı
Gelir tablosundaki değişme nedenlerin belirlenmesi:
Gelir tablosu analiz edilirken sadece bölüm sonuçlarındaki değişmeler analiz edilip yorumlanır. Bir bölüm sonucundaki değişmenin nedenleri olarak aynı bölümdeki kalemlerin değişmeleri ile bir önceki bölümün bölüm sonucunun değişmesi dikkate alınır. Örnek: Finansman giderlerindeki arıtışın nedeni yabancı kaynaklardaki artış
Finansal tablolarda yer alan kalemlerdeki değişmelerin etkisiyle işletmenin finansal durumunda veya faaliyet sonuçlarında bir önceki döneme göre oluşan yeni duruma analizde SONUÇ denir.
Faaliyet zararının artmasında en önemli unsur GENEL YÖNETİM GİDERLERİNİN – BRÜT SATIŞ KÂRLARINDAKİ artışından fazla olmasıdır.

Ünite – 10 Yüzde Yöntemi ile Analiz (Dikey Yüzdeler Analizi)
• Finansal tablo kalemlerinin aynı tabloda yer alan belirli bir kaleme veya toplama
oranlanarak bulunan yüzdelere göre ifade edildiği analiz tekniğine DİKEY ANALİZ
denir. Finansal tabloları oluşturan unsurlarının uygun ve yeterli büyüklükte olup
olmadıklarının analizi yüzde yöntemi ile analiz tekniği esasdır.
• İşletmenin bir tek dönemine ait finansal tablolarının analizine STATİK ANALİZ denir.
• Yüzde yöntemi ile analiz daha çok bilanço ve gelir tablolarının dikey analizinde
kullanılmaktadır. Bu nedenle analiz tekniği dikey yüzdeler ile analiz tekniği olarak da
adlandırılmaktadır.
• Dikey Analiz Tekniğinin Üstünlükleri

a) Bilanço unsurları 100 kabul edilen bilanço toplamı itibariyle ifade edildiği için her bir
unsurun genel toplam içinde nisbi önemini göstermesi.
b) Bir işletmenin tek başına ve rakip işletmelerle ya da sektör sonuçlarıyla karşılaştırmalı
olarak incelenmesine olarak tanıması.
Dikey yüzde yöntemi aktif ve pasif kalemlerin işletmenin finansal tablolarında nasıl dağıtıldığını saptanmasına yardımcı olur. Bu durum varlık ve kaynakların dağılımımın incelenmesini sağlar.
• Yüzdelerle ifade edilmiş bilançoların hazırlanması
Bilanço unsurları dikey yüzdeler hesaplanırken aktif ve pasif toplamı 100 kabul edilerek her varlık ve kaynak kaleminin genel toplama oranı toplamı içindeki yüzdesi hesaplanır.
Genel Toplama Göre Dikey Yüzdesi : Kalemin Tutarı x100
Aktif (Pasif) Toplamı
Genel Toplama Göre Dikey Yüzdesi : Kalemin Tutarı x100
Kalemin içinde bulunduğu grup toplamı
• Dikey yüzde hesaplanırken net değerler esas alınır. Bilançoda indirim olarak
gösterilen kalemlerin dikey yüzdesi hesaplanmaz. Bilanço kalemlerinin indirimler
düşüldükten sonraki net değerlerinin dikey yüzdesi hesaplanır.
• Dikey yüzdelerin NEGATİF çıkma olasılığı yoktur. Eğer kalemin o yılda tutarı
yoksa dikey yüzdesi ” 0 ” olur.
• Yüzdelerle ifade edilmiş gelir tablolarının hazırlanması

Gelir tablosunun yüzde yöntemiyle analizinde NET SATIŞLAR’ın değeri “100” kabul edilir.
Gelir Tablosu Dikey Yüzdesi : Gelir Tablosu Kalemi x100
Net Satışlar
• Finansal tabloların yüzde yöntemi ile analizi ve yorum esasları
a) Dikey yüzdelerle ifade olunmuş bilançolarda yer alan yüzdeler her kalemin top-
lam içinde ve dahil olduğu bölüm içindeki nispi önemini; gelir tablosundaki dikey
yüzdeler de her kalemin net satışlara olan oranını gösterir.
b) Gelir tablosundaki dikey yüzdeler ise her kalemin net satışlara oranını gösterir.
c) İşletmenin kendi içinde geçmiş dönem dikey yüzdeleriyle karşılaştırmalar yapılarak
gelişme yönü görülebilir yani dinamik analiz de yapılabilir.
d) Rakip işletmelerin dikey yüzdeleriyle karşılaştırma yapılabilir.
• Bilançoların Analiz ve Yorum Esaslar
Dikey yüzdelerle ifade olunmuş bir bilanço, varlıkların ve kaynakların dağılımını ve dolayısıyla varlıkların finansmanında kullanılan kaynakların payını gösterir. Bu nedenle bilançolar yorumlanırken özellikle varlık-kaynak dağılımın incelenir. Ancak bunun yanı sıra istenirse bilançoyu oluşturan kalemlerin genel toplam ve grup toplamları içindeki nispi yerleri de kalem bazında incelenebilir.
• Varlık Dağılımlarının İncelenmesi
Dönen ve Duran varlıkların toplam varlıklar içinde payını belirler.
Varlık dağılımı üzerinde : İŞ KOLU, TEKNOLOJİ ve FİYAT etkilidir.
a) Ticaret işletmelerinde dönen varlıkların payı üretim işletmelerinde ise duran varlıkların
payı daha yüksektir.
b) Emek yoğun teknoloji kullanılan işletmelerde dönen varlıkların payı daha yüksektir.
c) Dönen varlıkların içinde hazır değer, menkul kıymet ve alacakların payının yüksekliği
likidesinin yüksek olduğunu gösterir.
d) Stoklar üretimi ve satışı aksatmayacak kadar olmalıdır. Stokların likiditesi düşük olduğu
için gereğinden fazla olmamsı istenir.
e) Ticari alacakların senetli olması lehte yorumlanır.
f) Duran varlıklar içinde maddi duran varlıkların daha büyük paya sahip olması gerekir.
g) Maddi duran varlıkların faaliyetlerin sürdürecek düzeyde olmalıdır.
• Kaynak Dağılımlarının İncelenmesi
Kısa vadeli yabanı kaynak, uzun vadeli yabancı kaynak ve öz kaynaklar içindeki payları belirlenir.

Kaynak dağılımı üzerinde : İŞ KOLU, TEKNOLOJİ, VARLIK YAPISI, FİNANSAL PAZARLARIN GELİŞMİŞLİK DERECESİ, İŞLETMENİN HUKUKİ STATÜSÜ, ENFLASYON, VERGİ SİSTEMİ gibi unsurlar etkilidir.
a) Öz kaynaklarının payının yabancı kaynaklardan fazla olması ve uzun vadeli yabancı
kaynakların da kısa vadeli yabancı kaynaklardan yüksek olması istenir.
b) İşletmelerin şahıs ve aile ortaklığı olması, sürekli fiyat artışı ve para ve sermaye
piyasalarının gelişmemesi nedenlerden finansmanda yabancı kaynaklara özellikle de kısa
vadeli yabancı kaynaklara yönelmiştir.
c) Yabancı kaynaklar faiz nedeniyle işletmenin kârını azaltır.
d) Küçük ve Orta büyüklükteki işletmelerde ticari borçların, kısa vadeli yabancı kaynaklar
içinde payı yüksektir.
e) Alınan avansların büyüklüğü işletmeye faizsiz ve nakit şeklinde fon girişi sağlar
f) Öz kaynaklar faiz ödemesi olmayan ve geri ödemesiz bir kaynaktır. İşletmenin alacakları
için güvence oluşturur
g) Yabancı kaynaklar için ödenen faiz gider kaydedilerek vergiden düşülebildiği halde
dağıtılan kâr payının gider gösterilememesi, öz kaynakların da maliyeti olduğunu
gösterir.
h) Öz kaynaklar grubunda oto finansmanı temsil eden kâr yedekleri ve dönem kârının
payının büyük olması istenir. i) Öz kaynaklar grubundaki yeniden değerleme artışları sadece fiyat artışları sonucu
varlıklarda oluşan artışın kaydını gerçekleştiren fiktif bir kaynak olduğu için fazla yer
tutması istenmez. j) Ödenmiş sermayensin arttırılması kârdan pay alacak hisse sayısının arttıracağı için
olumlu yorumlanamaz. Çünkü kâr dağıtımı hem varlık çıkışına yol açar hem de oto
finansman yönü zayıftır.
• Varlık – Kaynak İlişkisinin İncelenmesi
Dönen ve duran varlıkların hangi kaynaklarla finanse edildiğinin ve bunun uygunluğunun incelenmesidir.
a) Dönen varlıklar kısa vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilir. Ancak net çalışma
sermayesinin olabilmesi için bir kısmının da öz kaynaklarla veya uzun vadeli yabancı
kaynaklarla finanse edilmesi istenir.
b) Duran varlıklar ise öz kaynaklar ve uzun vadeli yabancı kaynaklarla finanse edilmelidir.
c) Bu durum işletmenin kısa vadeli borçlarını ödeyebildiğini, satış ve gider karşılama da
başarılı olduğunu ve kârlılığı da kuvvetli olacağını gösterir.
• GELİR TABLOSU ANALİZ ve YORUM ESASLARI
Gelir tablosu analiz edilirken her kalemin net satışlara göre oransal büyüklüğünün, kalemin özelliğine de bakılarak hasılat ve kârlılık açısında uygun ve yeterli olup olmadığı araştırılır.
a) Hasılat ve kâr kalemleri için yeterli büyüklük kendilerinden sonra gelen gider ve zararları karşılayıp diğer bölümlere ve dönem net kârına katkıda bulunacak büyüklükte olup olmamasıyla ölçülür.

b) Dönem kârının dikey yüzdesinin yeterliği, onun ana faaliyet konusundan kaynaklanıp
kaynaklanmadığına ve kâr dağıtımı ile oto finansman sağlayıp sağlanamadığına bağlıdır.
c) Gider ve zarar kalemlerinin uygun ve yeterli büyüklükte olup olmaması da kendinden
önceki hasılat veya kârı yok edecek kadar büyük ve üretim kalitesini düşürecek az olup
olmamasına bağlıdır.
d) Olağandışı gider ve zararların hiç olmaması istenir.

• Bir işletmenin ” DÖNEM NET KÂRININ YETERLİLİĞİ” dönem kârın faaliyet
kârından aldığı payın büyük oluşuna bağlıdır.
• Faaliyet kârı kaleminin net satışlara oranı Olağan gider var zararlar ile finansman
giderlerini karşılayacak kadar büyük olmalıdır.
• Faaliyet giderlerinin dikey yüzdesinin yeterliliği BRÜT SATIŞ KÂRI yok etmeyecek
kadar büyük olması ile ölçülür.

Ünite – 11 : Trend (Eğitim Yüzdeleri) Analizi
• İşletmenin mali durumun ve faaliyet sonuçlarının uzun dönemdeki eğilimini, seyrini
inceleyen analize TREND ANALİZ(EĞİLİM YÜZDELERİ) denir.
• Trend analizinde: 8-10 yılda başlayan dönemlere ait tablolar kullanılır. İlgili mali tabla
kalemlerinin artış veya azalış şeklindeki değişimlerin seçilen temel (baz) yıla göre
oransal önemleri ortaya konur ve gelişme yönü belirlemeye çalışır.
• Yalnızca aralarında anlamlı ilişki kurulabilen kalemlerin eğilimlerinin
karşılaştırılması yoluyla uygulanır. Karşılaştırmalı tablo analizinde en önemli farkı
budur.
• Trend Analiz Yöntemin Uygulama Aşamaları

a) Analizin uygulanacağı zaman dilimlerinin belirlenmesi
b) Eğilim yüzdelerinin hesaplanmasında baz (temel) alınacak dönemin seçilmesi
c) Kalemlerin eğilim yüzdelerinin hesaplanması (mali tabloların eğilim yüzdeleri ile
hazırlanması)
d) Analiz sonuçlarının yani eğilim yüzdelerinin yorumlanması

• Eğilim yüzdelerini hesaplamak için tüm dönemlerdeki tutarların oranladığı döneme BAZ
YIL denir. Uygulamada başlangıç baz yılı olarak seçilir.Ancak bu dönem kriz ya da
hiperenflasyonun yaşandığı yıl olmamalıdır.
• Tüm kalemlerin baz yıldaki tutarı ” 100 ” kabul edilir.
Eğilim Yüzdeleri : Kalemin diğer yıldaki tutarı x 100
Kalemin baz yılındaki tutar
• Bulunan sonuç 100 den büyükse incelenen dönemdeki değer baz yılından yükse, 100 ün
altındaysa düşük olduğunu gösterir.
• Küsuratlı sonuçlar tam sayıya çevrilir.
• İncelenen baz yılda tutar yoksa o kalemin eğilimi hesaplanmaz
• Enflasyonda arındırılmış tutarlarla eğilim yüzdelerinin hesaplanması gerekir.
• Eğilim yüzdeleri kârın zarara, zararın kâra dönüşmesi dışında daima “pozitif”
değerlendirilir.
• 100 ün üstündekiler artış, altındakiler ise azalış eğilimlerini gösterir
Analiz sonuçlarının yani eğilim yüzdelerin yorumlanması
Eğilim yüzdelerinin yorumlanmasında şu sıra izlenir;
a) İncelenen kalemlerin eğilimlerinin belirlenmesi,
b) İlişkili kalemlerin eğilimlerinin etkileşiminin araştırılması,
c) Kalemlerin eğilimlerinin etkileşim sonuçlarının değerlendirilmesi,
d) Belirlenen etkileşimin gelecekteki etkisinin tahmin edilmesi.
Yorum, ele alınan her kalemin incelenen dönemdeki eğilimlerinin belirlenmesi ve ilişkili kalemlerin eğilimleri arasındaki benzer ve farklı yönlerin ortaya konması şeklinde yapılır. Bir

kalemin eğilimdeki artış veya azalışın diğer kalemin eğilimdeki artışı veya azalışı destekleyip desteklemediği ve bu etkileşimin ne yönde nasıl gerçekleştiği araştırılır.
Trend analizi yoluyla incelenecek kalemler (gruplar) aşağıdaki gibi belirlenebilir;
Bilançoda birbiriyle ilişkili kalemler:
a) Dönen varlıklar – Duran varlıklar > Amaç: İşletmenin faaliyet konusu ve hacmi ile varlık
yapısını gelişiminin uyumlu olup olmadığını ve varlıkların işletmenin türüne göre kendi içindeki
dağılımının dengeli seyir izleyip izlemediğini belirlemektir.
b) Dönen varlıklar – Kısa vadeli yabancı kaynaklar > Amaç: Net çalışma sermayesinin
likitidesinin kısa vadeli borç ödeme gücünü belirlemektir. Dönen varlıklardaki artış eğilimi kısa
vadeli yabancı kaynaklardan fazlaysa olumlu yorumlanır.
c) Stoklar – Ticari borçlar > Amaç: Mal – malzeme alımlarının peşin mi yoksa kredili mi
yapıldığını, ticari borçların vadesinde ödeyip ödeyemediğini görmektir. Stoklar artış
eğilimdeyken, ticari borçların azalış veya daha yavaş eğilim göstermesi olumlu yorumlanır.
d) Duran varlıklar – Öz kaynaklar > Amaç: Duran varlıkların finansmanında öz kaynakların
yeterli olup olmadığını, borçlanmaya gidilip gidilemediğini görmektir.
Öz kaynakların artış eğilimi duran varlıkların artış eğiliminden fazla olması istenir.
e) Yabancı kaynaklar- öz kaynaklar > Amaç: İşletmenin mali durumunu, finansmanında
hangi kaynağı daha çok kullandığını, alacakların güven içinde olup olmadığını göstermektedir.
Öz kaynakların artış eğilimine karşılık yabancı kaynakların azalış ya da daha yavaş artış
eğiliminde olması olumlu yorumlanır. Öz kaynaklardaki artış eğiliminin dönem kârıyla
beslenmesi tercih edilir.
Gelir tablosundaki birbiriyle ilişkili kalemler:
a) Brüt satışlar – Net satışlar > Amaç: Satış iade ve iskontolarının brüt satışlardan ne kadar
kayba yol açtığını görmektir. Brüt satışlar artış eğilimindeyken net satışlarında da aynı oranda ya
da daha fazla artış eğiliminde olması lehte yorumlanır.
b) Net satışlar – Satışların maliyeti > Amaç : İşletmenin iyi bir fiyat politikası izleyip
izlemediğini, maliyetlerin kontrol altında olup olmadığını ve yeterli brüt satış kârı elde edip
etmediğini görmektir. Net satışlar artış eğilimdeyken satışların maliyetinin azalış ya da daha
yavaş eğilim göstermesi olumlu yorumlanır.
Net satışlarla, satışların maliyeti eğilimlerini karşılaştırırken fiyat ve miktar hareketleri dikkate alınmalıdır.
c) Net satışlar – Faaliyet giderleri > Amaç : Faaliyet giderlerinin kontrol edilip edilmediğini ve
işletmenin faaliyet giderlerini karşılaştırdıktan sonra dönem kârına katkı sağlayacak bir faaliyet
kârına sahip olup olmadığını görmektir. Net satışlar artış eğilimdeyken faaliyet giderlerinin azalış
eğilimde veya daha az artış eğiliminde olması işletme lehinedir.

d) Net satışlar – Finansman giderleri > Amaç: Finansman giderlerinin kontrol altında tutulup tutulmadığı finansman giderlerinin karşılamaya yeterli kârlılığının olup olmadığı ve kredi verenlerin alacaklarının güvencede olup olmadığını görmektir. Net satışlardaki artış eğilimin finansman giderlerindeki artış eğiliminden yüksek olması olumlu yorumlanır.
Bilanço ve Gelir tablosundaki birbiriyle ilişkili kalemler:
a) Dönen varlıklar – Net satışlar > Amaç : Dönen varlıkların etkin kullanıp kullanılmadığını ve
likit yapısının güçlü olup olmadığını görmektir. Dönen varlıklar artış eğilimdeyken net satışların
aynı oranda yada daha yüksek artış eğilimde olması olumludur.
b) Ticari alacaklar – Net satışlar > Amaç: İşletmenin kredili satış politikasını, alacaklarını
vade ve tahsilat durumunun izlenip izlenmediğini görmektir. Net satışların artış eğilime karşılık
ticari alacakların aynı seyri izlemesi veya daha yavaş eğilimde olması lehine yorumlanır. Net
satışlar artış eğilimindeyken ticari alacaklar azalış eğilimdeyse , satışların peşin yapıldığı
alacakların tahsil edildiği düşünülür.
c) Stoklar – Net satışlar > Amaç : İşletmenin etkin bir stok politikası izleyip izlemediğini
stokların satılıp satılmadığını görmektir. Stoklardaki artış veya azalışa karşılık net satışlarda daha
yükse artış eğilimi tercih edilir.
d) Maddi duran varlıklar – Net satışlar > Amaç: Duran varlıkların satış hacmiyle uyumlu olup
olmadığını, tam kapasite kullanılıp kullanılmadığını yatırımın geri dönüp dönmediğini görmektir.
Net satışlardaki artış eğilimine karşılık, maddi duran varlıkların değişmemesi yada daha az artış
eğilimde olması lehte yorumlanır.

Ünite – 12 : Oran Analizi
• Bir işletmenin tek bir yıla ait finansal tablolarında yer alan kalemler arasında
matematiksel ilişkiler kurularak bulunan oranlarla yapılan incelemeye ORAN ANALİZİ
denir. Bu analiz tekniğinde finansal tablolardaki kalemler arasındaki ilişkiler birbirinin
yüzdesi veya katı şeklinde belirlenir. Analiz aracı olarak oranlar, finansal tablolarda yer
alan grup veya bölümler veya kalemler arasındaki matematiksel ilişkilerin kurulmasından
doğar. Genel olarak bakıldığında oran, iki kalem arasındaki ilişkinin basit
matematik ifadesidir. Bu yöntem reşyo ya da rasyo analiz tekniği olarak da
adlandırılır.
• Oran analiz teknikliğinin niteliği ve kullanım amaçları

a) Bilanço ve gelir tablosunda yer alan finansal bilgilere ek bilgi sağlar
b) Tabloların kolay anlaşılmasını ve değerlendirilmesini mümkün kılar
c) Amaç çok sayıda hesaplamak değil, anlamlı ve yararlı oranları hesaplamaktır.
d) Birbirine oranlanan kalemler aynı ya da farklı tablolarda olabilir
e) En önemli üstünlüğü incelemek istenen tek bir konu olsa bile olsa uygulanabilir
olmasıdır.
f) İşletmenin finansal başarısızlığını önceden gösterebilir.
g) Statik analizdir. Ancak geçmiş yılların oranıyla karşılaştırıldığında dinamik analize de
olanak sağlar.
Kullanım Amaçları:
a) Borç ödeme gücünü değerlendirmek
b) Varlıkların verimliliğini değerlendirmek
c) Kârlılığı değerlendirmek
d) Çalışma durumunu değerlendirmek
e) Etkinliğini ve uzun süreli beklentilerini değerlendirmek
f) Yönetim yeterliliğini değerlendirmek
g) Cari finansal durumu değerlendirmek sektördeki işletmelerle ve standart oranlarla
karşılaştırılmasını sağlamak.
h) İşletmenin geçmiş yıllardaki oranlarıyla karşılaştırılması yoluyla eğilimini ve gidişatını
görebilmek.
i) Yöneticilerin alacakları kararlara yön vermek j) Muhasebe denetiminde ve vergi denetiminde denetime aracı olarak kullanmaktadır.
Tekniğin sınırlıkları:
a) Veriler bütün halinde olmalıdır. Çeşitli oranlar birlikte değerlendirilmelidir.
b) Muhasebe uygulamaları ve politikalarında veya finansal raporlamada tek düzen
uygulamaları yoksa karşılaştırmalar anlamını yitirir.
c) Yorum yapılırken fiyatlar genel düzeyindeki değişmelerin etkileri dikkate alınmalıdır.
d) Kalemler arası ilişkilerin nedenlerini açıklayamazlar.
Alınabilecek önlemler:
a) Çok sayıda oran hesaplamak yerine az sayıda oranlar kullanılmalıdır.
b) Analist gerekli ve ilgili oranları karşılaştırabilmeli, amacıyla uygun oranları kullanmalı,
gereksinimleri için oranlar oluşturabilmelidir.
c) Karşılaştırma yapılırken, büyüklük, muhasebe uygulamaları ve politikaları açısından
benzer işletmeler kullanılmalı, sektör oranları (standart oranları) varsa onunla
karşılaştırılmalıdır.

ORANLARIN GRUPLANDIRILMASI ( TÜRLERİ)
a) Likidite Oranları
b) Finansal Yapı Oranları
c) Faaliyet Oranları
d) Kârlılık Oranlar
Likidite Oranları: İşletmelerin kısa vadeli borç ödeme gücünü ölçmek, likidite riskini değerlendirmek, net çalışma sermayesinin yeterliliğini ölçmek için kullanılan oranlardır. Dönen varlıkların (Brüt çalışma sermayesinin) yeterliliğini belirlenirken varlıkların kalitesi ve likiditesi incelenmelidir.
Varlığın kalitesi, varlık satışa sunulduğunda gerçek değerini bulma olasılığıdır. Varlığın likiditesi ise paraya çevrilmesindeki çabukluk ve kolaylığıdır.
Mevcut Likidite Oranları:
a) Cari Oran
b) Likidite (Asit-test) Oranı
c) Nakit (Disponobilite) Oranı
Cari Oran: Dönen varlıklarla kısa vadeli borç arasındaki ilişkiyi gösterir. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar arasındaki ilişkiler özellikle işletmeye kısa süreli borç verenler için önemli olduğunda dolayı bu orana “BANKER” oranı da denir.
Cari Oran : Dönen Varlıklar
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
• Cari oranın kural olarak ” 2 ” olması istenir. 1 den küçük olması dönen varlıkların kısa vadeli borçları karşılamaya yetmediğini, net çalışma sermayesinin noksanı olduğunu gösterir.
Cari Oranın 1,5 seviyelerinde de yeterli görülmesinin nedenleri
a) Gelişmekte olan ülkelerde likiditenin çok yüksek olmaması
b) Ticaret bankalarının kısa vadeli kredi vermeyi tercih etmesi
c) Sermaye piyasalarının gelişmemesi
d) Enflasyon nedeniyle artan çalışma sermayesi ihtiyacının kısa vadeli kısa vadeli yabancı
kaynaklarla finanse edilmesi
e) İşletmelerin faaliyet döngüsünün kısa olması
f) Cari oranın çok yüksek olması, dönen varlığın gereğinden fazla olduğunu, atıllık
olduğunu, likiditesi düşük kalemlerin payının yüksek olduğunu ifade eder. Bu durum
kârlılığı olumsuz etkileyeceği için işletme sahip ve yöneticileri lehine değildir.
Cari oranın yeterliliğini belirleyen faktörler
a) Dönen varlıkların yapısı ve dağılımı
b) İşletmenin tedarik (satın alma) ve satış şartları
c) Dönen varlıkların gerçek değeri
d) Dönen varlıklarda olası değer kayıpları
e) Mevsimlik hareketlerin etkisi
f) Faaliyette bulunulan işkolu
g) Kısa vadeli borçların vadeleri itibarıyla dağılımı

h) Bankalarla ilişkiler
ı) Borçların ertelenme ve refinansman olanaklar
i) Stok devir hızı
j) Alacak devir hızı
k) Ticari alacakların senetli ve senetsiz olarak dağılımı
l) Piyasanın durumu
m) Satışların düzenliliği ve kararlılığı
Likidite (Asit-test) Oranı: Stokların dönen varlıklara dahil edilmemesi durumunda kısa vadeli borçların ödenebilirliliğini gösterir.
Hazır Değerler + Menkul Kıymetler + Alacaklar
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar Asit – test oranının ” 1 ” olmasını yeterli görülür.
Nakit (Disponobilite) Oranı: Nakit ve nakit benzeri varlıklardan oluşan hazır değerler ile geçici yatırım amacıyla alınan ve her an pazarlanabilir menkul kıymetlerin kısa vadeli borçları ne ölçüde karşılandığını gösteren bir orandır. İşletmenin bir anda satışlarının durması, alacaklarını tahsil edememesi durumunda borç ödeme gücünü gösterir.
Hazır Değerler + Menkul Kıymetler
Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar
%20 in altına düşmesi istenir. Oranın yüksekliği, paranın atıl kaldığını ve kazanma gücünün azaldığını gösterdiği için tercih edilmez.
Finansal Yapı Analizinde Kullanılan Oranlar ( Kaldıraç Oranları) Önemli Notlar
• İşletmenin kaynak yapısının ve uzun vadeli borç ödeme gücünü, finansmanda yabancı
kaynaklardan yararlanma derecesini gösteren oranıdır.
• İşletme varlıklarının finansmanında öz kaynak yada yabancı kaynak kullanılır.
• Borcun hem anapara hem de faizin ödenmesi zorunluluğu riski artırır.
• Öz kaynaklardan finansmanda anapara ödenmez
• Kâr payı net kâr varsa ve genel kurul kararı almışsa dağıtılır.
• Öz kaynakların riski daha düşüktür.
• Borç için ödenen faiz gider kaydedilerek vergiden düşüldüğü için finansal kaldıraç etkisi
yapar.
• Daha fazla borç kredi sağlayanların emniyet marjını düşürür, finansal riskini artırır bu da
yabancı kaynağa ödenen faizleri yükselterek öz kaynak kârlılığını olumsuz etkiler.
Finansal Yapı Analizinde Kullanılan Oranlar ( Kaldıraç Oranları)
a) Yabancı kaynakların aktif toplamına oranı (Kaldıraç oranı)
b) Öz kaynakların aktif toplamına oranı
c) Kısa vadeli yabancı kaynakların toplam kaynaklara oranı
d) Faizleri karşılama oranı
e) Borçları karşılama oranı (Borç servis oranı)
f) Maddi duran varlıkların öz kaynaklara oranı

Yabancı kaynakların aktif toplamına oranı (Kaldıraç oranı): Varlıkların yüzde kaçının yabancı kaynakla finanse edildiğini gösterir.
Kaldıraç Oranı: Toplam Yabancı Kaynaklar x 100
Toplam Varlıklar (Aktif)
Gelişmiş ülkelerde bu oranın % 50 in üzerinde olması istenmez. Çünkü bu durumda;
a) Yabancı kaynakların payı öz kaynaklarda fazla olur
b) İşletmenin spekülatif tarzda finanse edildiğini gösterir
c) Kredi verenlerin emniyet payı (marjı) daralır
d) İşletmenin finansal riski artar
e) Mali yönden güç duruma düşme olasılığı yüksektir
Türkiye bu oran % 50 in üzerindedir nedeni ;
a) Toplam varlıklar içinde dönen varlıkların daha yüksek olması ( Ticaret ağırlık
işletmelerin)
b) Emek yoğun teknolojilerin kullanılması
c) Enflasyon
Öz kaynakların aktif toplamına oranı: Varlıkların yüzde kaçının öz kaynaklarla finanse edildiğini gösterir. Yada öz kaynakların toplam kaynaklar içinde payını gösterir. Uzun vadeli kredi verenlere işletmenin mali gücünü gösterir. Uzun vadeli borç ödeme gücünü gösteren ölçüdür.
Öz Kaynaklar x 100 veya Öz Kaynaklar x100
Aktif Toplam Öz Kaynak + Yabancı Kaynak ( Toplam Pasif)
Oranın yüksek olması;
a) Faiz yükünün az olduğunu
b) Mali sıkıntıya düşme olasılığın düşük olduğunu
c) Kredi verenlerin emniyet payının yüksek olduğunu
d) İşletmenin düşük maliyetli uzun vadeli kredilerden yararlanmadığı gösterir.
Devamlı Sermaye = Geçici olmayan finansman kaynaklarıdır. Yani; Uzun Vadeli Yabancı Kaynak + Öz Kaynaktır.
Kısa vadeli yabancı kaynakların toplam kaynaklara oranı:
Kısa Vadeli Yabancı Kaynak x 100 Aktif veya Pasif Toplamı
İşletmenin varlıklarının yüzde kaçının kısa vadeli yabancı kaynakla finanse edildiğini gösterir. Üretim işletmeleri açısında bu oranın % 30’u aşmaması istenir. Ancak ülkemizde;
a) Varlıkların büyük bir kısmının dönen varlıklardan oluşması
b) Kısa vadeli borç kullanımı daha yüksek olduğu için bu oran yükse çıkar.

Faizleri karşılama oranı: İşletmelerin ödemek zorunda olduğu faiz giderlerini kaç kez karşıladığını gösterir. İşletmelerin mali güçlüklerle karşılaşmadan kârlarının ne kadar düşebileceğini gösterir.
Bu oranın yüksek çıkması işletmenin alacaklarının faiz garantisinin ve finansal gücünün o ölçüde iyi olduğunu gösterir.
Faizleri Karşılama Oranı : Faiz ve Vergiden Önceki Kâr
Faiz Giderleri
Borçları karşılama oranı ( Borç Servis Oranı) : Uzun dönemli borç ödeme gücünün iki unsuru olan anapara ve faizleri ödeme gücünü ölçer. Borcun anapara taksiti ve faiz toplamının işletmenin o dönemde faaliyetleri sonucunda yaratılan fon kaynakları ile ödenip ödenemeyeceğini gösterir.
Borç Oranı: Dönem Kârı + Amortisman Giderleri
Faiz Giderleri + Anapara Ödemeleri
Maddi duran varlıkların öz kaynaklara oranı: Maddi duran varlıkların ne kadarının öz kaynaklarla finanse edildiğini gösterir.
Oranın % 100 olması durumunda : Maddi duran varlıkların yalnızca öz kaynaklarla finanse edildiğini, öz kaynakların yeterli olduğunu
Oranın % 100’ün altında olması durumunda : Öz kaynakların maddi duran varlıkların finansmanında yettiği gibi diğer varlıkların finansmanında kullanıldığını
Oranın % 100’ün üstünde olması durumunda : Öz kaynakların yetmediği yabancı kaynakların da maddi duran varlıkların finansmanında kullanıldığını gösterir. Bu durum tercih edilmez.
Maddi Duran Varlıklar ( Net ) x 100
Öz Kaynaklar
• Net değeri birikmiş amortismanlar düşülerek hesaplanır.
• Faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli olan varlıklar finansal kiralama yoluyla
sağlanmışsa, bunlar maddi duran varlıkların için yer almaz. Bu nedenle yorum yapılırken
buna dikkat etmek gerekir.
FAALİYET ORANLARI
• Bu oranlara verimlilik oranları yada çalışma durumunun analizinde kullanılır.
• Firmanın faaliyet derecesi yani satışları ile varlıkları arasındaki ilişkiyi gösterir.
• Firmanın kapital gereksiniminin tahmininde kullanılır. Bunlar kârlılığı ve likiditeyi
doğrudan ölçmezler.

Faaliyet oranları şunlardır:
a) Stok Devir Hızı
b) Ticari alacakların devir hızı ve ortalama tahsilat dönemi
c) Net çalışma sermayesi devir hızı
d) Toplam aktif devir hızı
e) Maddi duran varlık devir hızı
f) Dönen varlık devir hızı
g) Öz sermaye devir hızı
h) Ticari borçların hızı ver ortalama ödeme süresi
Ticari İşletmelerinde Stok Devir Hızı: Stokların ne kadar sürede üretim faaliyetlerinde tükendiğini veya satışın hasılatı unsuru haline dönüştüğünü gösteren oranlardır.
Stok devir hızının yüksekliği
a) İşletmenin daha fazla kâr etmesine olanak sağlar
b) Daha az sermaye stoklarla bağlanır
c) Rekabet şansını artırır
d) Daha düşük fiyatla mal satarak satış hacmini artırmasına olanak sağlar
e) Kazanma gücü artar, nakit gereksinimi azalır
f) Moda ve talep değişimlerinden fazla etkilenmediğini
g) Likiditenin yüksekliğinin ve aktiflerin etkin kullandığını gösterir.
Stok Devir Hızı: Satışların Maliyeti
Ortalama Ticari Mal Stoku
Veya Net Satışlar
Ortalama Ticari Mal Stoku
Stokların Stokta Kalma Süresi: 365
Stok Devir Hızı Stokta kalma süresi stokların kaç günde bir satıldığını gösterir.
Bir işletmenin satış hacmine kıyasla aşırı stok tutmasının, diğer bir deyişle stok devir hızının düşük olmasının doğuracağı sakıncalar:
a) Stokların depolama ve muhafaza masrafları artar
b) Stokların sigorta masrafları artar
c) Stoktaki malların fiyatlarının düşmesi nedeniyle işletme büyük zararlara uğrayabilir
d) Bir malın uzun süre stokta kalması, onun fiziki özelliklerinin bozulmasına neden olabilir
e) Finansman giderleri artar
f) Tüketici tercihlerinin değişmesi veya yeni rakip malların ortaya çıkması nedeniyle stoktaki
mallar demode hale gelebilir veya satış yeteneğini yitirebilir.
Stok devir hızının düşük olmasının nedenleri:
a) Mal alışları veya üretimin satış olanaklarına göre iyi ayarlanmaması,
b) Dönem sonu stoklarının değerinin yüksek gösterilmesi,
d) Fiyatların yükseleceği beklentisiyle spekülatif amaçla aşırı derecede stoklara yatırım yapılmasıdır.

Stok devir hızının yüksek olması ise:
a) Dönem sonu stoklarının düşük bir değerle değerlendirilmesi,
b) Mal alışlarının veya imalatın satış olanaklarına göre iyi planlanması,
c) İşletmenin stok kalitesinin yüksek olması,
d) Stokların işletmenin iş hacmine göre yetersizliği,
e) Tedarik veya üretim güçlükler nedeniyle stokların yenilenememesi,
f) İşletmenin sipariş üzerine üretim yapmasıdır.
Bir işletmenin aşırı stok tutmasının maliyeti olduğu gibi yetersiz stokla çalışmasının da bir maliyeti vardır. Yeterli stok bulundurmamanın neden olabileceği kayıplar aşağıdaki gibi belirlenebilir:
a) İşletme, büyük alımların sağlayabileceği miktar iskontosundan yoksun kalabilir.
b) Satış fırsatlarını kaçırabilir.
c) Müşteri taleplerini zamanında karşılayamadığı durumlarda müşterilerin güvenini yitirebilir.
d) Üretimde aksamalara neden olabilir.
e) Ek taşıma ve sigorta giderlerine neden olabilir.
Üretim işletmesinde stok devir hızı:
İlk Madde ve Malzeme Devir Hızı : İlk Malzeme Gideri
Ortalama İlk Malzeme Stokları
Yarı Mamul Stok Devir Hızı: Üretilen Mamul Maliyeti
Ortalama Yarı Mamul Stokları
Mamul StokDevir Hızı: Satılan Mamul Maliyeti
Ortalama Mamul Stokları
İlk madde ve malzeme stok düzeyini etkileyen etmenler:
a) İlk madde ve malzemenin belirli bir fiyat üzerinden gereksinme duyulduğunda sağlanabilme
olanağı,
b) Satışların göstermiş olduğu gelişme ve gelecek döneme ilişkin satış hacmi hakkında tahminler,
c) Gelecek dönemlerde hammadde yokluğu nedeniyle üretimin kesintiye uğrama olasılığı,
d) Büyük parti alışlarda sağlanacak fiyat indirimleri ve taşıma giderlerinden tasarruf,
İlk madde ve malzemenin fiyatları konusundaki beklentiler:
a) Tedarik ve stok kontrol işlevlerinde etkinlik,
b) Stok tutma maliyeti,
c) Finansal olanakların varlığı ve maliyeti,
d) İşletmenin depolama olanaklarıdır.
Yarı mamul stokunu etkileyen faktörler:
a) Üretim sürecinin uzunluğu,
b) Üretim sürecinde yaratılan katma değer,
c) Satış ve üretim tahminleri,
d) Üretilen malın birim maliyetidir.

Mamul stokunu etkileyen faktörler:
a) Satış hacmi,
b) Mamul mallara olan talebin mevsimlik oluşu,
c) Üretimin sipariş üzerine yapılmış olması
d) Grev olasılığı,
e) Mamul malların niteliklerinin bozulmadan saklanabilmesi süresi,
f) Depolama olanakları,
g) Kaynak maliyeti ve finansman olanakları,
h) Satış fiyatlarına ilişkin bekleyişler,
ı) Üretimde aksama olasılığına karşı koruma, i) Satış bölgelerinin dağınıklığı ve sayısı, j) Dağıtım kanallarının işleyişi, k) Üretimin çeşitliliğidir.
Ticari alacakların devir hızı ve ortalama tahsilat dönemi:
Alacak devir hızı, ticari alacakların bir dönemde kaç kez tahsil edildiğini gösterir.
Ticari alacaklar, ana faaliyet konusunda doğan senetli ve senetsiz alacaklar toplamıdır. Ticari
alacakların brüt tutarından hesaba alınmalıdır.
Alacak Devir Hızı: Kredili Satışlar veya Net Satışlar
Ortalama Ticari Alacaklar Ortalama Ticari Alacaklar
Ortalama tahsil süresi, alacakların satıştan kaç gün sonra tahsil edileceğini, kaç günde tahsil edildiğini gösterir.
Ortalama Tahsil Süresi: Ticari Alacaklar veya 360
Günlük Kredili Satışlar Alacak Devir Hızı
Alacak Devir hızının yüksek olmasın işletmenin lehinedir. Bu durum;
a) Alacakların vadelerinden tahsil edildiğini
b) Fonların tekrar satışa konu olup iş hacminin dolayısıyla kârlılığın artacağını
c) Likit yapısının güçlendiğini
d) Daha az finansmana ihtiyaç duyulduğunu
e) Daha az çalışma sermayesinin alacaklara bağlandığını
f) Düşük bir cari oran ve likidite oranıyla çalışmanın sorun yaratmayacağını
g) Tahsilat kayıp ve masraflarının düşük olduğunu
h) Etkin bir tahsilat politikası uyguladığını yada kredili satışlar konusunda esnek davranılmadığını gösterir.
Net Çalışma Sermayesinin Devir Hızı: Net çalışma sermayesinin verimli kullanıp kullanılmadığını gösterir.
NÇS Devir Hızı : Net Satışlar
Ortalama NÇS

Bu oranın yüksek olması halinde NÇS’nin verimliliğinin yüksek olduğu ortaya çıkar. Devir hızının yüksek olması;
a) NÇS’nin yetersizliği,
b) Stok ve alacak devir hızının yüksekliği,
c) Stok ve alacakların nispeten az işletme sermayesine ihtiyaç gösterdiğini ifade edebilir.
Düşük bir devir hızı NÇS nin kârlı olarak kullanılmadığını gösterir. Yani satışlar NÇS e oranla yeterli değildir. Devir hızının düşük olması;
a) İşletmenin aşırı işletme sermayesine sahip olduğunu,
b) Stok ve alacak devir hızının yavaş olduğunu gösterebilir.
Toplam Aktif Devir Hızı: Aktif devir hızı oranı her bir liralık varlık tarafından sağlanan satışları ölçer. Bu oran işletmedeki sermaye yoğunluğunun bir göstergesi veya varlık kullanımının bir ölçüsüdür.
Toplam Aktif Devir Hızı : Net Satışlar
Toplam Aktif
Aktif devir hızının yüksek olması; aktifin tam kapasite ve verimli biçimde kullandığını gösterir. Ayrıca kârlılık oranlarının da yükselmesine yol açar. Aktif içinde duran varlıkların payı yüksekse genelde aktif devir hızı yavaş olur.
Maddi Duran Varlık Devir Hızı: Maddi duran varlıkların kendilerinin kaç katı kadar satış yarattığını gösterir. Oranın normalin çok üstünde olması işletmenin tesislerinin kapasitelerinin üstünde kullanıldıklarını, normalin çok altında olması ise atıl kapasiteyi ifade eder. Sonucun 1 in altında olması net satışlar tutarının maddi duran varlıkların net değerinden küçük olduğunu, yani maddi duran varlıkların kendisi kadar bile satışa katkıda bulunamadığını ifade eder.
Maddi Duran Varlıklar Devir Hızı : Net Satışlar
Maddi Duran Varlıklar (Net)
Maddi duran varlıkların eski olması, tamamen amorti edilmiş olması oran olduğundan daha yüksek çıkarır. Bunun anlaşılması için maddi duran varlıkların ortalama yaşı
BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR / AMORTİSMAN GİDERLERİ hesaplanır.
Dönen Varlık Devir Hızı: Dönen varlıkların kaç katı kadar net satış hasılatı sağlandığının gösterir. Yüksek devir hızı dönen varlıkların verimli kullanıldığına işaret eder. Yüksek bir devir hızı dönen varlıkların bileşimini ve toplamını lehte etkileyebilir. Bunun için dönemin kârla kapanmış olması gerekir.

Düşük bir devir hızı dönen varlıkların ya gereğinden fazla olduğunu yada kendilerinden yeterince yararlanılmadığını gösterir.
Dönen Varlık Devir Hızı : Net Satışlar
Ortalama Dönen Varlık
Öz Sermaye Devir Hızı: Net satışların ortalama öz sermayeye bölünmesiyle hesaplanan bu oran öz sermayenin kullanımındaki verimliliği gösterir. Oranın normalin çok üstünde olması, işletmenin büyük oranda borçlanmaya yer verdiğini, dolayısıyla öz sermayenin yetersiz olduğunu veya işletmede sermayenin ekonomik, verimli bir şekilde kullanıldığını gösterir. İşletmenin iş hacmine kıyasla öz sermayesinin yetersiz olması daha çok o işletmeye kredi veren taraflar ilgilendiren bir konudur. Böyle bir durumda alacaklıların emniyet payı düşüktür.
Öz Sermaye Devir Hızı : Net Satışlar
Ortalama Öz Sermaye
Bir işletmenin öz sermayesinin iş hacmine kıyasla yetersiz olduğu durumlarda aşağıdaki önlemler alınabilir:
a) İşletmenin öz sermayesini artırmak
b) Satış hacmini daraltmak
c) Olanaklar ölçüsünde daha az stok bulundurmak
d) Alacakların zamanında tahsiline önem vermek
Eğer bir işletmenin öz sermayesi iş hacmine kıyasla fazla ise bu takdirde izlenecek politika; Öz kaynakları azaltmak yoluyla satışlarla öz kaynaklar arasında ölçülü bir oran oluşturmak veya satış hacmini artırmak olabilir. Bunun için de;
a) İşletme kuruluş yeri değiştirilebilir
b) Satış politikası değiştirilebilir ve piyasa payı artırılmaya çalışılır
c) Yeni reklam yöntemleri kullanılabilir,
d) Satış yöneticisi değiştirilebilir,
e) Yeni ürünler geliştirilebilir,
f) Fiyat farklılaştırılması yapılabilir.
Ticari Borçların Devir Hızı ve Ortalama Ödeme Süresi: İşletmenin kredi mal satışlarından doğan borçlarının ödeme hızını gösterir.
Alışlar = SMM + DSMM – DBMM
Ticari Borçların Ödeme Süresi : 365 x Ortalama Ticari Borç
Kredili Alışlar (SMM)
Ticari borç devir hızının yavaşlaması işletme açısında olumludur. Çünkü ödeme süresinin uzadığını gösterir. Bu da işletmeye finansman olanağı yaratır.

KÂRLILIK ANALİZİNDE KULLANILAN ORANLAR
a) Satışların kârlılığa oranı
b) Kâr ile sermaye arasındaki ilişkiyi gösteren oranlar
Kârlılık işletmenin kazanç elde etme gücüdür. Bir işletmenin elde ettiği kârın yeterliliğini belirlerken;
a) Sermayenin alternatif kullanılış araçlarından sağlayabileceği gelir
b) Genel ekonomik koşullar
c) Endüstrideki kâr oranları
d) Geçmiş yıllarda kârın eğilimi
e) İşletmenin planladığı kâr hedefini dikkate alır.
Genelde kârlılık analizinde işletmenin normal faaliyetleri sonucu elde edilen kâr esas alınır.
Satışların Kârlılığa Oranı: İşletmenin döneme ait hasılatı, giderleri, kâr veya zararı gelir tablosunda yer alır. Faaliyet sonuçları brüt satış kârı, esas faaliyet kârı, faaliyet kârı veya olağan kâr, dönem kârı ve dönem net kârı olarak gelir tablosunda raporlanır. Satışlar ile bu kârlar arasında ilişki kurularak kârların yeterli olup olmadığını ortaya koyabilmek için satışların kârlılık oranları hesaplanır ve analiz edilerek yorumlanır
a) Brüt Kâr Marjı: İşletmenin faaliyet bakımında bir zarar yaratmadan satış fiyatlarının ne kadar düşebileceğini veya işletmenin yüksek maliyetli faaliyetlere sahip olup olmadığını ve fiyat baskısının olup olmadığını gösterir.
Üretim maliyetlerinin düştükten sonra işletmeye her bir liralık satıştan kalanı gösterir.
Brüt Kâr Marjı : Brüt Satış Kârı veya 1 – SMM
Net Satışlar Net Satışlar
Brüt satış kârı oranının zaman içerisinde yükselme eğilimi göstermesi işletmenin lehine yorumlanabilecek olumlu bir gelişmedir. Oranın yükselmesinin nedenleri;
a) Maliyetler sabit kaldığı halde satış fiyatının yükselmesi,
b) Satış fiyatı sabit kaldığı halde maliyetlerin düşmesi,
c) Satış fiyatının maliyetlerden daha hızlı artması,
d) Maliyetlerdeki düşüşün satış fiyatlarındaki düşüşten daha hızlı olması,
e) Satış hacmi bileşenlerinin değişmesidir.
b) Net Faaliyet Kârı Marjı (İş Hacmi Rantabilitesi) :
İşletmenin esas faaliyetleri konusundaki kârlılığının bir göstergesidir. İşletme faaliyetleri sonucu işletmenin başarısını ölçer ve işletme politikalarının uygulanmasından elde edilen sonuçları gösterir. Ana faaliyet konusundaki kârlılığı ifade ettiği için bu oranın yüksek olması ve yükselme eğiliminde olması, işletmenin lehine yorumlanan bir durumdur.
Bu oranın dalgalanma nedenleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:
a) Satış fiyatlarındaki değişiklik
b) SMM ve satış giderlerindeki değişiklik
c) Satışların bileşimindeki değişiklik
İş Hacmi Rantabilitesi : Esas Faaliyet Kâr
Net Satışlar

c) Net Kâr Marjı Oranı: Bu oran hem işletme hem de finansman politikalarının sonuçlarını gösterir.
Net Kâr Marjı : Dönem Net Kâr
Net Satışlar Kâr Marjı: İşletmenin belirli bir satış düzeyinde kâr elde etme yeteneğini gösterir.
Bir firmanın kârlılık oranını yükseltebilmesi için;
a) Net kâr marjını artırması veya
b) Aktif devir hızını artırması gerekir.
Yukarıdaki eşitlik, kârlılığı etkileyen iki unsuru belirtir:
1. Satış hasılatının her lirasından elde edilen kârın maksimizasyonu ilkesi
2. İşletmeye yatırılan her liranın kârının maksimizasyonu ilkesi.
Kâr ile Sermaye Arasındaki İlişkileri Gösteren Oranlar: Kâr ile kaynaklar arasında ilişki kurularak öz kaynakların ve uzun vadeli yabancı kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığı belirlenir.
Öz Kaynakların Kârlılığı Oranı (Mali Rantabilite): Dönem net kârının öz kaynakların yüzde kaçı oranında gerçekleştiğini gösterir. İşletme sahiplerinin sağladığı sermayenin bir birime düşen kârı gösterir. İşletmenin ortaklarına kâr dağıtması ve oto finansman yapabilmesi bu oranın yüksek çıkması durumunda devamlılık ve artış gösterir.
Öz Kaynakların Kârlılığı : Net Kâr Marjı x Aktif Devir Hızı x Finansal Kaldıraç
Net Kâr x Satışlar x Toplam Varlık
Satışlar Toplam Varlık Öz Kaynak
Öz Kaynakların Kârlılığı : Net Kâr
Öz Kaynak
Yönetimin öz kaynakların kârlılığı oranı üzerinde sadece üç kaldıraçla kontrole sahip olduğunu gösterir:
a) Her bir liralık satıştan elde edilen kazançlar – Net Kâr Marjı
b) Sahip olunan her bir liralık varlıktan sağlanan satışlar – Varlık Devir Hızı
c) Varlıkları finanse etmek için kullanılan öz kaynak büyüklüğü – Finansal Kaldıraç
Devamlı Sermayenin Amortismanı (Ekonomik Rantabilite): İşletmeye yatırılan fonların yüzde kaçı oranında kâr elde edildiğini gösterir. Ekonomik rantabilitenin, mali rantabilitenin düşük olması gerekir. Aksi durumda yabancı kaynaktan yararlanma maliyeti yüksek demektedir.
Ekonomik Rantabilite : Dönem Kârı + Uzun Vadeli Borç Gideri
Öz Kaynak + Uzun Vadeli Yabancı Kaynak

Toplam Varlıkların Kârlılığı (Varlıkların Getirisi): Kazanç elde etmek için varlıkların kullanmadaki başarısını ölçer. Ancak finansmanı dikkate almaz.
Toplam Varlıkların Kârlılığı = Kâr Marjı x Toplam Varlık Devir Hızı
= Net Kâr x Satışlar
Satışlar Ortalama Toplam Varlık
Net Kâr
Ortalama Toplam Varlık
İşletmenin üst düzey yöneticisi için faaliyetleri değerleme ve ölçme bakımında, toplam varlık kârlılığı etkin bir kontrol aracıdır.

Ünite – 13 : Fon Akış Analizleri ve Fon Akım Tabloları
• En geniş anlamada fon; Aktifin tamamı yani finansal olanakların tümüdür.
• En dar anlamda fon; Dönen varlıkların kısa vadeli yabancı kaynakları aşan kısmı yani Net
Çalışma Sermayesi’dir.
• En dar anlamda fon; Nakit ve nakit benzeri varlıklardır.
• Belirli bir dönem içinde işletmenin sağladığı mali olanakları ve bunların kullanış yerlerini
göstermek yoluyla işletmenin o dönemdeki yatırım ve finansman faaliyetlerini özetler,
finansal durumda meydana gelen değişiklikleri açıklayan tabloya FON AKIM
TABLOSU denir.
• Fon akım tablosunda fon kavramı en geniş anlamada yani aktifin tamamı olarak
kullanılır.
• Fonların hangi kaynaklardan sağlandığını ve nerelerde kullanıldığını gösterdiği için
“KAYNAKLAR VE KULLANIMLAR TABLOSU” da denir.
• Düzenlenmesindeki ama, işletmenin finans ve yatırım faaliyetleri ile dönem içinde
finansal değişiklikleri bilgi kullanıcılarına sunmaktadır.
• İşletmenin fon yaratma gücü bunların kullanım yerleriyle dengeli olup olmadığını fon
gereksinimi ve borç ödeme kapasitesi hakkında bilgi verir.
Fon Akım tablosunun yararları
a) İşletmenin büyümesi için gerekli fon tutarının öngörülmesi
b) İşletmenin gelecekteki gelişmelerinin kâr payı, ücret ve diğer nakit akışlarını karşılayabilme
yeteneğinin öngörülmesi ve gelecekte üretim ve çalışma düzeyinin planlanması,
c) Ek çalışma sermayesine gereksinim duyulduğunda kolaylıkla sağlayabilme olanaklarının
belirlenmesi
d) İşletmenin sahip olduğu faaliyet araçlarının gelecekte yeniden dağılımını yapabilme
kapasitesinin saptanması
e) İşletmenin ekonomik istikrarının ve zayıf yönlerinin saptanması
Fon tablosu düzenlenirken aşağıdaki bilgiler olmalıdır.
a) Hesap dönemine ait gelir tablosu
b) Dönem başı ve dönem sonu bilançosu
c) Bir önceki hesap dönemine ait kâr dağıtım bilgileri
d) İlgili hesap döneminde ödenen vergiler

■ Fon kaynakları ve kullanımları alt grupları itibariyle ayrı ayrı gösterilmelidir.
■ Çifte sayıma yol açabilecek değişmeler açıklanmalıdır.
■ Fon hareketine neden olmayan işlemler tabloda gösterilmemelidir.
■ Dönem kârının etkilemeyen ancak yalnızca aktarmalar nedeniyle hareket gösteren
hesaplamalar yer verilmemelidir.

Fon kaynakları ve yorumu
■ Her türlü varlık azalışı ile bilançodaki ve öz kaynaklardaki artıştır.
■ İşletmenin mali olanaklarında artış yaratan işlemlerdir.
■ Fon akım tablosunun yorumlanması için yüzde yöntemiyle analiz tekniğinin kullanılması
uygun olur.
■ Fon kaynaklarının yorumundaki esas; en uygun kaynakların belirlenmesidir.
Fon Kaynakları
a) Olağan faaliyetlerden sağlanan kaynaklar
b) Olağandışı faaliyetlerden sağlanan kaynaklar
c) Dönen varlık tutarındaki azalışlardan sağlanan kaynaklar
d) Duran varlık tutarındaki azalışlardan sağlanan kaynaklar
e) Kısa vadeli yabancı kaynak tutarındaki artışlardan sağlanan kaynaklar
f) Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki artışlardan sağlanan kaynaklar
g) Sermaye artırımından sağlanan kaynaklar
h) Hisse senedi ihraç primlerinden sağlanan kaynaklar
Olağan faaliyetlerden sağlanan kaynaklar: Fonların en önemli kaynağı işletmenin cari olağan faaliyetleri sonucu yaratmış olduğu kaynaktır.
İşletmenin fon yaratma gücü ve bunun sürekli olup olmayacağı konusunda fikir verir. Gerçek fon hareketlerini hesaplayabilmek için;
a) Hesabı haksız yere azaltan; amortisman giderleri, karşılık giderleri, gelecek aylara ait
giderlerin döneme ait kısmı, reeskont faiz giderleri eklenir.
b) Hesabı haksız yere artıran; peşin tahsil edilmiş gelirlerin döneme ait kısmı, reeskont faiz
gelirleri, karşılıkların iptalinde doğan gelirler indirilir.
Olağandışı faaliyetlerden sağlanan kaynaklar: İşletmenin süreklilik göstermeyen olağandışı işlemlerinde sağlanan fonlardır.
Dönen varlık tutarındaki azalışlardan sağlanan kaynaklar: Dönen varlıkların brüt değerinde ortaya çıkan azalış tutarı fon kaynağıdır.
Duran varlık tutarındaki azalışlardan sağlanan kaynaklar: Duran varlıkların brüt değerindeki azalışlardır. Satıştan sağlanan kaynaklar satış tutarı üzerinden fon kaynağı olarak gösterilir. Süreklilik gösteren bir kaynak değildir.
Kısa vadeli yabancı kaynak tutarındaki artışlardan sağlanan kaynaklar: İşletme, üçüncü kişilerden borçlanmak suretiyle kısa vadeli yabancı kaynak sağlayarak mali olanaklarını artırabilmektedir. Bu nedenle borç ve gider karşılıklarındaki artışlar hariç bilançolardaki kısa vadeli borç kalemlerindeki artışlar fon kaynağıdır.
Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki artışlardan sağlanan kaynaklar: Borç ve gider karşılıkları dışında uzun vadeli yabancı kaynaklardaki artışlar da işletmenin mali olanaklarını artırdığından fon kaynağıdır.

Sermaye artırımından sağlanan kaynaklar : İşletmenin sermayesinde dış kaynaklardan sağlanan artış tutarlarını ifade eder. Yeniden değerleme değer artışları ile yedeklerin sermayeye ilave edilmesi ise herhangi bir fon girişi sağlamamaktadır. Geri ödemesiz olması ve faiz yükü getirmemesi nedeniyle tercih edilen bir kaynaktır.
Hisse senedi ihraç primlerinden sağlanan kaynaklar:
Hisse senedi ihraç primleri, dönem içinde ihraç edilen hisse senetlerinin nominal değerin üzerinde satışı sonucu doğar ve nominal değer ile satış fiyatı arasındaki farktır. Sermaye yedekleri içerisinde yer alan dönemle ilgili hisse senedi ihraç primleri (emisyon primi) bir fon kaynağı olarak kabul edilir.
Fon kullanımları ve yorumu
■ Genel olarak varlıklarda artışlar, pasifteki azalışlardır.
■ Fon kullanımlarının yorumunda esas; işletmenin finansal ve ekonomik faaliyetlerinde
başarılı olmasını sağlayacak yerlere fonların harcandığını belirlemektir.
Amortismanlar gerçek fon hareketi yaratmazlar.
Fon Kullanımları: İşletmelerde fon çıkışına neden olan, yani mali araçlarda azalma meydana getiren işlemler fon kullanımlarını ifade etmektedir.
Fon Kullanımları:
a) Olağan faaliyetlerle ilgili kullanımlar (Olağan Zarar)
b) Olağandışı faaliyetlerle ilgili kullanımlar (Olağandışı Zarar)
c) Ödenen vergi ve benzerleri
d) Ödenen kâr payları (temettüler)
e) Dönen varlık tutarındaki artışlar
f) Duran varlık tutarındaki artışlar
g) Kısa vadeli yabancı kaynak tutarındaki azalışlar
h) Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki azalışlar
ı) Sermayedeki azalışlar
Olağan faaliyetlerle ilgili kullanımlar (Olağan Zarar) : İşletmenin dönem faaliyetini zararla kapatması halinde zarar tutarı kaynak kullanımını ifade eder. Hiç istenmeyen fon kullanımıdır. Bu durum işletmenin yarattığı fonların yitirdiğini , net çalışma sermayesinin zedelediğini üretiminde aksama olacağını ve borç ödeme gücünün zayıflayacağını gösterir.
Olağandışı faaliyetlerle ilgili kullanımlar (Olağandışı Zarar): Faaliyet dışı gelir ve kârlar ile faaliyet dışı gider ve zararlar arasındaki negatif fark olağandışı zararı ifade eder. Faaliyet dışı zarara,fon çıkışı gerektirmeyen kalemlerin eklenmesi ve fon girişi sağlamayan kalemlerin indirilmesi sonucunda pozitif bir tutara ulaşması durumunda, bu tutar fon kaynağı olarak dikkate alınır; aksi takdirde fon kullanımına neden olur.
Ödenen vergi ve benzerleri: Kaynaklar arasında vergiden önceki kâr gösterildiğinde, kâr üzerinden ödenen vergi benzerleri fon kullanımları içinde gösterilmelidir.

Ödenen kâr payları (temettüler): Dönem içinde pay sahiplerine ve diğer kişilere ödenen temettüleri ifade eder. Ortaklık hisse senedi dağıtılarak kâr payı dağıtımı yapıldığında bu, ayı zamanda sermaye artırımı anlamını taşıdığı için artan sermaye de kaynaklar kısmında yer alır.
Dönen varlık tutarındaki artışlar: Dönen varlıkların brüt değerinde ortaya çıkan artış tutarlarını ifade eder.
Duran varlık tutarındaki artışlar: Duran varlıkların brüt değerlerindeki artışlarda bir fon kullanımıdır. Yalnız yeniden değerlemeden kaynaklanan artışlar kullanımlar kısmında yer almamalıdır.
Kısa vadeli yabancı kaynak tutarındaki azalışlar: Borç ve gider karşılıkları ile gelecek aylara ait peşin tahsil edilen gelirlerdeki azalış dışında bilançolardaki kısa vadeli borç kalemlerindeki azalışları gösterir.
Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki azalışlar: İşletmenin borç ve gider karşılıklarındaki azalış dışında uzun vadeli borçlarında ortaya çıkan azalış tutarlarıdır.
Sermaye Azalışı: İlgili mevzuat uyarınca sermayede yapılan azalış tutarlarını ifa-de eder.
NET ÇALIŞMA SERMAYESİ DEĞİŞİM TABLOSU
■ Dönen varlıklarla kısa vadeli yabancı kaynaklar arasındaki olumlu farklardır.
■ Dönen varlıkların uzun vadeli yabancı kaynaklarla ve öz kaynaklarla finanse edilen
kısmıdır.
■ İşletmenin günlük faaliyetlerini sürdürmek için kullanılan varlıklardır.
Net Çalışma Sermayesinin Yeterliliğin Yaraları:
a) Mal ve hizmet üretiminde kullanılan girdilerin zamanında sağlanmasına olanak
vereceğinden işletme faaliyetlerinin daha verimli sürdürülmesini kolaylaştırır.
b) Dönen varlıklarda oluşacak değer düşmelerinin işletme üzerinde yaratacağı
olumsuz etkileri azaltacaktır.
c) Borçların zamanında ödenmesini sağlayacaktır. Ayrıca işletmenin kredi itibarını da
artıracağından yeni kredi olanakları bulunmasını kolaylaştıracaktır.
d) Deprem, yangın, su baskını gibi afetler sonucunda, işletmenin finansal yönden zor duruma
düşmesini önleyecektir.
e) Alıcılara daha iyi hizmet sunulmasına olanak verecektir. Müşterilerin gereksinimlerini,
taleplerini zamanında karşılayabilecek yeterli düzeyde stok bulundurabilecek, daha uygun
koşullarda kredili satış yapılabilecektir.
f) Duran varlıkların tam kapasite ile çalışmasına katkı sağlayacaktır.
g) Durgunluk dönemlerinin kolay atlatılmasını sağlar.

Net Çalışma Sermayesinin Büyüklüğünü Belirleyen Etmenler
■ Faaliyet konusu, türü niteliği
■ Tedarik yada üretim süresi
■ Faaliyet konusu malların birim maliyeti
■ Satış hacmi ve stok devir hızı
■ Satış vadeleri ve alacak devir hızı
■ Tedarik maliyetleri ve depolama giderleri
■ Satışların mevsimlik olması
■ Kullanılan teknolojidir.
Net Çalışma Sermayesinde Değişme Yaratan Durumlar:
■ Uzun vadeli borçlanma karşılığında dönen varlık satın alınması veya dönen varlıklarla
uzun vadeli borçların ödenmesi
■ Dönen varlıklarla kâr payı dağıtımı veya sermaye olarak bir dönen varlık unsurunun
konulması
■ Dönen varlık karşılığında duran varlık alınması
■ Uzun vadeli borcuk kısa vadeli hale gelmesi
■ Kısa vadeli alacağı olan bir satıcının alacağına karşılık işletmeye ortak olması
Net Çalışma Sermayesinde Değişim Yaratamayan Durumlar:
■ Kısa vadeli borçların dönen varlıkla ödenmesi yada kısa vadeli borçlanarak dönen varlık
alınması.
■ Uzun vadeli borçlanarak duran varlık alınması
■ Sermaye olarak duran varlık alınması
■ Uzun vadeli alacak karşılığın iştirak amacıyla hisse senedi alınması
■ Dağıtılmamış kârların sermaye eklenmesi.
Net Çalışma Sermayesi Değişim Tablosu: Bir hesap dönemi içinde Net Çalışma Sermayesinin kaynaklarını ve kullanım yerlerini göstermek amacıyla Net Çalışma Sermayesindeki artış veya azalış ortaya koyan tablodur. İki bölümden oluşur. Birinci bölüm değişiklikleri ikinci bölüm ise nedenlerini gösterir.
a) Kapsamı itibariyle nakit akım tablosundan daha geniş, fon akım tablosunda daha dardır.
b) Tablonun birinci kısmında NÇS’deki değişim miktarı hesaplanırken dönen varlıklardaki
net değişimden kısa vadeli borçlardaki net değişim çıkarılır.
c) Dönem başında NÇS mevcudu varken ikini yılda NÇS noksanı varsa; NÇS azalış var
demektir.
d) İlk yılda NÇS veya noksan varken ikinci yılda NÇS ilkinden daha fazlaysa NÇS de artış
var demektir.
e) NÇS tablosu düzenlenirken dönem başı ve dönem sonu karşılaştırmalı bilançoları, ikinci
yılın gelir tablosu, kâr dağıtım tablosu ve bunlarla ilgili açıklamalar gereklidir.
f) NÇS fon kavramı; NÇS dönen varlıkların kısa vadeli borçlardan fazla olan kısmıdır.

Net Çalışma Sermayesi Fon Kaynakları ve Yorumu: Dönen varlıklardaki artışlar, kısa vadeli yabancı kaynaklardaki azalışlar Net Çalışma Sermayesinin artırır. Tabloda fon kaynağı olarak gösterilir.
Net çalışma sermayesinde artış yaratan olayları beş grupta toplayabiliriz:
a) İşletmenin faaliyetlerinden sağlanan kaynaklar
b) Duran varlık tutarındaki azalışlardan sağlanan kaynaklar
c) Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki artışlardan sağlanan kaynaklar
d) Sermaye artırımından sağlanan kaynaklar
e) Hisse senedi ihraç primlerinden sağlanan kaynaklar
İşletmenin faaliyetlerinden sağlanan kaynaklar: En önemli fon kaynağı işletme faaliyeti sonu sağlanan dönem kârıdır. Faaliyet sonucu sağlanan kaynak tutarı belirlenirken fon hareketine yol açmayan gelir ve giderlerin etkilerinin giderilmesi gerekir.
Duran varlık tutarındaki azalışlardan sağlanan kaynaklar: Duran varlıkların satışı söz konusu ise satış tutarı üzerinden fon kaynağı sayılacak ve satış kârı veya zararı faaliyet sonucu yaratılan kaynak büyüklüğü hesaplanırken düzeltmede kullanılacaktır. Ancak duran varlık unsurundaki azalışın dönen varlıklara veya kısa vadeli yabancı kaynaklara yansıması gerekir. Örneğin, faaliyetlerde kullanılan bir makine uzun vadeli olarak kredili şekilde satılmışsa bu satış NÇS’ni etkilemeyeceğinden fon kaynakları arasında yer almayacaktır.
Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki artışlardan sağlanan kaynaklar : Uzun vadeli borçlanmalar dönen varlıkları artırır veya kısa vadeli borçları ödemede kullanılırsa yada kısa vadeli borçlar uzun vadeli borçlara dönüşürse fon kaynağı oluştururlar.
Sermaye artırımından sağlanan kaynaklar: Sermaye artırımının dönen varlıklarda artış yaratması veya kısa vadeli yabancı kaynakları azaltması koşuluyla fon kaynağı yaratır.
Hisse senedi ihraç primlerinden sağlanan kaynaklar: Sermaye artırımı sırasında hisse senetlerinin nominal değerin üzerinde ihracı ile NÇS unsurları etkileniyorsa fon kaynağıdır.
Net Çalışma Sermayesi Fon Kullanımları ve Yorumu: Dönen varlıkları azaltan veya kısa vadeli yabancı kaynakları arttıran her unsur NÇS’ni azaltır ve fon kullanımıdır.
Net çalışma sermayesinde azalış yaratan olayları altı grupta toplayabiliriz:
a) İşletme faaliyetleri ile ilgili kullanımlar
b) Ödenen kâr payları (temettüler)

d) Duran varlık tutarındaki artışlar
e) Uzun vadeli yabancı kaynak tutarındaki azalışlar
f) Sermayedeki azalışlar
Fon kullanımı bakımında en önemli olan sağlanan fonların yok olmaması gelecek yıllarda bu kullanımların fon yaratabilmesidir. Faaliyet sonucu oluşan zarar en kötü fon kullanımıdır.
Dönem zararı varken, likit yapı iyi değilken ve NÇS noksanı varken kâr dağıtımı uygun değildir.

Net Çalışma Sermayesi değişim tablosunda fon kaynakları toplamı fon kullanımları toplamında büyükse;
a) NÇS’de artış meydana gelmiş
b) O dönemde yaratılan fonlar yeterli olmuş
c) İşletme fon yaratabilmiş demektir
d) Gelecek dönemlere de fon aktarılmış demektir.
Nakit akım tablosu: Fon kavramı; nakit ve nakit benzeri varlıkları ele alınır.
Bir faaliyet dönemi içinde işletmede oluşan nakit akımını, bir başka ifade ile işletmenin nakit
giriş ve çıkışlarını kaynakları ve kullanım yerleri itibarıyla gösteren tablodur.
Nakit akım tablosu işletmedeki para akışını özetleyerek hem geçmişin finansman politikasının
değerlendirilmesinde, hem de geleceğe yönelik nakit planlamasının yapılmasında gerek yönetime
gerekse diğer ilgili taraflara önemli bilgiler sunar.
Nakit akım tablosunun yaraları:
a) Gelecekteki nakit akışlarının tahmin edilmesini sağlar
b) Yönetimin kararlarının değerlemesini sağlar
c) İşletmenin ortaklara kâr payı dağıtabilme ve kredi verenler anapara ve faiz ödeyebilme
yeteneğinin belirlenmesinde yardımcı olur
d) İşletmenin nakit mevcudundaki değişikliklerle kârı arasındaki ilişkiyi gösterir.
Nakit kaynağı (nakit girişleri) sağlayan işlemler:
a) Peşin olarak mal veya hizmet satışı
b) Alacakların tahsili
c) Geçici yatırımların satışı
d) Yatırımlardan dolayı nakden kâr payı ve faiz alınması
e) Alacak senetlerinin iskonto ettirilmesi
f) Duran varlıkların peşin satışı
g) Tahvil veya finansman bonosu ihracı
h) Nakit karşılığı sermaye artırımı
ı) Nakit olarak kredi sağlanması
Nakit Hareketi Gerektirmeyen İşlemler:
a) Amortisman, tükenme ve itfa paylarının kayda alınması
b) Stoklar, alacaklar ve menkul kıymetler için değer düşme zararlarının kayda alınması
c) Değersiz hale gelen alacakların kayıtlardan silinmesi
d) Dağıtılmamış kârların belli amaçlara için tahsisi veya sermayeye eklenmesi
e) Maddi duran varlıkların yeniden değerlemesi
f) Maddi duran varlıkların defter değerinin azaltılması yada defterden silinmesi
g) Kullanılamaz hale gelmiş maddi duran varlıkların amorti edilmemiş bakiyelerinin zarar olarak
kayda alınması
h) Senetli alacak veya borçların bilanço tarihlerindeki değerleri ile raporlanması
ı) İştiraklerden bedelsiz hisse senedi alınması
i) Peşin ödenmiş giderlerin o dönemde gider yazılması
j) Peşin tahsil edilmiş gelirlerin o dönemde gelir yazılması
k) Tahmini borçların kayda alınması (bilanço tarihi itibarıyla hukuken varolan fakat miktarı veya
kime ödeneceği kesin olarak belirlenemeyen yükümlülükler)

■ Nakit akım tablosu ile ilgili gelişmeler Türkiye’de çok yavaş olmuştur. En önemli
gelişme, 29.01.1989 tarihinde yayınlanan Sermaye Kurulunun XI seri nolu tebliğidir.
■ Nakit akım tablosunu SPK ve Maliye bakanlığı geliştirmiştir. Hazırlanması zorunludur.
■ Nakit akım tablosu Türkiye Muhasebe Denetim Standartları Kurulunca yayınlanır.
İşletme Faaliyetleri: İşletmenin gelir yaratan esas faaliyetleri ve diğer faaliyetlerden oluşur.
Yatırım Faaliyetleri: Mali duran varlıklar, maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özel tükenmeye tabi varlıklar ve diğer duran varlıkların elde edilmesi yada elden çıkarılmasına ilişkin faaliyetleri kapsar.
Finansman Faaliyetleri: Öz kaynaklar ile yabancı kaynakların oluşmasına ve bu kaynaklarda meydana gelen değişikliklere ilişkin faaliyetlerden oluşur.
Nakit akım tablosu düzenleme yöntemleri:
a) Dolaylı Yöntem: Başlangıç noktasını gelir tablosunda raporlanan net kârın oluşturduğu
yöntemdir. İşletme faaliyetlerinden sağlanan net nakit fazla ve eksiği belirtilmekte,
faaliyetlerin neden olduğu nakit giriş ve çıkışlarının dökümünün yapılmadığı yöntemdir.
Doğruda yöntem kadar ayrıntılı ve açıklayıcı değildir.
b) Doğrudan Yöntem : Nakit akım tablosunun işlevini ve düzenleme çalışmalarını daha iyi
açıklayan yöntemdir. Başlangıç noktasını gelir tablosunun üst ana kalemi olan gelir
oluşturur.
Nakit Giriş ve Çıkışlarını Belirleme Esasları 1- Dönem için nakit girişleri:
a) Dönem başı nakit: Dönem başındaki kasa bankadaki nakit, alınan çeklerdir.
b) Satışlardan elde edilen nakit: İşletmenin esas faaliyetleri ile ilgili mal ve hizmet
satışından sağlanan nakit girişleridir.
SEENM = Toplam Satışlar + Satışlarla İlgili Dönem Başı Alacaklar Toplamı – Satışlarla İlgili Dönem Sonu Alacaklar Toplamı
c) Diğer Faaliyetlerden Olağan Gelir ve Kârlardan Dolayı Sağlanan Nakit: Faiz
gelirleri, kâr payları, komisyon gelirleri, kur farkları, diğer gelir ve kârlar nakden tahsil
edilmek koşuluyla bu bölümde yer alır.
d) Olağandışı Gelir ve Kârlardan Sağlanan Nakit: Duran varlık satışları, satış
kârlı da olsa zararlı da olsa diğer nakit girişleri içinde yer alır. Eğer satış kârı varsa
olağandışı gelir ve kârdan indirilmelidir.
e) Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklardaki Artışlardan Sağlanan Nakit: Ticari borçlar dışındaki kısa vadeli borçlanma sonucu oluşan nakit girişidir. Borç ve gider karşılıkları gider tahakkukları, nakit girişi sağlamadığı için tabloda yer almaz.

f) Uzun Vadeli Yabancı Kaynaklardaki Artışlardan Sağlanan Nakit: Uzun vadeli borç
dışında kalan uzun vadeli yabancı kaynaklardan sağlanan nakittir. Borç ve gider
karşılıkları, gider tahakkukları ertelenen ve taksitlendirilen vergiler nakit girişi
sağlamadığı için tabloda yer almaz.
g) Sermaye Artırımından Sağlanan Nakit: Sadece nakit karşılığı sermaye artırımı bu
tabloda yer alır.
h) Hisse Senedi ihraç Primlerinden Sağlanan Nakit: Nakit karşılığı ihraç edilen hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinde satılması nedeniyle doğar. Nominal değer ile satış fiyatı arasındaki farktır.
i) Diğer Nakit Girişleri: Portföydeki menkul kıymet satışlarından, diğer alacaklardan yapılan tahsilattan, diğer dönen varlıklardaki azalıştan sağlanan nakit girişleridir.
Dönem içi Nakit Çıkışları
a) Maliyetlerden Kaynaklanan Nakit Çıkışları: Maliyetlerden kaynaklanan nakit
çıkışları hesaplanırken satışların maliyetine stoklardaki artışlarla kredili alımlardan
doğan ticari borçlardaki artış eklenir ve bu tutardan amortismanlarla diğer nakit çıkışı
gerektirmeyen giderlerle stoklardaki azalış ve ticari borçlardaki azalış indirilir.
Satışların Maliyeti
(+) Stoklardaki artış
(+) Ticari Borçlardaki artış
(-) Amortisman ve nakit çıkışı gerektirmeyen giderler
b) Faaliyet Giderlerine İlişkin Nakit Çıkışları: Döneme ait faaliyet giderleriyle ilgili nakit
çıkışlarını ifade eder. Bu tutara ulaşabilmek için faaliyet giderleri toplamından amortisman ve
gider karşılıkları gibi nakit çıkışları gerektirmeyen giderler ile gider tahakkukları indirilir.
(+) Pazarlama, satış ve dağıtım giderleri
(+) Genel yönetim giderleri
(+) Ar-ge giderleri
(-) Amortisman ve gider karşılıkları
(-) Gider tahakkukları
c) Diğer Faaliyetlerden Olağan Gider ve Zararlara İlişkin Nakit Çıkışları: Diğer olağan
gider ve zarar tutarından reeskont faiz giderleri, karşılık giderleri gibi nakit çıkışları
gerektirmeyen giderlerle tahakkuku yapıldığı halde henüz ödenmemiş giderler indirilir.
(-) Reeskont faiz giderleri
(-) Karşılık giderleri
(-) Tahakkuk yapıldığı halde henüz ödenmemiş giderler
d) Finansman Giderlerinde Nakit Çıkışları: Maddi duran varlık ve stok maliyetine
eklenmeyen finansman giderlerinden (nakden ödenen kur farkları dahil)
dolayı nakit çıkışları yer alır.

e) Olağandışı Gider ve Zararlardan Dolayı Nakit Çıkışları: Ödenen vergi ve para
cezaları, tazminatlar gibi olağandışı gider ve zarar nedeniyle doğan nakit çıkışlar
yer alır.
f) Duran Varlık Yatırımlarına İlişkin Nakit Çıkışları: Duran varlık yatırımları nedeniyle
yapılan nakit harcama tutarını gösterir.
g) Kısa Vadeli Yabancı Kaynak Ödemeleri: Menkul kıymet ana para ödemeleri,
alınan kredilerin anapara ödemeleri, ortaklara, iştiraklere borçların ödenmesi, alınan depozito ve teminatların iadesi yer alır. Ticari borçların ödenmesi, vergi ve kâr payı ödemeleri bu bölümde yer almaz.
h) Uzun Vadeli Yabancı Kaynak Ödemeleri: Bu bölüm de kısa vadeli yabancı kaynak ödemelerine paraleldir.
I) Ödenen Vergi ve Benzerleri: Dönem içinde ödenen kurumlar vergisi, gelir vergisi ve benzeri yasal yükümlülükleri içerir.
j) Ödenen Temettüler: Dönem içinde nakden ödenen kâr payı tutarını gösterir.
k) Diğer Nakit Çıkışları: Menkul kıymet alışı, diğer alacaklardaki artış, gelecek aylara ait giderler ve diğer dönen varlıklardaki artışlar nedeniyle nakit çıkışlarını gösterir.
Dönem Sonu Nakit Mevcudu: İşletmenin dönem sonunda kasa ve bankalarda bulunan nakit mevcudunu ifade eder. Herhangi bir vade taşımayan, ibraz edildiklerinde tahsili mümkün bulunan Dekler nakit mevcudu içinde yer alır.
Nakit Artış veya Azalışı: İşletmenin dönem içi nakit girişleri ile dönem içi nakit çıkışları arasındaki fark nakit artışı veya azalışlarını gösterir.
Diğer bir anlatımla dönem içi nakit girişlerinin, dönem içi nakit çıkışlarından fazla olması durumunda aradaki fark nakit artışının; az olması durumunda ise nakit azalışını ifade eder. Dönem sonu nakit mevcudu ile dönem başı nakit mevcudu arasındaki fark, nakit artış veya azalışını gösterir.

Nakit Tablosunun Yorumu:
l^ Nakit Kaynakların Yorumu: Peşin mal ve hizmet satışından sağlanan nakit tutarca büyük olması işletmenin lehinedir. Daha sonra alacakların tahsil edilen nakit kaynağıdır. Bilanço kalemlerinden sağlanan nakitlerin maddi duran varlık satışı yerine yabancı kaynak ve sermaye artırımından kaynaklanması tercih edilir. Fon faaliyetlerinden gelir ve kârlar ile olağandışı faaliyetlerden sağlanan nakit girişleri olumlu yorumlanır. Ancak bunların peşin satıştan sağlanan nakitten fazla olması terci edilmez.
2- Nakit Kullanımlarının Yorumu: Peşin alışlar ve borç ödemeleri olumlu yorumlanır. Duran varlıklar yatırım için yapılan nakit çıkışları net çalışma sermayesini azaltacağı için olumlu yorumlanmaz. Nakit biçimde kâr dağıtımının işletmeyi likidite sıkıntısına düşürmemesi istenir.
Dönem içi nakit girişleri, dönem için nakit çıkışlarından fazlaysa Nakitte artış, azsa Nakitte azalış var demektir. Nakit akım tablosunda nakit kaynaklarının nakit kullanımlarından fazla olması işletme lehine yorumlanır.
Nakit Kullanımları nakit kaynaklarından fazlaysa;
a) Nakitte azalış olduğu
b) Dönem içinde kendi olanaklarıyla fon yaratamadığını
c) Geçmiş dönemdeki nakitten kullanıldığını
d) Geleceğe nakit şeklinde fon aktarılamadığını gösterir.

Ünite – 14 : Enflasyona Göre Mali Tabloların Düzeltilmesi
■ Muhasebe; ekonomik olayları ölçme disiplinidir.
■ Mali raporlamada ve muhasebe politikalarında en önemli ihtiyaç karşılaştırılabilirlik ve
gerçek durumu yansıtılabilmesidir.
■ Fiyatlar genel düzeyinin hissedilir ölçüde ve sürekli olarak yükselmesine ENFLASYON
denir. Enflasyon dönemlerinde ulusal para birimi mali olayları ölçme fonksiyonun
kaybeder.
■ Yüksek enflasyonun olduğu ekonomilerde tarihi maliyet esasına dayalı muhasebe
sistemlerinde üretilen mali tablo bilgileri işletmenin mali durumunu ve faaliyet
sonuçlarını doğru ve gerçeğe uygun yansıtmazlar. Bu da mali tabloların bilgi
kullanıcılarına doğru ve güvenilir bilgi sunma işlevini yerine getiremediğini gösterir.
Enflasyonun mali tablolar üzerindeki etkileri
1. Mali tablolardaki bilgiler işletmelerin mali yapısını ve faaliyet sonuçlarını güvenilir ve gerçeğe uygun olarak yansıtmamaktadır.
a. Bilanço, işletmenin varlık ve kaynak yapısını doğru yansıtmaz, b.Gelir tablosu, işletmenin faaliyet sonucunu olduğundan farklı gösterir.
2.Mali tablolardaki bilgiler karşılaştırılabilirlik özelliğini kaybeder.
3.Muhasebe bilgilerinin güvenilir ve karşılaştırılabilir olmaması muhasebe bilgisini kullanan bilgi kullanıcılarının yanlış kararlar almasına yol açar.
4.Enflasyonist dönemlerde alınan yanlış kararlar ve yapılacak istekler uzun
vadede işletmelerin hem öz sermayesinin gerçek satın alma gücünün hem de üretim gücünün
azalmasına sebep olur.
■ Enflasyon ortamında bu tür olumsuzları gidermek için enflasyon muhasebesi kullanılır.
■ Paranın değerindeki değişmeleri yansıtmaması nedeniyle gerçek durumu yansıtmayan
tablo kalemlerinin uygun değerleme ölçüsüyle düzeltilmesine ENFLASYON
MUHASEBESİ denir.
■ Enflasyon muhasebesinin iki amacı vardır; a) Mali tablolardaki bilgilerin gerçeği
yansıtmasını sağlamak b) Sermayenin gerçek değerini korumak.
■ Söz konusu enflasyon muhasebesi uygulanmasındaki temel kriter ise üç yıl bileşik
enflasyon oranının %100’ün, veya bir yıllık oranın %10’un üzerinde olması (Maliye
Bakanlığı bu oranı %25’e kadar da çıkartabilir) gerekmektedir. Eğer bu şartlar
gerçekleşmemiş ise o yıl için enflasyon muhasebesi uygulanmayacaktır. En yaygın
uygulama maliye Bakanlığı enflasyon muhasebesi uygulamasıdır.

■ Ülkemizde enflasyon muhasebesi uygulamaları;
a) Sermaye piyasası kurulu uygulamaları
b) Bankacılık denetleme düzenleme kurulu uygulamaları
c) Türkiye muhasebe standartları kurulu uygulamaları
d) Maliye bakanlığı uygulamaları
e) SPK ve BDDK uygulamaları çok az sayıda işletmeyi kapsarken maliye bakanlığının 1
Ocak 2004’ten itibaren zorunluluk getirdiği uygulama kapsamına bilanço esasına göre
defter tutan tüm kurumlar vergisi ve gelir vergisi mükellefi girmektedir.
ENFLASYONUN MALİ TABLOLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Bilanço Üzerindeki Etkileri
a) Parasal Kalemler Üzerindeki Etkileri: Paranın satın alma gücündeki değişmeler
karşısında, nominal değerlerini aynen koruyan, ancak satın alma güçleri değişen ( artan
yada azalan) kalemlere PARASAL KALEMLER denir.
Parasal kalemler bilanço tarihinde halihazırdaki paranın cari satın alma gücünden ifade
edildikleri için enflasyona göre düzeltilmezler.
Parasal varlıkların, parasal kaynaklarından çok olan işletmeler, enflasyondan dolayı satın
alma gücü kaybına uğrar.
Parasal kaynakları parasal varlıklarında fazla olanlar ise satın alma güçlerini koruyup,
satın alma gücü kazancı elde ederler.
PARASAL VARLIK KALEMLERİ:
a) Hazır değerler
b) Menkul Kıymetler
c) Ticari Alacaklar
d) Gelir Tahakkukları
PARASAL KAYNAK KALEMLERİ:
a) Mali Borç
b) Ticari Borç
c) Ödenecek Vergi ve Diğer Yükümlülükler
d) Gider Tahakkuklar
b) Enflasyonun parasal olmayan kalemler üzerindeki etkileri:
Parasal olmayan kalemler para değerindeki değişmeler karşısında nominal değerleri ancak satın alma güçleri ile aynen kalan kalemlere PARASAL OLMAYAN KALEMLER denir. PARASAL OLMAYAN VARLIK KALEMLERİ:
a) Hisse Senetleri
b) Stoklar
c) Maddi duran varlıklar
PARASAL KAYNAK KALEMLERİ:
a) Alınan avanslar
b) Gelecek aylara ait gelirler
c) Öz kaynaklar

Gelir tablosu Üzerindeki Etkileri:
Tarihi maliyet esasına dayalı muhasebe kayıtları baz alınarak düzenlenen gelir tablosu enflasyonist dönemlerde gelir, gider, kâr ve zarar unsurlarını doğru olarak yansıtmaz.
Gelir tablosunun enflasyona göre düzeltilmesi, söz konusu olduğunda bütün kalemlerin bilanço tarihindeki paranın satın alma gücü üzerinden düzeltilmeleri gerekir.
ENFLASYONUN MALİ TABLOLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİ GİDERMEDE KULLANILMASI ÖNERİLEN YÖNTEMLER
Enflasyonun mali tablolar Üzerinde sebep olduğu etkileri gidermek için önerilen yöntemler
şunlardır:
a.Cari Değer Yöntemi
b.Genel Fiyat Düzeyi Yöntemi
Cari Değer Yöntemi: Mali tablolarda yer alan kalemlerin cari değerleri ile gösterilmesini öngörmektedir. Bunun için de, maliyet değerleri ile ifade edilen kalemlerin değerleri özel fiyat endekslerine göre düzeltilerek cari değerlerine ulaştırılmakta veya özel kataloglardan elde edilen kesin cari değerlere göre düzeltilmektedir.
Genel Fiyat Düzeyi Yöntemi: Ülkemizde SPK, TMSK ve Maliye bakanlığı genel fiyat düzey
yönteminin kullanılmasını öngörmektedir.
Bu yöntemde kalemler paranın satın alma gücüne göre düzeltilmektedir. Bu amaçla her kalem
için ayrı ayrı fiyat değişimin izlenmesi yerine, ülke ekonomisinin tümü için belirlenen uygun
fiyat endeksleri kullanılarak düzeltilmekte ve aynı satın alma gücüne sahip para birimi ile ifade
edilmektedir.
Genel Fiyat Düzeyinin Amaçları:
1- Enflasyon ortamında paranın satın alma gücünün değiştiği gerçeğinden yola çıkarak zaman içerisinde homojenliğini yitirerek anlamsızlaşan mali tabloları belirli bir tarihteki aynı para birimleri ile ifade ederek daha anlamlı biçimine getirmek.
2. İşletmenin hasılat ve maliyetlerini bilanço günündeki paranın satın alma gücünden ifade ederek gerçek işletme sonuçlarını hesaplamak. Bu sayede işletme yöneticilerini gerçek performanslarıyla ölçmek ve değerlendirmek.
3.Nakdi değerleri elde bulundurma nedeniyle uğranılan kayıpları elde edilen
kazançları hesaplayarak elde bulundurulacak nakdi değerler için yeni politikalar üretmek.
4.Enflasyonun işletmeler üzerindeki etkisini net ve açık bir biçimde ortaya koymak işletmelerin gerçekte kazanmadan enflasyon nedeniyle ödedikleri vergi tutarını ortaya koymak.
5.Gerçek kazanç veya zararları ölçerek dönemler arasında anlamlı kıyaslamalar yapılmasını sağlamak.Çünkü enflasyondan arındırılmamış bilanço kalemleri ile dönemler arasında anlamlı karşılaştırmalar yapabilmek hemen hemen mümkün olmamaktadır.

6.Fiyatlar genel seviyesi muhasebesine göre düzeltilmiş bilanço kalemleri ile daha anlamlı mali analizler yapabilmek. Bilinen mali analiz teknikleri ile tarihsel verilere göre hazırlanmış bilanço kalemlerinden yararlanılarak tümüyle doğru bilgiler edinebilmek çok güç olmaktadır.
7.İşletmedeki ortakların veya hisse sahiplerinin kazançlarını doğru bir biçimde ölçerek haklarını korumaktır.
8.Doğru kar veya zararlar hesaplayarak gerçekte kazanılmamış karlar üzerinden vergi ve kar payı ödemesi ile işletme ile işletme varlıklarının zayıflamasına engel olmak.
Genel fiyat düzeyi muhasebesinin uygulanabilmesi için öncelikle uygun endeksin seçilmesi gerekmektedir.
Seçilen Endeksin özellikleri:
a) Geniş Kapsamlı olmalı
b) Fiyat dalgalanmaları doğru yansıtmalı
c) Düzenli olarak kullanılabilmeli
d) Geçmiş dönemlere ait bilgileri de içeren bir endeks dizine sahip olmalıdır.
■ Ülkemizde TOPTAN EŞYA FİYAT ENDEKSİ (TEFE) kullanılır.
Parasal Kalemler için Düzeltme Katsayısı:
DÖNEM SONU ENDEKSİ / DÖNEM BAŞI ENDEKSİ
Parasal Olmayan Kalemler için Düzeltme Katsayısı:
DÖNEM SONU ENDEKSİ / İLGİLİ KALEMİN ORTAYA ÇIKTIĞI TARİHTEKİ ENDEKS
Gelir tablosu kalemleri için Düzeltme Katsayısı:
DÖNEM SONU ENDEKSİ / DÖNEM ORTALAMA ENDEKSİ
Düzeltme Süreci: Endeks belirlendikten sonra düzeltme işleminin bütün kalemlere mi yoksa yalnızca belirli kalemlere mi uygulanacağı kararlaştırılır.
Kısmi Düzeltme Süreci: Düzeltme işleminin belli bazı kalemlere uygulanmasıdır. (Maddi duran varlık ve öz sermaye gibi)

Genel fiyat seviyesi muhasebesine göre mali tabloların düzeltilme aşamaları
a) Tarihi verilere göre hazırlanmış dönem başı ve dönem sonu bilanço ve gelir tablosunun elde edilmesi,
b)Parasal ve parasal olmayan kalemlerin sınıflandırılması (Bilanço ve Gelir tablosu kalemleri açısından),
c)Parasal olmayan kalemlerin işletmeye giriş tarihleri dikkate alınarak enflasyona göre düzeltilmesi,
d)Fiyat endekslerinin belirlenmesi ve kullanılacak olan katsayıların hesaplanması,
e) Katsayılar yardımıyla yapılan düzeltmeler sonucu ortaya çıkan satın alma gücü kaybı veya
kazancının hesaplanması (Net parasal pozisyon karı veya zararı) ve bu değerin düzeltilmiş
bilanço ve gelir tablosuna eklenmesiyle birlikte mali tabloların yeniden düzenlenmesi,
f) Karşılaştırmalı Bilançoların düzenlenmesi,
g) Karşılaştırmalı Gelir Tablolarının düzenlenmesi,
h) Bilanço ve Gelir Tablosu dışındaki mali tabloların düzeltilmesi ( Nakit Akımı Tablosu, Satışların Maliyeti Tablosu , öz kaynaklar Değişim Tablosu ve Kar Dağıtım Tablosu)
BİLANÇOLARIN DÜZELTİLMESİ
Bilançonun düzeltilmesinde, dönem başı ve dönem sonu bilançosu ayrı ayrı ele alınmalı ve düzeltilmelidir. Özellikle parasal kalemlere dikkat edilmeli ve düzeltilirken dönem sonu bilançosundaki değerleri aynen alınmalıdır.
a) Parasal Kalemlerin Düzeltilmesi: Parasal kalemler paranın değerindeki değişmeler karşısında nominal değerleri sabit kalan ancak satın alma güçleri azalan kalemlerden oluşmaktadırlar. Kasa, banka, alacak senetleri gibi aktif kalemler ile banka kredileri ve satıcılara borçlar, borç senetleri, ihraç edilen tahviller gibi parasal pasif kalemlerin düzeltilmesi için şu formül kullanılmaktadır:
Parasal Kalem x Dönem Sonu Endeksi
Dönem Başı Endeksi
Parasal Olmayan Kalemlerin Düzeltilmesi: Parasal olmayan varlık ve kaynak kalemlerinin düzeltilmesinde hem dönem başı hem de dönem sonu bilançosunun düzeltilmesi gerekmektedir. Düzeltmede kullanılacak formül şöyledir:
Parasal Olmayan Kalem Tarihi Değeri x Dönem Sonu Endeksi
Kalemin ortaya çıktığı tarihteki endeks

Gelir Tablosu Düzeltilmesi
Gelir tablosunun bütün kalemlerinin düzeltme katsayılarıyla düzeltilerek bilançonun düzenleme tarihindeki paranın satın alma gücünden ifade edilmeleri gerekir. Ancak amortisman gideri, satın alma maliyeti gibi kalemler aylık düzeltme katsayısına göre düzeltilmez. Bu kalemleri tarihi tutarları gelir tablosundan çıkartılır ve enflasyona göre düzeltilmiş ilgili bilanço kalemleri üzerinden yeniden hesaplanmış değerleri gelir tablosuna yansıtılır.
Gelir Tablosunda yapılacak düzeltmeler:
1. Gelir ve giderler tahakkuk ettikleri tarihler esas alınarak düzeltilir. Ancak döneme yaygın
olarak yapılan gelir ve giderler , dönem sonu endeksi rakamının dönemin ortalama fiyat
endeksine bölünmesiyle bulunan katsayıya göre düzeltilir.
2. Amortismanlar ve itfa payları, varlıkların düzeltilmiş değerleri üzerinden hesap edilir.
3. Satışların maliyeti, stokların ve diğer maliyet unsurlarının düzeltilmiş tutarları dikkate alınarak
hesaplanır.
4.Parasal olmayan varlıkların satışından doğan kar veya zararlar (Maddi duran varlık satış karı/ zararı gibi) yeniden hesaplanır. Satışa konu olan parasal olmayan varlığın düzeltilmiş değeri ile satış tutarının düzeltilmiş değeri arasındaki fark düzeltilmiş satış karı veya zararını oluşturur.
5.Dönemde ayrılan kıdem tazminatı karşılığı veya vergi karşılığı gibi kalemler dönem sonunda nihai tutarları itibariyle dikkate alındığı için, herhangi bir düzeltme işlemine tabi tutulmazlar. Düzeltme katsayısı “1” olarak dikkate alınır.
6. Net parasal kalemlerin neden olduğu satın alma gücü kazancı veya kaybı (net parasal pozisyon karı veya zararı) hesap edilir ve dönemin gelir tablosunda gösterilir.
Satın alma Gücü Kazanç ve Kayıplarının Hesaplanması:
Enflasyon muhasebesinin amaçlarında biri de; dönem içinde parasal varlık ve yükümlülüklerden ortaya çıkan kazanç yada kayıpların muhasebeleştirilmesidir.
Parasal Varlıklar = Parasal Borçlar + Öz Sermaye
Parasal Olmayan Varlıklar = Parasal Olmayan Borçlar + Öz Sermaye
Enflasyon muhasebesine göre düzeltilmiş mali tabloların sunuluşu
İşletmenin gerçek durumunun görülüp değerlendirilmesi ve analizi için yönetime verilecek tabloların çift sütunlu hazırlanması gerekir. Birinci sütun tarihi değerleri ikinci sütun ise genel fiyat düzeyine göre düzeltilmiş değerleri içerir.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir